26 Ekim 2012 Cuma

KUR'AN'DA 'KURBAN' AYETLERİ HARİTASI


Aşağıda Kur’an’da ‘kurban’ ile ilgili ayetlerin bir haritasını çıkardım. En çok bilinen meal (Diyanet) ile Kur’an’ın Arapçasını karşılaştırdım. Doğrular ve yanlışlar kendi araştırma ve bilgilerime göredir.
Bizim işimizin “gönüller fethetmek” değil; “zihinler açmak” olduğunu hatırlatırım. Malum bu işin bedeli ağır, sabrı zor ve fakat meyvesi tatlıdır.
Bakın ortaya nasıl bir sonuç çıktı.
***
YANLIŞ: “O hâlde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes.” (Kevser; 5)
DOĞRU: “O halde Rabbine yönel/destek iste ve güçlüklere göğüs ger/diren” (Kevser;5).
Tefsiri: Sana “Böyle giderse her şeyden mahrum kalacak. Kendi kendini mahvediyor. Kendine yazık ediyor. Putları tanımamakla, Kureyş geleneklerine ve kurulu düzenine karşı çıkmakla toplumda bir yere gelemeyecek, sönüp gidecek.” diyorlar. Oysa yakında görecekler kimin sönüp gideceğini/ebter olacağını. Bunun için sen Allah’a yönel/destek iste (salât et) ve saldırılara göğsünü siper et/diren (nahr yap). O zaman göreceksin sönüp gitmek bir yana, destek ve nimet (kevser) asıl sana yağacak…
Görüldüğü gibi ayet namaz kılmak ve kurban kesmekle ilgili değil.
***
YANLIŞ: “Biz, (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık.” (Saffat; 107)
DOĞRU: “Biz onu büyük bir kazaya uğramaktan kurtardık” (Saffat; 107).
Tefsiri: Hz. İbrahim bir rüyasında oğlunu boğazlıyor görmüştü. Durumu oğluna açınca o da 'sana söyleneni yap' dedi. Oğlunu kendi çağında çokça yapılanlar gibi ‘kurban’ etmek istedi fakat Allah ona seslenerek onu bu işten vazgeçirdi. Böylece kendisi büyük bir kaza yapmaktan, oğlu da büyük bir kazaya uğramaktan kurtarıldı. Veya ona büyük baş bir kurbanlık fidyesi verilerek kurtarıldı. Böylece insanlık tarihinde çok büyük bir adım atılmış oldu. İnsan kurbanları çağı kapandı.
Ayette geçen “zibh” kelimesi Arapça’da kaze zede, kazaya uğramak (zebîha) anlamına da geliyor. Böyle bir tefsir de mümkündür. Bu durumda fidye kelimesi de kurtarmalık bedeli manasına geliyor. Burada fidye, İbrahim’in oğlunun canı oluyor.
***
YANLIŞ: “Gelsinler ki, kendilerine ait birtakım menfaatlere şahit olsunlar ve Allahın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde (onları kurban ederken) Allahın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.” (Hac: 28)
DOĞRU: “Gelsinler ki, kendilerine ait birtakım yararlara tanık olsunlar ve Allahın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine belli günlerde Allahın ismini ansınlar. Onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.” (Hacc; 28)
Tefsiri: Eski çağlarda tapınak kamu alanı demekti. Tâ Sümerlerde bile vardır. İnsanlar ihtiyaç fazlası ne varsa (hayvan, buğday, un, elbise, altın, gümüş) tapınağa getirirdi. Hayvanların üzerine “Tanrı malı” diye isim yazılırdı. Mesela un torbası ise onun da üzerine bu isim yazılırdı ve o artık kamu malı olurdu. Hatta matematikteki rakamlar tapınağa getirilen ve kamu malı (tanrı malı) olduğu seçilsin diye hayvanların ve torbaların üzerine atılan çizik ve çeltiklerden doğmuştu.
İşte bunlar kamuya (Tanrı’ya) adanmış mallardı. Orada ihtiyaç sahiplerine dağıtmak için toplanmaktaydı. Oraya gelen ihtiyaç sahiplerine (yoksullar, garibanlar, kimsesizlere) eşit bir şekilde dağıtılırdı. Bu arada uzaktan gelenler olduğu için onlara ikram maksadıyla bazıları da kesilirdi. “Yiyin” denmesi de bundandır.
Görülüyor ki Kur’an eski çağlardan beri gelen ve tapınağı “kamu alanı” olarak gören anlayışı sürdürmekte ve Kabe civarını bir toplanma, kaynaşma, yakınlaşma ve paylaşma merkezi olarak değerlendirmektir.
Yukarıdaki ilk meallendirmede parantez içinde yazılan ‘kurbanlık’, ‘onları kurban ederken’ ifadeleri Kur’an’ın Arapça orijinalinde yok.
***
YANLIŞ: “Bu böyle. Her kim de Allahın nişanelerini (kurbanlıklarını) yüceltirse, şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah’a karşı gelmekten sakınmasından)dır. “ (Hac; 32)
DOĞRU: “Bu böyledir. Her kim Allah’ın sembollerine saygı gösterirse, kalbinde sakınma duygusu/Allah bilinci var demektir.” (Hac; 32).
Tefsiri: Burada da ilk meallendirmede geçen parantez içindeki ‘kurbanlıklarını’ ifadesi orijinal Arapça metinde yine yok. “Allah’ın şiarları” kavramı kurbanlıklar diye yorumlanarak metne dahil edilmiş. Oysa “şiar”ın ne olduğu tefsirde açıklanmalıydı. Biz açıklamışız: Şiar Sözlükte “fark etmek, hissetmek, duyumsamak” demektir.  Fark etmek, hissetmek, duymak (şu’ûr), duyuru (iş’âr), bilinç altı (tahte’ş-şuûr), slogan, amblem, sembol, simge (şi’âr), şiarlar, semboller, simgeler (şeâir), mani, halk ezgisi (şi’run şa’biyyu), saç, kıl, tüy (ş’ar), duygu, şuur, bilinç, sansasyon (şuûr), duygu, his (meş’ar), şiir okumak (şi’ran) kelimeleri bu köktendir… Demek ki şiarlar, şuûrun (bilincin) yansımalarıdır. Bunlar bir yapıya, binaya, yeryüzüne dikilmiş bir anıta nispet edilince bir şuurun, bir bilincin, bir fark ediş, hissediş ve duyuşun sembollerine dönüşürler. Bu anlamda örneğin Kâbe, Allah’ın bir şiarı, sembolüdür. İman edenlerin kalbinde bu yapının çok farklı bir anlamı ve önemi vardır. Aynı şekilde Safa, Merve, Say, Tavaf, Meş’ari Haram, Mina, Müzdelife vs. bütün bunlar Allah’ın şiarlarıdır ve sembolik derin anlamları vardır. Her kim bunlara gereken saygıyı gösterir, bunların mana ve önemini kavrarsa kalbinde bir bilinç, bir şuur, bir duygu ve hissiyat taşıyor demektir. İşin şuurunda, bilincinde demektir. Başkaları için bunlar sıradan binalar, taşlar ve hareketler olarak görünebilir. Ama iman edenlerin kalplerinin derinliklerinde bir şuurun veya bilincin ifadesi olarak yaşarlar. Ayette kastedilen de budur.
***
YANLIŞ: “Sizin için onlarda belli bir zamana kadar birtakım yararlar vardır. Sonra da kurbanlık olarak varacakları yer Beyt-i Atik (Kâbe)’dir.” (Hacc; 33)
DOĞRU: “Sizin için onlarda belli bir süreye kadar faydalar vardır. Dahası onlar yeryüzünün en eski anıtının anlamını açıklarlar.” (Hacc; 33).
Tefsiri: Görüldüğü gibi bu seferde ayette geçen “mahill” ifadesi “kurbanlık” olarak çevirilmiş. Parantez içinde kurbanlık kelimesini sokuşturmak yetmiyormuş gibi “şiar”, “mahill”, ileride gelecek “nüsuk”, “hedy”, “behimetu’l-en’am” hepsi de dümdüz edilerek “kurbanlık” olmuş (!).
