12 Temmuz 2012 Perşembe

DİN VE İBADET ANLAYIŞIMIZ (1-2)

 
Türkiye’de birisi için “Dine yönelmiş, ibadete başlamış” deyince neden akla gelen “Namaza başlamış, örtünmüş” oluyor?

Keza “Dini bırakmış, ibadeti terk etmiş” denince de neden “Artık namaz kılmıyormuş, başını da açmış” denmek istendiği anlaşılıyor?

Yani din ve ibadet denince neden namaz, oruç, hac, başörtüsü, cüppe, sakal vs. birkaç şeklî ibadet ve görüntüden başka bir şey düşünülemiyor?

Çünkü din ve ibadet anlayışımızın içi boşaltılmış ve muazzam bir anlam kaymasına uğramıştır.

Halbuki bir adam namaz kıldığı halde imansız, bir kadın başı açık olduğu halde iman sahibi olabilir. Bir cüppe içinde ahlaksız, saçları arkadan bağlanmış bir kafanın içinde de asil ve erdemli bir düşünce bulunabilir. 

Artık namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, başını örtmek vb. ritüel ve figürler iyi bir Müslüman olmanın değil; nereye, hangi kampa, hangi mahalleye mensup olduğunuzun göstergesi haline gelmiştir. Peygamber zamanındaki işlevlerini kaybetmiş, dahası sahici özelliklerini yitirmişlerdir.


Kişinin iyi bir Müslüman olduğunun anlaşılması için artık başka şeylere bakılmalıdır.

İyi bir Müslüman olmak için, her şeyden önce iyi bir insan olmak lazımdır. Bu da iyilik, güzellik, doğruluk yolunda (sırat-ı müstakim) yürümekle, sevgi ve merhametle (rahmet) dopdolu olmakla, sözün namusu ile yaşamakla (sıdk), hakka hukuka tacavüz (zulüm)  etmemekle, kalbi adalet ile çarpmakla, saf bir yürek temizliğine sahip olmakla (ihlas), güzel ahlak sahibi olmakla (hüsn), her türden kötülükle aktif mücadeleyle (cihad), komşusu açken tok yatmamakla ve insanların elinden ve dilinden emin olduğu bir kişilik sahibi olmakla mümkündür.

Din ve ibadetin özünü bunlar oluşturur.

Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere ve ahiret gününe inanmak, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek vs. bunları sağlar, bunlara vesile olur, bunları doğurur. Doğurmuyorsa yaptığınız tapınak dini ve ibadetidir.

***

Demek ki M. İkbal’in tabiriyle “İslam’da dini düşüncenin yeniden inşasına” şiddetle ihtiyaç vardır.

Yani din ve ibadet anlayışı yeniden yapılandırılmalıdır.

Aslında bu ihtiyaç tarih boyunca hiç eksilmemiştir.

Tarih boyunca peygamberlerin, birçok bilge ve filozofun “tapınak dinleriyle” başlarının derde girmiş olması tesadüf olabilir mi?

Buddha Hint din adamları Brahmanlara karşı çıktı. Zerdüşt’ü eski İran din adamları sınıfı Moğlar öldürttü. Mani’yi Mecusi din adamları astırdı. Musa’yı eski Mısır din adamları sınıfı olan Hamanlar tekfir etti. İsa’yı Yahudi Haham sınıfı yargılayıp çarmıha gerdirdi. Sokrates Delhi tapınağının fetvasıyla öldürüldü. Hz. Muhammed’in daha ilk günden Mekke’deki en azılı düşmanı rahip Ebu Amir idi. Kâbe çetesini suikasta kışkırtan, “Mescid-i Nevbevi”nin karşısına “Mescid-i Dırar’ı” yaptıran da bu rahip Ebu Amir’den başkası değil miydi?

Bir peygamberin en azılı düşmanı nasıl bir din adamı olabiliyor?

Bu ne yaman bir çelişkidir?