Bu ayette geçen “mahill” sözlükte “çözmek, açmak, indirmek” kökünden gelir. Ayette harfi harfine; “Sonra onun ‘mahilli’ ‘Beyt-i Atik’edir.” şeklinde geçmektedir. Çözmek, açmak, analiz etmek, tahlil etmek (tahlîl), yer tutmak, bir yere indirme yapmak, bir yeri istila etmek, işgal etmek (ihtilâl), meşru saymak, kendisine helal etmesini istemek (istihlâl), çöküntü, çözülme, dejenerasyon (inhilâl),   formül, çözüm, çare (hall), çözülmüş, serbest kılınmış, meşru (helâl) işgal edilmiş, işgal altında (muhtell), yer, mekan (muhill), semt, bölge (mahalle), bölgesel, yöresel (mahallî) kelimeleri bu köktendir… Yukarıdaki ayette şeâirillah (Allah’ın şiarları) denmesi haccın tüm imge, simge ve sembolleri manasında kullanıldığını göstermektedir. Nitekim bazı müfessirler bu manada yorumlamışlardır (Razi). Bu durumda ayette geçen mahill kelimesi “Kurban kesme yeri” değil, “Açıklama, açıklığa kavuşturma yeri” anlamına gelir. Bu durumda mana; “İman edenlerin kalplerinde apayrı bir anlam ve önemi olan Allah’ın şiarları yani Kabe, Tavaf, Arafat, Safa, Merve, Müzdelife vb. haccın sembolik eylem ve nüsukları (ritüelleri), yeryüzündeki en eski beytin (beyt-i atik) ne anlama geldiğini, mana ve önemini açıklar” şeklinde olur.
***
YANLIŞ: “Her ümmet için, Allahın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Şu hâlde yalnız O’na teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!” (Hacc: 34)
DOĞRU: “Biz her ümmet için imge/simge/ritüel belirledik (mensek). Ki rızık olarak verdiğimiz hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar. Hepinizin ilahı bir tek ilahtır. O’na teslimiyet gösterin. Kalbi temiz olanları müjdele” (Hacc: 34).
Tefsiri: Görüldüğü gibi bu ayette de “mensek” kelimesi ‘kurban kesmek’ olmuş. Halbuki menseknusuk kökünden gelir ve menâsik olarak tüm hacc ritüel ve sembollerini ifade eder. Şu ayet daha açıklayıcıdır: Biz her ümmet için sembolik hareketlerden oluşan ritüeller belirledik.”(menseken hum nâsikuhu). Buna diğer bazı mealler “ibadet tarzı”, “ibadet yolu” da demiş ki nispeten doğrudur. Bu durumda “Her ümmet için” diyerek genellendiği için sadece hacc menâsiki (tavaf, sa’y, arafatta vakfe, Safa, Merve, müzdelife) değil; dinin içindeki tüm tekrarlanan imgeleri/simgeleri/sembolik hareketleri kapsar: Kıyam, ruku, secde, oruç vb.
Rızık olarak verilen “hayvanların üzerine Allah’ın ismini anmak” ise yukarıda geçtiği gibidir. Bu tabir haccda geçtiğinde infak edilmek üzerine kamu alanına (Kabe’ye) getirilen canlı hayvanlar manasında, diğer yerlerde ise “Allah’ın etinin yenmesine izin verdiği hayvanlar” demek oluyor.
Kabe’ye ihtiyacı olanların alması için getirilen hayvanlar üzerlerine Allah’ın ismi anılmakla (yazılmakla, mühür vurulmakla) “Allah’ın malı” (kamu/herkese ait) oluyorlar ve illa kesilmeleri de gerekmiyor. Canlı canlı da infak edilebiliyor. Ve hatta bunun illa hayvan olması da gerekmiyor. Tarım ve hayvancılık toplumu; bir yoksul bir deveye sahip olmakla, iki çift öküz almakla icabında yoksulluktan bile kurtulabiliyor.
***
YANLIŞ: “Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allahın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde)üzerlerine Allahın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin, istemeyen fakire de istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik.” (Hacc: 36)
DOĞRU: “Cüsseli hayvanları da sizin için Allahın şiarlarından kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf halinde yan yana dizildiklerinde üzerlerine Allahın adını anın. Nihayet onlardan yiyin, istemeyen yoksulu da istemek zorunda kalan yoksulu da doyurun. Böylece onları sizin hizmetinize verdik. Umulur ki şükredesiniz.” (Hacc: 36).
Tefsiri: Bu ayetler Kabe etrafında müşrikler tarafından kurulan, cüsseli (büyükbaş) hayvan, deve, koyun ve her tür ekin ürünlerinin “iç edilmesi” üzerine kurulu düzene karşı söyleniyor. Çünkü onlar Kabe’ye getirilen hediye (hedy) hayvanlarına ve ekin ürünlerine el koyuyor, yoksullara gitmesine engel oluyor ve ihtiyaç sahipleri arasında eşitçe dağıtılmasına yasaklar getiriyorlardı. Kur’an’daki tabirle “yerli yabancı herkesin eşit hakka sahip olduğu” Mescid-i haramdan insanları alıkoyuyorlardı. (Hacc: 25).
En’am suresinde bu menfaat çarkının nasıl döndüğü uzun uzun anlatılır. Mesela bir yerde şöyle denir:
“Tutup Allah’ın yarattığı ekin ve hayvanlardan  ona bir pay ayırdılar ve kendi akıllarınca “Bu Allah için, bu da ortaklarımız için” dediler. Ortakların payı Allah’ın payına geçmez, ama Allah payı ortaklarına geçer; ne berbat bir iş bu!” (En’am; 136)
Görüldüğü gibi en’am “nimet olarak gelen sığırlar” manasında kullanılıyor. Çünkü rivayete göre cahiliye Arapları ekin ve sığırlardan el koydukları ürünleri putlar ve Allah arasında bölüştürürlerdi. “Şu Allah’ın payı şu da tanrılarımızın payı” derlerdi. Allah için ayırdıkları payı başkaları için harcarlar, putları için ayırdıkları payı zimmetlerine geçirirlerdi. Putların payından Allah’ın payına bir şey geçerse hemen geri alırlar, Allah’ın payından putlarının payına geçen bir şey olursa, sonuçta bu kendi ceplerine gireceğinden hiç ses etmezler “Allah zengindir putlar fakir, O’ndan bunlara bir şey geçmesinden bir şey olmaz” derlerdi (İbn Abbas). Demek ki cüsseli hayvanlar (el-budne) Kâbe etrafındaki ni’met (en’am) istismarına dayalı bu “hayvan döngüsünü” ifade ediyor.
En’am suresi 135-140 arasında bu döngünün nasıl işlediğini okuyabilirsiniz. Burada esas amaç kurban kesmek değildir. Kabe’ye getirilen hayvanların “çete” tarafından iç edilmesi ve aralarında üleşilmesine karşı onların kamunun/yoksulların hakkı olduğunun vurgulanmasıdır. Bu arada kesilenler varsa -ki bu örfen müstahaptı- onların da sadece etlerinden yenilebileceği (kendine ayırıp biriktirmek yok) gerisinin yine yoksullara dağıtılması gerektiğinin ısrarla vurgulanmasıdır.
Tabi bütün bunlar hacca gidenler için geçerli. Oradaki durum anlatılıyor. Hacca gitmeyenlerin kurban keseceğine dair Kur’an’da en küçük bir ima bile yok.
Kur’an’da sadece mazereti sebebiyle hacca gitmeye niyetlenip de gidemeyenlerin Kabe’ye bir hedy (adanmış hayvan) göndermesi istenir. (Bakara 196). Çünkü ihtiyaçtan fazla olanın oraya gönderilmesi ve orada ihtiyaç sahiplerinin eline ulaşması istenmektedir. Gönderilecek hayvanın illa kurban olarak kesilmesi gerekmiyor. Hedy hediye kökünden gelir ve canlı bir hayvanın veya bedelinin yoksula bağışlanması manasına gelir. Kabe’ye getirilen “kurbanlık hayvan” demek,“adanmış hayvan” demektir; Allah’a, Kabe’ye, yani kamuya, ihtiyaç sahiplerine adanmış, onlara verilmek üzere getirilmiş canlı hayvan, ekin ürünü vs. demektir. Bu dahi “hacca niyetlenip de gidemeyenler” için geçerlidir.
Sonra yukarıdaki ayetin devamında şöyle denilir: “Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. Güzel ahlak sahiplerini müjdele.” (Hacc; 37)

“Asla” denilerek ulaşmayacağı söylenen et ve kan zaten Araplarca da kesilmekte olan kurbanlardı. Klasik zihin burada kurban kesen kişinin, kurbana bıçağı çalarken içinde taşıdığı takva duygusunun kastedildiği şeklinde anlıyor. Burada kurbana teşvik değil; sakındırma, yapmayın bunu artık, bir anlamı yok vurgusu var.

Ayetin sonundaki cümleden de anlaşılacağı gibi aslolan hayatın içinde güzel ahlak sahibi (muhsinin) olmaktır. Allah sizin kurbanlarına bakmaz, ete, kana, deriye, bağırsağa bakmaz. Bunlar için günahlarınızı affedecek de değildir. İçinizde Allah bilincinden kaynaklanan sakınma duygusu (takva) ile yaşayıp yaşamadığınıza ve ahlakınıza bakar. Açıkça diyor işte: “Asla ulaşmaz” Şu halde neden kesip duruyorsunuz, ulaşmayacak işte. Duymayacak o hayvanların sesini, kan kırmızısı boğazın görüntüsünü, duymayacak!
***
Üç yerde daha kurban ile ilgili ayet var. Onları da aktarıp bitiriyorum;
Bakara suresinde İsrailoğullarına “inek kesmeleri” istenir. Bundan maksat Mısır Firavun İmparatorluğu’nun sembolü İnek/Boğa (Bakara) dır. Onunla ilişkinizi tümüyle kesin denmek istenir. (Bakara 67).
Maide suresinde Adem’in iki oğlu kıssası (Kabil-Habil) anlatılır. Kabil haksız yere toprağa çit çevirip özel mülkiyetine geçirir. Onu başkasından saklar. Ondan gelen ürünü Allah kabul etmez. Ama Habil Allah’ın mülkü olarak olarak gördüğü ve kendi emeği ile ekip biçtiği topraktan ürün getirir. Onunki kabul edilir. Buradan Allah’ın mülkünü sahiplenmeyin, kendi emeğinizle geçinin, başkasının (kamunun) hakkını gasbetmeyin, kul hakkı yemekten sakının, Allah sakınanlarınkini (muttaki) kabul eder mesajı verilir. (Maide; 27)
Al-i İmran suresinde Yahudilerin, Hz. Peygamber’i “Kurbanı inkar etmekle” suçladıkları anlatılır.“Allah bize ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamızı emretti”(Ali-İmran; 183) demektedirler. Onlara göre peygamber kendi bildikleri ve anladıkları tarzda ateşte yanarak kesilen bir kurban (yakmalık sunu) getirmelidir. Muhammed bunu getirmediğine göre kurbanı inkar ediyor demektir. Üstelik bunu onlara Allah böyle söylemiştir. Yakmalık sunu kurbanı apaçık Allah’ın emridir!
Kur’an onlara şöyle cevap verir: “De ki: “Benden önce size nice peygamberler, açık belgeleri ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?” (Ali-İmran; 183).
Cevap çok manidardır.
***
İşte Kur’an’da “kurban” ile ilgili geçen ayetler bunlardır.
Acaba Kur’an’ın ‘kurban haritası’ görünen uygulamalara uyuyor mu?
Ölçün biçin, düşünün.
Benden gözler önüne sermesi…

55 yorum :

  1. Çok ikna edici biçimde anlatmışsınız. Elbette bu konuda kendimiz de araştırıp doğruyu bulma yönünde çaba içinde olmamız direkt olarak sizin söylediklerinizi kabullenmekten iyi olsa gerek. Neticede bin yıllık hurafeleri dinmiş gibi algılayan bir toplum olarak, aynısını sizin için uygulamamızı bizden beklemediğinize eminim. Bizi daha çok düşünmeye ve öğrenmeye teşvik ettiğiniz için çok teşekkür ediyor yazılarınızın devamını merakla bekliyorum. Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sayın hocam siz kurban kelimesini ayetlerden kaldırmaya ant içmişsiniz anlaşılan, ancak aşağıda sizin doğru dediğiniz ayette geçen ''rızık olarak verdiğimiz hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar''' ne demek açıklar mısınız???

      DOĞRU: “Biz her ümmet için imge/simge/ritüel belirledik (mensek). Ki rızık olarak verdiğimiz hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar. Hepinizin ilahı bir tek ilahtır. O’na teslimiyet gösterin. Kalbi temiz olanları müjdele” (Hacc: 34).

      Sil
  2. Allah'ın simgesi nedir ?

    YanıtlaSil
  3. Kur'an'ın yeniden ve doğru şekilde tercüme edilmesi fikrine katılıyorum.

    Kur'an'ı ilk okuduğumda 14 yaşımdaydım ve okuyunca şaşırmıştım."Bize yol gösterecek kutsal kitabımız bu mu?" diye düşünmüştüm.
    Kur'an'ı bir kez bile okumamış, okuyup da düşünmemiş olanlar, akıl sahibi olmayanlar bu sözüme "iç güdülerinin dürtüklemesiyle" boşuna eleştiri yazmasınlar.

    Bir arkadaşım Kahire El Ezher Üniversitesi mezunu hocadır.Birlikte katıldığımız bir toplantıda Kur'an okunurken bazı katılımcılar hüngür hüngür ağlamaya başladı.
    Arkadaşım bana eğilip; "şu anda okunan ayette keçilerden bahsediliyor ama insanlar anlamadığı için okunan Kur'an'ın tilavetinden etkilenip ağlıyorlar. Bu melodi, bu tilavet tarzı kimbilir hangi yaralarını deşmiş, hangi duygulara götürmüştür" dedi.