Ali Şeriati’nin dediği gibi “dine karşı din var”, görmüyor musunuz?

Biz hangisinin din ve ibadet anlayışı üzereyiz?

***
Modern dünyanın insanı bu yaman çelişkiyi unuttu. Bütün dinler, modern öncesi ortaçağ dünyasının fenomenleri olarak görüldüğünden, nasıl olsa günümüzde hiç birisi de işe yaramayacağından hangisi olsa fark etmezdi. Eh, İslam da dinlerden bir din olduğuna göre aynı şeydi…

İşin ilginç olan yanı Müslümanlar da bu argümanı içselleştirerek, modern dünyaya karşı bütün dinleri aynı kefeye koyarak savunur hale geldi. Dünya tarihi ikiye ayrılıyordu artık: Aydınlanma öncesi dinlerin hakim olduğu kutsalın ve geleneğin dünyası ve Aydınlanması sonrası seküler modern dünya…

Kendilerini nasıl da “Aydınlanma” olarak kabul ettiriyorlar Herkes sorgusuz sualsiz bu ayrımı ve tanımı nasıl da kullanıyor. “Durun bakalım, siz kendinizi nasıl Aydınlanma olarak görüyorsunuz? İnsanlık tarihini sizden önce ve sonra diye nasıl ikiye ayırıyorsunuz? Hem siz kim oluyorsunuz?” diye sormuyor. Boyuna modernite öncesi kutsalın , dinlerin ve geleneksel dünyanın nasıl daha da iyi olduğu anlatmaya çalışıyor.

Böyle olunca Buddha ile Brahman’ın, Zerdüşt ile Moğ’un, Mani ile Mecusi’nin, Musa ile Haman’ın, İsa ile Haham’ın, Muhammed ile Ebu Amir’in arasındaki yaman çelişki kayboluyor.  Tam da modernin istediği ve yapmaya çalıştığı gibi, hepsini aynı kefede bir sepete dolduruyoruz. Artık, “Eh din işte, ha haham ha peygamber ne fark eder” oluyor…

Dolayısıyla din ve ibadet anlayışımız bir Hindu’nun, bir Yahudi’nin, bir Hıristiyan’ınkinden farksız hale geliyor. Nasıl ki “papaz kilisede” ise  “hoca da camide” oluyor. Din ve ibadet birkaç ritüelden (tanımlanmış şekli ve törensel hareketler) ibaret hale geliyor.

***
Böylesi bir din ve ibadet anlayışına itiraz etmeliyiz.

Öncelikle İslam’ı diğer dinlerle aynı kefeye koyup, moderniteyle karşılaştırıp durmaktan vazgeçmeliyiz. Onu kendi indiği çağdaki ve daha da önceki dinlerle karşılaştırılmalıyız. Bu bize çok şey öğretecek ve modernite karşısında donanımlı hale getirecekti. Çünkü İslam insanlıkta olduğu gibi özellikle dinî dünyada büyük bir reformdu.

Aksi halde İslam adına modern dünyaya hiç bir şey söyleme hakkımız olmayacak. Çünkü vakti zamanında reforma uğrattığımız birçok şeyi, sırf modern bizi onlarla aynı kefeye koyuyor diye moderne karşı savunur hale getiriliyoruz; al sana bir yaman çelişki daha…

Bunun için İslam’da dini düşüncenin yeniden inşası kaçınılmaz hale gelmiştir. Çünkü İslam, reforma uğrattığı diğer dinlerle aynı kefeye kona kona neredeyse buhar olup uçmak üzere…

Bunların en başında da din ve ibadet anlayışımız geliyor.

Din ve ibadet anlayışımızın birkaç şekli ibadet etrafında dönüp duran bir “totolojiye” (kısır döngü/anlamsız tekrar) haline gelmesi bunun en iyi göstergesi değil mi?