    İnsanlar, kitapta yazılanların anlamını bilmediğinden, öğrenmeye ve hele de okumaya meraklı olmadıklarından kitabın cismine saygı duyuyor(sanki bir put, bir totem'miş gibi).Ya da okuyan hafızın tilavet yeteneğine göre kendlerince anlamlar çıkarıyor.
    Bir ayet okunurken orada bulunan ve arapça bilmeyen insanların her biri akıllarından, gönüllerinden farklı şeyler geçiriyor.

    Tarafsız "eski arapça" dil bilimcilerin ve Kur'an'ın indirildiği zamanın tarihini ve yaşantısını iyi bilen tarihçilerin, "akıl sahibi din bilimcilerin" katılımıyla Kur'an yeniden tercüme edilmeli, ne dediği halka açık açık anlatılmalı.Dilerim böylece halk da dinini bilir.

    Tefsire gelince..İşte orası suistimale çok açık.İnsanlarda zaptedilemez ego oldukça, kutsal kitaplarını, dinlerini, tanrılarını bile kendi işlerine geldiği gibi anlamlandıracak, ve hatta şekillendireceklerdir.Fakir de, zengin de bundan müstesna değildir.

    O zaman nasıl yapacağız? Bunca kimi göksel, kimi yersel dinlere rağmen dünyada sosyal düzen yok. Toplumun düzeni için din bir çözüm değil mi?
    Eğitim olmadan din de mi işe yaramıyor? Aslında toplumsal düzeni sağlayacak olan şey eğitim ama, herkesi eğitmek yerine herkesi uyutmak mı daha kolay geliyor? Eğitilmemiş toplum bir gün, hiç olmayacak bir zamanda ve şartta gemi azıya alırsa ne olacak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. son bölüm tam da bugünleri öngörmüş... işte ortada IŞİD belası,cahilleri ve İslamı kendine göre yaşamak,yorumlamak...

      Sil
  4. İhsan Hoca'nın, akılları başlarında olanlara hitap eden bu makalesinden dolayı kendisine teşekkür ederiz. Halkımızın genelinin Diyanetin fetvâ ve yönlendirmelerine itibar ettiği şu devirde umarım okuyup, akledip, zihinlerini ve tuttukları yolu sorgulayanların sayısı artar...

    YanıtlaSil
  5. ÇİFTE KURBAN BAYRAMI !..

    Bir öncekilerde olduğu gibi, yine iki bayram çakıştı. 2012’ye özel bu durumun hikmeti, bizi düşündürmeli.. Bir yanda, ülkemizin kaderini değiştiren yolda, milli mücadele adına “kendisini feda edebilen” yani “kurban” edebilenlerce kazanılan bağımsızlık ve onun tescili olan; “Cumhuriyet” ilanını kutlamak, diğer yanda; manevi kurtuluşumuza giden yolda aracı kıldığımız bir başka “kurbanın” hazırlığında olmak; çifte bayram doğurdu yine..

    Bana sorarsanız ikisi de “feda” yani “kurban” bayramıdır.. Çünkü “kurban”, Allah'ın ve kulların rızasını kazanmağa sebep olan şeydir. “Bir maksat, bir hakikat uğrunda feda olma !..” diye yazar lügatler. Kulun kula, kendisini yakın hissettirmeyi becerebilmesidir. Bireysel önceliklerin esaretinden kurtulabilmesidir. Sadece bir güne mahsus kan akıtmak değil. Her gün farklı ölçeklerde yapabileceğimiz şeyi, senede bir güne mahsus kılmak değil..

    Bu iki “anlamlı” bayramı da hakkınca idrak etmeyi ve kutlamayı becerebilenlere selam olsun…

    Sevgilerimle…
    Çelik Erengezgin
    www.erengezgin.net

    YanıtlaSil
  6. Gönülden teşekkürler.

    YanıtlaSil
  7. Sayın hocam,Çizmiş olduğunuz Kur’ani çerçeveyle beraber bir de kurbanla alakalı Nebevi uygulama hakkında bir kaç satır kaleme almış olmanızı arzu ederdik.Yoksa makaleden çıkan sonuç islamda kurban ibadetinin olmadığı yönünde bir algıya yol açıyor.Bu gün aklı selim sahibi her insan Kurbanla alakalı bir şeylerin yanlış olduğunun farkında ,yalnız mufalefet ediyorum derken başka yıkımlara da sebep olmamak gerekir diye düşünüyorum.

    Bayramlar hicretin ikinci yılında Müslümanların hayatına girdi ve Peygamber ve sahabe tarafından kutlanan ritüeller arasında yerini aldı.Bu dönemde Efendimiz sadece hacca gidenlere mi kurban kesmeyi tavsiye etti yoksa Kendisi ve sahabede Medine’de her kurban bayramında (güç yetirenler)bu ibadeti –kurban kesmeyi uyguladılar mı? Bu konuda da bir şeyler yazıp bizi ciddiye alırsanız çok sevinirim. Saygılar…

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kardeşim senin efendin kim?

      Sil
    2. gayet mantıklı bır soru sordu arkadasımız. makalede kurbanın olmadıgını anladık zaten. fakat İslam da kurban ıbadetı vardır. yoktur dıyosan zaten musluman degılsındır ateıstın lafı da muslumanı ılgılendırmez. senın efendın maymunsa bılemem.

      Sil
    3. Iste sizin gibi geri kafali muslumanlar ulkeyi bu hale getirdi. Maymun olmussun kurani muz diye goruyorsun - birde ateiste ona buna laf atiyorsun. Iste evrimin en buyuk kanitin sen-ve senin gib dusunenler. Halbuki sen inanilmaz donanimli bir beyinle dogmus- yetenekli bir canli iken toplumsal - kulturel bagnazliklar yuzunden bugun bu haldesin, senin icin -insanlik icin, kendim icin uzuluyorum. Cunku her birimiz aslinda birbirine bir sekilde bagli- dolaylida olsa- varliklariz.
      Sana karsiyim, senden oturu.
      B.

      Sil
  8. ihsan hoca da zannımca sapıttı. yani insanoğlu neden iki kelimeyi yanyana getirince kendini bişey sanıyor? yani bugüne kadar kimse ihsan hoca gibi düşünememişmiydi? hz. ali, hz osman, hz ömer, hz ebubekir döneminde hiç mi bu kurban kesilmedi? hz peygamber döneminde bu ayetler nasıl yorumlandı? hiç mi kesilmedi? bu kadar allemelerimiz, alimlerimiz, mütefekkirlerimiz, mütedeyyinlerimiz... var hiçbiri bu ayetleri bu şekilde anlayamamıştılar? neyse niye ihsan hocamı her zaman ki gibi ilgiyle takip edecem.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. peygamberimiz dini teblig etmeye basladiginda da musrikler; 'ana ve babalarimizin bize ogrettiginden farkli bir seyler' soyluyor olmasindan sikayet etmislerdi. ana - babalarimiz yanlis mi biliyordu da sen dogrusunu soyluyorsun dediler. ismini saydigin halife ve sahabiler ya da 1500 seneden beri gelmis gecmis alimler kendi caglarina gore acikladilar, yorumladilar, yol actilar. bu yol acici bilgilerin bize ne kadar dogru ulastigini ve bu yol acici bilgilerin gunumuze yanlis uygulamalar olarak ulasip ulasmadigini da sorgulamak gerek. farkli bir sey soyleyeni dinlemek ve uzerine dusunmek gerek. bunun onceden soylenmis olani var, daha uzerine niye soru soralim ki, neden arastiralim ki diyen bir bakis acisi korelticidir. tum yeni soylenenlere karsi cikmak, sahabe ve gelmis gecmis alimler neden bunu dusunmedi demek ayrica dinimiz Islam'in tum caglara hitab etme iddiasini da curutur.

      dusunen beyinlere saygilar,

      Sil
  9. İslam dünyasının karanlıklardan aydınlığa geçişi Kuran'nın günümüze göre tefsirinin yapılması ve güncel sorunlara Kuran ışığında çözüm üretilmesi ile olacaktır.Kuran çağlar üstü bir kitap olması nedeniyle her zaman yol göstericidir.Sizin gayretleriniz ve toplumun desteğiyle bunu başarabiliriz.
    Hz. İbrahim toplum geleneğine göre İlahlara insan kurban edilmesinin yanlış olduğunu biliyor ve kabul etmiyor.Rüyasında ( yani geleceğe dair hedefinde )Toplumu bu hatadan kurtarmayı hayel ediyordu.Tabii ki bu zor olacaktı bunun için bu görevde İsmail ona yardımcı oldu.Birlikte topluma doğruyu anlattılar hayvan kurban ederek İnsanlık tarihinde yeni bir gelişme çağ atlatılmasını sağladılar.

    YanıtlaSil
  10. Müslümanlar, inançları gereği kurban keserler. Kuran’daki kurban ibadeti, Hz. İbrahim’e kadar uzanır. Dolayısıyla, kurban sadece Müslümanların değil, aynı zamanda Musevîlerin ve İsevîlerin de ibadetidir. Eskiden Musevîler ve İsevîler bundan dolayı kurban keserlerdi. Anadolu’daki İsevîlerin bir kısmı, bu ibadeti hâlâ yerine getirmektedirler.

    “Ve dediler, İbranilerin Allah’ı bize rast geldi; rica ederiz, çölde üç günlük yol gidelim ve bizi veba ile yahut kılıçla vurmasın diye Allah’ımız Rabbe kurban keselim.” (Eski Ahit (Tevrat), Çıkış, 5/3)

    “Ve genç boğayı Rabbin önünde boğazlayacak ve Harunoğulları kahinler kanı takdim edecekler. Ve kanı toplama çadırının kapısında olan mezbaha üzerine çepeçevre serpecekler.” (Eski Ahit (Tevrat), Levililer, 1/5)

    Hayvan zaten insanların gıdası için kesilir. Bugün, kurban kesilmesine karşı çıkıp, İspanyolların arenalarda boğaları mızrakla işkence ederek yavaş yavaş öldürmelerini zevkle seyredenler veya bu vahşete sesini çıkarmayanlar var. Bir de üstelik gururla, bu vahşetin Avrupa kültürünün bir parçası olduğu ifade ediliyor.

    Esasında, kurban olayını Müslümanlar da anlamamış. Kurban;
    nefsini katletmek, elindekilere, yaratılmışlara kalbini bağlamamak, Allah için her şeyi terk etmektir. Dünya hayatı geçicidir. Burada neyi sevmiş, neye kalbini bağlamış isen, o senin putun olmuştur. Dünyadan ayrılınca, bağlı olduğun şeylerden de ayrıldığın için büyük azap çekersin. Zaten, dünyaya çıplak geliyorsun, dünyadan çıplak gidiyorsun; ne sana ait ki, sahiplik duygusuna kapılıyorsun...

    Eski asırlarda yaşayan insanların serveti hayvanlardı; ticaretleri de
    hayvancılıktı. Bu yüzden, onlar, en kıymetli hayvanları hangisi ise, onu kurban ediyorlardı. Zamanla hayvanları kurban etmek adet olmuş. Halbuki sen, en kıymetli malın ne ise onu kurban edeceksin. Örneğin Mercedes araban var; satıp parasını Allah için dağıtacaksın. Bunu yaptı isen, sen hakikî kurbanı kesmiş oldun. İnsan, en sevdiği şeyi bile gözden çıkaracak; yoksa kurban olayının hakikatini yaşayamaz. Hz. İbrahim, dünyada sahip olduğu en sevdiği varlık oğlu olduğu halde, onu dahi Allah’a kurban etmeye kalkmıştır:

    “Siz en sevdiğiniz şeyi bağışlamadıkça gerçek iyilik ve sevaba
    kavuşmuş olamazsınız. Bir şey nafaka verildiğinde, Allah mutlaka onu bilir.” (Kuran, 3/Âl-i İmrân Sûresi, 92. Ayet.)

    Son Adem Varoluşun Sırrı: sayfa 261-263
    Cafer Gezgez Abdullah
    www.sonadem.com

    YanıtlaSil
  11. Sayın hocam kabil ve habil meselesinde bir karışıklık var.
    Sizin dediğiniz kuranda açık değil. Tevrattada kurbanı kabul olunan kişi habildir.
    Habil çobandır.kurban olarak sunduğu koyun veya kuzu dur.Kayin ise çiftçidir.
    Sizin anlatımınızla kurban sunan kişilerin kurbanları çelişmektedir.

    “Habil de sürüsünde ilk doğan hayvanlardan bazılarını, özellikle de yağlarını getirdi. RAB Habil'i ve sunusunu kabul etti. Kayin'le sunusunu ise reddetti(Tekvin, 5:17).”

    Sizin yazınızda ise
    “ Kabil haksız yere toprağa çit çevirip özel mülkiyetine geçirir. Onu başkasından saklar. Ondan gelen ürünü Allah kabul etmez. Ama Habil Allah’ın mülkü olarak olarak gördüğü ve kendi emeği ile ekip biçtiği topraktan ürün getirir.(Habil çobandır çiftçi değildir işte bu noktada bir çelişki var) Onunki kabul edilir. Buradan Allah’ın mülkünü sahiplenmeyin, kendi emeğinizle geçinin, başkasının (kamunun) hakkını gasbetmeyin, kul hakkı yemekten sakının, Allah sakınanlarınkini (muttaki) kabul eder mesajı verilir. (Maide; 27)”

    YanıtlaSil
  12. yıllardan beri bu kurban kesme çok ilkel bir görenek bununla allaha yalakalık falanda omaz diye kendimi parçaladım,kendini müslüman sanan zavallılarda beni hep taşa tutdu,yaradan şükürler olsunki benim gibi düşünen biri daha var,çok mutluyum.yüregine saglık benim yigit kardesim...