***

Eskiler buna “zahir” demiş ve söz konusu bu kısır döngüyü/anlamsız tekrarı aşmak için “batın” diye bir yeniden anlamlandırma faaliyetine girişmişler. Fakat burada da ipin ucu kaçınca tekrar “zahire” sarılma yönelimi başlamış ve bu böyle devam edip gelmiş. Vakıa, dini düşünce tarihimiz aynı zamanda bu gidip gelmenin/gerilimin de tarihidir.

Oysa zahir ile batın, teşbih ile tenzih, dünya ile ahiret Hz. Peygamber’in akıl, ruh ve gönül dünyasında billurlaşarak birleşmişti. Dinin kemale ermesi yani en olgun hale gelmesi bir açıdan da bu demekti.

İnşa çağında yapmamız gereken esas iş, işte böylesi bir akıl, ruh ve gönül dünyasını yeniden kurmaktır. Bu nedenle ihya çağlarının saf zahirci, batıncı, teşbihçi veya tenzihçi ekollerinden sadece birisinin körü körüne takipçisi olamayız. Yeniden kurmak, tekrar yapılandırmak derken kastettiğimiz bundan başkası değildir.

***

Din ve ibadet anlayışımıza buradan girerek baktığımızda bir taraftan zahiri bir donma yaşanırken, diğer taraftan da batini bir buharlaşma yaşandığını görüyoruz. Donmayı ve buharlaşmayı asli haline yani hayat veren bir suya nasıl dönüştürebiliriz? Esas mesele budur.

Bugün din ve ibadet anlayışı iyice daraltılmış, camiye, kandil gecelerine ve sayısı üçü beşi geçmeyen birkaç ritüele indirgenmiş durumdadır.

Müslüman zihnin din ve ibadet denince aklına cami, ezan, kandil, türbe, şeyh, yeşil sarık, başörtüsü, cin, peri, masal, mucize, kehanet, sır, musalla taşı, mezarlık ve yalnız -o da şekli kalmış- üç ibadet ritüeli; namaz, oruç ve hac neden geliyor sanıyorsunuz?

Oysa din ve ibadet bunlar mı demek?

***
Çünkü modern dünya da dini böyle anlıyor. Onlara göre esasında din, modern dünyada bunlardan başka bir şey değildir. Modern öncesi ortaçağlardan kalma büyülü bir dünya… Bunlar artık modern insanın sadece akıldışılığa, sır ve gizeme duyduğu merakı gideren birer “fenomen” olabilirler. İnsanları rahatlatırlar da. Sosyolojik olarak yararlı da olabilirler. Dine başkaca anlamlar yükleyip bu çerçevenin dışına çıkarmaya kalkmak mümkün değildir.

Siz olsanız sosyal hayatı ve hele de devleti sırla, gizemle, kehanetle, rüyayla, din adamları sınıfının keşf ve kerametleriyle, İkbal’in tabiriyle “donmuş kalmış 590 yıllık metinlerle”, Akif’in tabiri ile “700 yıllık eserlerle avarelik ederek” yönetir misiniz?

Siz dininizi böyle anlıyorsanız dönüp moderne niye kızıyorsunuz? Modern de dinin esasında bunlardan başka bir şey olmadığını söyleyip duruyor.

Peki, nedir o halde din? Ne manaya geliyor ibadet?

***

İslam’ı “dinlerden bir din” olarak görenler, onun “ibadetlerini” de kaçınılmaz olarak diğer dinlerin ibadetleri gibi bir ibadet olarak görürler…

Nasıl ki diğer dinlerin görkemli tapınakları, din adamları sınıfı ve kendilerine özgü dini kıyafetleri, tütsülü, buhurlu ayinleri, kutsal gün ve geceleri, mucizeleri, kehanetleri vs. var, İslam da bu dinlerden biri olduğuna göre, onda da bunlar var hatta olmak zorunda…(!)