    YanıtlaSil
  13. Sayın Eliaçık'a saygılarımı sunuyorum.
    Ancak doğrusu, bazı yorumcuların hem İhsan hıcayı okuyup ve hem de halen emevi hurafelerini din olarak algılıyor olmaları bana oldukça ibretlik geliyor.
    Bu meyanda deniliyor ki; efendim feşmekan tarihten bu yana kurban kesiliyor İslam toplumunda, sen kim oluyorsun ki bu "ibadeti" yok sayıyorsun!
    Ben de cevaben şunu söylemek isterim;
    Sizin anladığınız İslam nasıl bir din ki, binlerce lira kredi kartı borcu olan emekçilere dahi hem de faizle kurban alıp kesmesini caiz (hatta vacip!) görür?
    Sizin anladığınız İslam nasıl bir din ki, 60 derece sıcağın altında yüzbinlerce hayvanın "ibadet" adı altında boğazlanıp (ve ne yazık ki) çoğunun telef/leş olmasına müsaade eder? Ve bu işe bu işin yapıldığı yerin sadece bir kaç yüz km ötesinde milyonlarca aç insan varken ibadet adı verilebilir?
    Sizin anladığınız İslam nasıl bir din ki, hergün taze et alma imkanı varken tutup yüzlerce kiloluk hayvanları boğazlayan ve pay dağıtmayı bile kendisine zul addedip etin çoğunu kendisine saklayabilen ve buna utanmadan "ibadet" diyebilen bir zihniyetin yaptıklarını mazur gösterebilir.
    Sizin anladığınız İslam nasıl bir din ki, Allah'ın eşref-i mahlukat (yaratılanların en şereflisi) dediği insan oğlunun içinde cinayet işleme güdüsü olduğunu ve bunun ancak hayvan kanı akıtmakla giderilebileceğini iddia edebilir?
    Bu nasıl bir din anlayışı? Dünyayı sallamış, sömürü düzenini sona erdirmiş bir dine bu iftiraları atmak düpedüz aymazlıktır! Allah'ın derdi insanların kendisine ibadet için hayvan boğazlamaları değil birbirlerine karşı işledikleri zulüm ve sömürü suçlarıdır. Ve eğer gönül gözleriniz açıksa etrafa, yaşadığınız dünyaya bir bakın! Bugünki vahşetin, terörün, savaşların, açlığın sebebi sizce nedir? Ve Allah'ın bundan başka bir derdi olabilir mi?

    Saygılarımla
    Özgür Kolay

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne hikmettir, herkes kendisini akıllı ve haklı zannederde kimse kimsenin aklını beğenmez.

      Şeytanın özelliklerinden biridir kelimeleri süsleyip cazip hale getirip müslümanların kafalarını karıştırmak.

      Şeytan da vazifesini yapıyor Hemde eksiksiz. Madem bu Kadar maharetli Bilgili İslamcılar var Neden Dünya capında İslam yüksek şurasını kurupda tek yerden bir karar mekanızması kurulamıyor...
      Ramazan ayında Sahur imsak vaktı orucu bozar idi bozma idi tartışmaları, Kurban bayramında her sene farklı tartışmalar. Elbette herkes biliyordur söylediği her sözden sorumlu olduğunu.

      Sil
    2. Katolik inancındaki papalık gibi bir şey mi kurulsun demek istedin yani? Sence bu islama uyar mı? Benim bildiğim, kulla Allah arasına kimse giremez. Benim islamı nasıl yaşamam gerektiği ile ilgili karar alamaz kimse. Tavsiye yapılır o ayrı. Ama zorlama ve dayatma olmadan.

      Sil
  14. özgür koray kardeşime teşekkür ederim.İSLAM DİNİ İNFAK DİNİDİR İSLAM DİNİ ADALET DİNİDİR ADALETİ OLMAYANIN İBADETİ OLMAZ.Müslümanın ilk görevi haram lokma yememektir,yalan söylememektir,ibadetler bizi dürüst adil paylaşımcı yapmak egoistlikten kurtarmak içindir TAKVA egoistlikten kurtulmaktır.BÜTÜN İNSANLAR KARDEŞTİR

    YanıtlaSil
  15. Her sene Kurban Bayramı denen günde maddi gücümün yettiği beğendiğim bir hayvanı alırım ve kesmem. Hala dururlar. Çok oldular artık ama napim kıyamam, dururlar öyle. Bana bi zararları yok, aksine öldürmek (kesmek) çok kolay zor olan yaşatmak. Bırakın yedirip içirmeyi sadece ve sadece "Neden kesmiyorsun ? Turşusunu mu kuracaksın? Getir ben keseyim, akşama mangal yapalım?" söylemlerine maruz kalmak, bunlara cevap vermek bile çok zor. Ama onları her gördüğümde, her sevdiğimde, içime tarifsiz bir sevinç kaplar. Can almak kolay AMA Can vermek zor ve paha biçilemez bir duygu. Tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah islah etsin

      Sil
    2. Amin...Allah sizi de islah etsin...

      Sil
    3. Herhalde sen sadece otla besleniyorsun, unutma onlarda canlı..:)

      Sil
    4. tartismanin sonucu: Allah hepimizi islah etsin

      Sil
    5. En doğrusunu yapmışsın kardeşim. Kurban kesmek yamyam kültürüdür. İhsan hocam gibi aydın insanları dinlemekte fayda var.

      Sil
  16. Ikinci ayet örneğinin tefsir kısmında " Böyle bir tefsir de mümkündür." yazıp üst paragrafta birine doğru diğerine yanlış demek hangi aklın ürünüdür. O manaya geldiği gibi bu manaya da gelir. Niye seninki doğru olsun.

    YanıtlaSil
  17. bak evladım, bu doğduğundan beri esir tutulan 4 aylık bir kuzuya ait ciğer. ama o ciğer aslında onun değildi. ben onu para ile satın aldım şimdi parçalarını para ile satacağım. çünkü o sadece bir mal, özgür olmaya da hakkı yok ömrünün tamamını yaşamaya da. çünkü o kutsal bir insan değil. biz ise kutsalız. öldür ali öldür, ye ayşe ye. ET FAŞİZMDİR !!! E T Y E M E Y İ N !!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. et yemek zorunlu ihtiyaçmı ki o eti almak için o hayvanı kesmek ibadet olsun!can taşıyor o hayvan can,her canlı gibi yaşamak istiyor.o oğlakları, kuzuları kestirip afiyetle yiyenler birde çocuklarını kuzum diye severler ya nasıl bir şey bu?

      Sil
  18. kevser 5 te kurban ve ZİBH yok. yani bir bakıma haklısın.
    lakin hemen altında saffat suresinde ZİBH = kurban var. şimdi kuranda KURBAN kelimesi geçen yerler var ZİBH var bu iki kavram hep farklı algılanmış.
    sayın eliaçık siz de saffat suresinde onu kazaya uğramaktan kurtardık çevirmişsiniz. peki ZİBH kelimesini ne yapacağız ? bakın ZBH= boğazı kesilerek yapılan işlem olduğu için ZİBH= te kurbandır. Yani hz ibrahimle anılacak AZİM= şerefli bir olayı FİDYE olarak yani peygamberlik zorlu görevine karşılk verilmiştir.
    ayrıca hac anlatan surelerde kesilecek kurbanlıklardan bahsediyor. Yani kefser suresi hariç diğerlerine katılmak zor. özellikle saffat suresindeki ZİBH açıklaması gerek.
    ZBH= bizdede MeZBaHa kelimesi bile ZBH kelimesinin türevidir arapça da

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah razı olsun kardeş güzel açıklamışsın.

      Sil
  19. Hacc suresi haccın farz kılındığı sure ve müslümanların hacda nasıl hayır yapması gerektiğini anlatıyor.Hoca niye Enam suresi ile müşriklere bağlıyor konuyu kafa karıştırıyor. Hacc suresini olduğu gibi açıklasın.Kitaplarını SATMAK için vebal altına girmese keşke.