Böyle düşünenlerin, İran kisrasının karşısına çıkan sahabenin “Baldırı çıplak çöl bedevileri sarayıma kadar niye geldiniz?” diye sorulunca “İnsanları dinlerin zulmünden ve krallara ibadetten (onlara kulluk ve kölelik yapmaktan) kurtarmaya geldik” cevabından bir şey anlayacaklarını sanmıyorum.

Çünkü bunu söyleyen sahabenin dilindeki “din” ve “ibadet” hiç de bizimkine benzemiyor.

Bu, tamı tamına İslam’ın “lailahe illallah” evrensel çağrısını yansıtan ve o günkü dünya kamuoyunu sarsan bir sözdür…

O günkü dünyanın batısına ve doğusuna hakim Bizans ile Sasani imparotorluklarının saraylarında yankılanan ve “çok büyük bir tehdit” olarak algılanan bir sözdür…

Bu iki imparatorluk geleneğinin asırlardır bölgeye hakim olmak için ürettikleri iki din olan Yahudilik ve Hıristiyanlığın tapınaklarında da yankılanan ve “meslek dışı” bir yerden (sokaktan) gelen bir tehdit olarak algılanmış bir sözdür…

O günkü Mekke’de Ebu Lehep gibilerinin başını çektiği Allah, Kâbe, din ve ibadet istismarına dayalı tefeci bezirgân düzenine (Yeda Ebu Lehep) “yıkılsın, yokolsun, kahrolsun” (tebbet) diye haykıran gerçekten de çok büyük bir tehdit ve asla affedilmeyecek bir sözdür…

O sahebenin dilindeki “din” ve “ibadet” kelimeleri, Kur’an’ın kullandığı anlama paralel olarak kral saraylarında,  ruhban tapınaklarında ve bezirgân sofralarında, evet, böyle algılanmıştır. Tehdit değerlendirmesi gayet yerindedir, aynen algıladıkları gibidir. Bunu bizim söylememize gerek yok, tarihe bakın, olanlara bakın aynen algıladıkları gibi olduğunu görecekseniz. Yani korktukları şeyin başlarına geldiğini göreceksiniz.

Peki ya şimdi…

Tarihi süreç içinde tersine bir gelişme yaşandığını görüyoruz.

İndiği çağda zaten kullanılmakta olan din ve ibadet kelimelerini sarayların, tapınakların ve bezirgânların dünyasından çekip alan ve ona bambaşka bir yön veren (aslına döndüren) Kur’an’ın, tarihi süreç içinde mehcur bırakılmasıyla (terkedilmesiyle), diğer ümmetlerin girdiği deliklere bizimde girdiğimizi ve dönüp dolaşıp onların din ve ibadet anlayışını benimser hale geldiğimizi görüyoruz.

Bu nedenle olsa gerek “İslam dinlerden bir din değildir” veya “Allah-insan ilişkisi efendi-köle ilişkisi değildir” dediğimizde meramımızı anlamakta zorlananlar oluyor.

Peki, nedir o halde İslam’da din ve ibadet?

DİN kelimesinin Kur’an’da 103 yerde ve dört esas manada kullanıldığını görüyoruz.  Bunu kolayca anlamamız için Arapça’da alt-üst, arka-ön şeklinde dört yönü de ifade için kullanılan ve aynı kökten gelen dûne” sözcüğü bir fikir verebilir.

Buradan anlıyoruz ki “din” insanoğlu için dört boyutlu bir ilişkiler ağının tümünü birden ifade ediyor; geriye doğru (adet, töre), ileriye doğru (yol, yordam), yukarıya doğru (itaat, bağlılık), aşağıya doğru (hüküm, kural, ceza, mükâfat)…

Bunların hepsini birden topladığı için yani “tedvin” ettiği için bir tek kelimeyle durumu “din” diye ifade ediyoruz. Demek ki din kavramının, Kur’an’da kullanım yerlerine göre kiminde adet, kiminde yol, kiminde itaat ve bağlılık, kiminde de hüküm, kural, yargı, ceza ve mükâfat anlamında kullanılması bu nedenledir. 