    YanıtlaSil
  20. İlk kez bu yıl kurban keseceğim ve Allah biliyor ya acıyorum hayvana. Kurban'ı bir hayır olması, ve etinin dağıtılması dolayısıyla kesmek istiyor ama hayvanın canından dolayı çelişkide kalıyordum. Abime sorum: Acaba kurban ederinde erzak alıp dağıtsam olmaz mı dedim, kan akıtmasak dedim. Kesin bir şekilde olmaz dedi.Gerçekten olmaz mı?Çünkü aklım kurbanın bedeninin yendiğini ve başka şeyler yiyerek de insanların karnının doyabileceğini söylüyor. Bir kan davasıdır, bilemedim..

    YanıtlaSil
  21. لَنْ يَنَالَ اللّٰهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلٰـكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوٰى مِنْكُمْ كَذٰلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللّٰهَ عَلٰى مَا هَدٰیكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنٖينَ

    Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat O'na sadece sizin takvânız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden dolayı Allah'ı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele! (Hac- 37)

    Sayın R.İhsan Eliaçık Bey kardeşim, yukarıdaki ayeti açıklamımışsın, eksik kalmış. Burada size göre bir yanlış yok sanırım ki yazınızda zikretmemişsiniz.

    Bu yazınızı okuyan şunu anlayacak. İslam'da kurban yok. Kesmeyin. Diyanet size yanlış söylüyor. Doğruları sadece ben biliyorum demek istiyorsunuz.

    Allah islah etsin ne diyeyim, başka bir söz bulamıyorum.
    YANLIŞ: “O hâlde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes.” (Kevser; 5)
    DOĞRU: “O halde Rabbine yönel/destek iste ve güçlüklere göğüs ger/diren” (Kevser;5).
    Kevser suresi kaç ayet, 5 e mi çıktı ayet sayısı anlayamadım.Yani yukarıdaki ayet 2. ayet değil mi?

    İnsanların zihnini açacağına kapatıyorsun, farkında değilsin.

    Yazıklar olsun....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kevser suresi resulu anlatır kurban kes emri yoktur bilmeden meal okuyarak insanlara yazıklar olsun denmez ayrıca kesilen hayvanlar için onların kılıyla şeklile kanıyla uğraşmayın takvanıza bakın hayvan kesmek vardır adak yaparsınız kesersiniz kesince ondan medet bekleme rabbine olan yakınlığını arttır diyor ayrıca kurban hac ritüelidir yüzlerce namaz kıl zekat ver ayeti var ama kurban kes ayeti yoktur en azından birşey bilmiyorsun olabilir nakil yapıyorsun yazıklar olsun diyorsun yanlış görebilirsin ozaman dua et be kardeş müslümanlar kardeştir ben sana ve senin gibilere dua ediyorum...

      Sil
    2. Kanlı bayram Allah'a hakarettir yapmayın etmeyin din kardeşlerim çok büyük günah işliyorsunuz. Kurban kesiyoruz da ne oluyor? görüyoruz işte müslüman ülkelerin halini cahillik almış başını gidiyor. Savaşlar durdurulamıyor. Kurban kesmeyin, namaz kılın. Kanla ibadet olamaz! Çoğu kişi namaz kılmaz ama kurban kesmek için aylar öncesinden planlı hazırlıklar yapar. Bu mu insanlık? O hayvanların çektiği acılara empati kurun biraz. Hayvanların, insanları keserek kurban bayramı kutladığını düşünün. Empati yapabilmek bu kadar mı zor. Zaten islam da kurban kesmek yoktur. Çok büyük günaha giriyorsunuz ayrıca.

      Sil
    3. İslam Alimleri yani İmamı Azam, Muhammed bin İdris bin Abbas, Malik bin Enes, Ebu Hasan Eş'ari, Ebû Mansûr Muhammed bin Muhammed bin Mahmûd el-Mâtürîdî es-Semerkandî vb... islaniyetin bir çok aynı konuda birbirine zıt fikirler ortaya koymalarına rağmen birbirlerine bu kadar ağır konuşmamışlar yada yazmamışlar beyefendi galiba bu büyük imamların eserlerinden birisini okumadığını ortaya koyuyor. İslamın bu günkü kötü durumu yaşaması islam ülkelerinin acınacak durumlara düşmesi temel nedeni çahil imamlar tarafından tercüme edilen (tahrif edilen) Kuran ayatleriyle insanların yanlış yönlendirilmeleridir. İmamı Azamın hayatını okumasını tavsiye ederim. siyasetin islamiyette ne nadar ağır tahrifat yaptığını rahat görür. Ben İhsan hocayı bu konuda tebrik ediyorum.. yalanların islamiyette artık yeri yok.

      Sil
    4. İhsan Bey sanırım bütün kuranı bir teşbih kitabı gibi görüyor, hep anlatılmak istenen farklı, anlaşılan-zahir anlamlar hep yanlış-anlatılmak istenen hep farklı, kuran manası gizlenmiş bir kitapmış gibi. Halbuki kuranda özellikle hüküm konuları açık ve anlaşılırdır. Ben de maide suresi 27. ayetinden örnek vermek istiyorum:
      "Onlara, Âdem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), «Andolsun seni öldüreceğim» dedi. Diğeri de «Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder» dedi."
      Allah'a kurban sunmak Adem zamanından beri var. Şekli farklılaşmış olabilir. Burada mühim olan takvadır zaten Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı gibi yemeye-içmeye-kana da ihtiyacı yoktur. Bu tür ibadetlere ve fiziki ritüellere ihtiyacı olan biziz. Kurban ne zaman kesilir, farz mıdır ayrı bir konu tabi ki.

      Sil
    5. Adam kan göre göre büyümüş, illa saplayacak bıçağı, ki sucuk yapıp sallandırsın balkondan...

      Sil
  22. Bence bu tür bir tartışmanın,ben ve benim gibi cahillerin önünde yapılması son derece yanlış. Sonuçta yapılan tefsirlerin yanlış olduğundan söz edilmekte ve bu tür konuların en azından arapça bilen değerli alimler veya din adamları tarafından yapılması kanısındayım. ,
    Sayın Eliaçık'tan ancak şunu rica edebilirim,bu sayfayı kapatmasını ve gerekiyorsa diyanete savaş açıp eğer haklıysa,bu konu hakkında gerekli fetvanın çıkartılmasını sağlayabilir. Böylece bizde (onun tabiriyle) büyük bir yanlıştan dönebiliriz. Daha da tartışmanın anlamı yok. Çünkü Sayın Eliaçık zerre kadar haklıysa o zaman çok iyi bir müslümandır kendisi ve böyle bir konuda bütün müminleri aydınlatması, heralde Allah katında çok büyükte bir sevaptır,hatta cenneti bile kazandırabilir ve bence cennet ve Allah'a kavuşabilmek söz konusuysa diyanet kapısında yatmak hiç bir şey demek değildir.

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
  23. Allah razı olsun İhsan Eliçık'tan. O'nun gibilerin sayısını çoğaltsın!. İslamın doğru anlaşılması ve yayılması için böyle düşünürlere ihtiyaç var.

    YanıtlaSil
  24. John Frank zajam Ulaganje je jedan od vodećih nezavisnih kredita tvrtkama u svijetu . Mi smo dobro ustrojen , a tijekom godina razvila se dobro razumijevanje Vašim potrebama i pojedinačnim zahtjevima . Zalažemo se za liječenje naših kupaca pošteno i ponuditi uslugu koja je profesionalno , prijateljski i pomirljiv . Naši postupci su dizajnirani kako bi vam stane kako bi se osiguralo da pružamo proizvod koji odgovara vašim okolnostima , formalnosti su svedeni na minimum , a zajedno s našim fleksibilnog pristupa svakom programu , osigurati dapravovremeno dovršenje vašeg zahtjeva za kredit .

    Mi smo bili pomaganju klijentima promijeniti i poboljšati svoje živote za više od 47 godina, a mi smo uistinu neovisni , mi smo u jedinstvenoj poziciji da ponudi cijeli niz kredita za sve vrste poduzeća i pojedinaca .

    Cilj nam je zadovoljiti vaše financijske potrebe i vaše zadovoljstvo je vrlo važno za nas . Zato smo dati kredit na 2 % kamata , pa vas molimo da ispunite podatke u nastavku , ako ste zainteresirani za naše usluge
    E-mail : johnfrankloaninvestment@gmail.com

    YanıtlaSil
  25. diyanetin arapçası ve kuranın arapçası farklı.bunu anladım.suudların kitaplarını da mı diyanet yayınlıyor? yani dilin yerlisi olan, bile bile mi hata yapıyor? bu konuyu dilin yerlisi olan bir alimle münazara etmenizi tavsiye ederim.

    YanıtlaSil
  26. Hocam çok teşekkürler bu yazınız için. Vicdanlı birisi olmasaydınız sırf tepki almamak için bu yazıyı yazmazdınız, susardınız diğerleri gibi. Bu dürüstlüğünüz için teşekkürler. Bir vegan olarak sizin gibi müslümanların çoğalmasını çok istiyorum. Artık bilim sayesinde hayvanların aynı insanlar gibi duyguları olduğunu biliyoruz. Acı çeken, üzülen, sevinen, düşünebilen ve aile bağları olan bu canlılara daha fazla merhametimizi göstermeliyiz. Bu yüzden kurban bayramını çok zararlı buluyorum. Hayvanların boğazının kesilmesi olağan hale getiriliyor. İnsanlar küçüklüğünden beri bu görüntülere alıştı. Şiddete alışmak kötü bir şey. Tekrar teşekkürler bu güzel yazınız için.

    YanıtlaSil
  27. ne dedin john? anlamadık.

    YanıtlaSil
  28. beyhude çabalar... insanlar bilmedikleri için değil işlerine öyle geldiği için dini bu şekilde yaşarlar. bilgiye çok fazla misyon yüklüyorsunuz. (bu arada şu hırvat tefecinin reklamını da temizleseniz...)

    YanıtlaSil
  29. Aydınlık fikirlerinizden bizleri nasiplendirdiğiniz için size minnettarım.
    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  30. İhsan hocama bu güzel ve bilgilendirici yazı için gönül dolusu teşekkürler. Bize hala ortaçağ zihniyetini yaşatmak isteyenlere ders niteliğinde olmuş. Kansız bir bayram dilerim.

    YanıtlaSil
  31. O KADAR ÂLİM KEVSER SURESİNİ AYNI ŞEKİLDE MEAL EDECEK.

    BİRİ ÇIKACAK YOK YANLIŞ DİYECEK. ELİNE NE GEÇİYOR ACABA, YA ŞEYTAN NEFSİNİ ELE GEÇİRDİ, VEYA KENDİNİ KİRALADI...

    ALLAH AZZE VE CELLE HİDAYET ETSİN.

    YanıtlaSil
  32. Bilgileriniz yanlıştır, Arapça bilen biri olarak söylüyorum Saffât Suresi'nin 107. Ayetinde kurban kastediliyor
    (وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍ)
    Ortada bulunan kelime(bizebhin) kurban anlamına gelmektedir.
    "Allah'a karşı yalanla iftira eden veya onun âyetlerini yalanlayan kimselerden daha zalim kim vardır? Muhakkak ki O, zalimleri felâha ulaştırmaz (kurtuluşa eremezler)."ENAM 21

    YanıtlaSil
  33. Sürekli söyledikleri laflar: O kadar alim ulema yanlış anladı da bir sen mi doğru anladın? Lafıdır. Bu insanlar ezberlerinin dışına çıkan hiç bir şeyi sorgulamazlar. Kazara hoşlarına gitmeye başlayan bir yazıyı okumaya başladıklarında ezberlerini bozan şeylerle karşılaşınca yazının tamamını bile okumaz en altına gelir yine bilindik kelimelerle hakaret ve cahilce serzenişlere başlarlar. Okuyun kardeşim hepsini, herkesi okuyun ve sorgulayın. Sorgulamadan, irdelemeden doğruya ulaşamayız. Korkmayın dinden çıkarız diye bir kelime-i şahadet getirir geri girersiniz ! İnsanlık dönem dönem farklı fikir akımlarından etkilenmiş, çağlar atlamıştır. Hz. Musa, Hz İsa, Hz. Muhammed hepsi farklı bakış açılarıyla din olgusunu değişmesine aracı olmuşlardır. Mevlana, İbn-i Arabi, Yunus gibi tasavvuf üstatları da yaşadıkları dönemlerde bu değişime farklı bir açıyla aracı olmuşlardır. Aradan yüzyıllar geçmiş bir şeylerin değişebileceğine inanın. Etrafınıza baksanıza, ne kadar farklı sesler geliyor dünyanın dört bir tarafından. İnsanlık yine bir değişimin dönemini yaşıyor. Kulaklarınızı tıkamayın. Amaç bilinçte yükselmektir. Bütün diğerleri araçtır. Araçların uygulanış ayrıntılarında boğularak amacı kaçırmayalım. İnsan-ı kâmil olmanın yolu nefsi terbiye etmekten geçer. Ezbere yapılan işler fayda getirmez. Tüm kalbi muhabbetlerimle, sevgiler sizinle olsun.

    YanıtlaSil
  34. mustafa zulal bahsettiğin saffat 107. ayette , Biz, (İbrahim'e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail'i) kurtardık. .... diyor, yani orda özel bir durum var burdan tüm müslümanlara kurban kesme anlamını hangi akılla çıkardın hayretler içindeyim,

    YanıtlaSil
  35. okuyanda okumayanda olayı kendine göre çekmiş, kimi diyor ki: yazık hayvanlara, kanlı bayram mı olur, kurban yoktur. kimi de diyor ki: kafir misin sen kurban apaçık yazıyor nasıl inkar edersin.
    halbu ki hoca açık açık anlatmış kurban islamiyet öncesinden beri uygulanan bir ritüel, kuran la beraber gelmedi, zaten vardı. kurban malından mülkünden ihtiyaçlıyı nasiplendirmek için sunulan ritüeldir buna kimsenin itirazı yok, o coğrafyada ve zamanda mal, mülk, zenginlik nişanesi olan davardan yapıldı kurban oysa zenginliği tarım olan bir coğrafyada da pek tabii başka şeyle de yapılabilir, aynı habil ve kabil meselesinde olduğu gibi biri çiftçidir meyveler, sebzeler. tahıllarla sunar. diğeri çobandır hayvanla sunar. sunağının kabul olmayış mezu bahisi meyvenin sebzenin kabul edilmeyişi değil takvasının olmayışıydı.
    kuran zaten varolan bir ritüeli tekrardan güncelliyor, hatırlatıyor insana. malından, mülkünden, zenginliğinden, ihtiyaçlılara infak ederek şükürlerini sun ki ihtiyaçlıda bu nimetlerden nasibini alsın takvanız artsın. senede bir değil, nezaman lüzum görürsen, defalarca ister et, ister zahire, yada elindeki zenginlik neyse onu paylaş infak et.

    YanıtlaSil