Bu durumda söz konusu dört boyutlu anlamlar, değerler ve kurallar bütünü din”, bunun bir coğrafi mekânda ete kemiğe bürünüşü Medine”, bu bürünüşün mensupları medenî” ve mensuplarınca ortaya konan maddi ve manevi tüm inşa ve imar faaliyeti de medeniyet” oluyor.

Bu kelimelerin hepsi de din ile aynı kökten… Aralarında kopmaz bir bağ var. Yani bunlar “bölünmez bir bütün

***

Kur’an kendi anlamlar, değerler ve kurallar bütününü bir “gerçek hayat dini” (dinu’l-gayyime) ve “insanlığın ana yolu/ipi” (hablun-mine’nnâs) olarak tanıtır. Buna, sanki bir madalyonun öbür yüzü gibi aynı zamanda “Allah’ın yolu/ipi” (hablun minellah) der. Kur’an’ı insanlık alemine, insanlık vicdanının ifadesi (basairu li’nnâs), yol gösterici (huda) ve halklar için sevgi ve merhamet kaynağı (rahmet) olarak tanıtır. (Casiye; 45/20).

Diğer dinlerin bu ana insanlık yolundan ayrılmak suretiyle ayrıca birer “din” oluşturduklarını söyler ve ısrarla bu yola geri dönmeye çağırır. (Rum; 30/30, Ali-İmran; 3/112).

Üstelik daha önce hiç görülmedik bir şekilde onları tanır ve “Ehl-i Kitap”, “Mecusi, “Sabiî” gibi isimlerle anar. Bir arada yaşamaya ve barışa dayalı bir ilişkiler hukuku belirler. Daha önce hiçbir dinin ötekini bu şekilde “tanıdığı” görülmemiştir. Tabi tanımak doğru bulmak demek olmuyor. 

***

Demek ki İslam, kendini insanlığın ana yolu, fıtrat dini ve o ana kadar insanlıkta doğru namına ne kalmışsa hepsinin devamcısı (musaddık) olarak vazediyor. İnsanlığın gelmiş geçmiş tüm olumlu birikimini sahipleniyor. Geri kalan tüm olumsuzlukları kendinden önceki dünyada bırakıyor ve ona “karanlıklarda kalınan dönem” (cahiliye) diyor…

Yeni dönemle birlikte gelene ise “gerçeğin ta kendisi” (hak) diyor. Yani sözün realiteyle uyumlu olması; tarihin, hayatın ve tabiatın aktığı yerden akan yaşayan gerçekliğe tekabül etmesi…

Bundan kopana ise sahte, içi boş, kof, realiteyle çelişik bir takım kuruntular (batıl) diyor. Gerçeğin ta kendisi (hak) gelince, sahteliğin ve içi boşluğun (batıl) yok olmaya mahkûm olacağını haber veriyor.

Bunun için Allah kendi dinine, kimsenin kendi tekeline alamadığı ve alamayacağı, gerçeğin ta kendisi olan din (dinu’l hak), diğerlerine de gerçeklikten kopmuş, bir takım sınıfların, kavimlerin, kişilerin, bölgelerin vs. tekeline girmiş, kuruntularının ifadesi haline gelmiş diğer bütün dinler (dini kulli) dediğini görüyoruz (Tevbe; 9/33).

***

Şu halde Allah’ın dini İslam’a bütün bunları görmezden gelerek “dinlerden bir din” muamelesi yapmak, sanırım en çok Allah’ı kızdıracaktır. Çünkü Kur’an ısrarla bunların aynı şeyler olmadığını söylüyor.

Oysa bugün din denilince insanların aklına, İslam da dahil olmak üzere mabed, tapınak, din adamı, papaz, keşiş, haham, hoca, şeyh, sarık, cübbe, kandil, ayin, türbe, mucize, kehanet, keramet, buhur, tütsü, sır vs. geliyor.

İbadet denilince de İslam’da dahil hepsi birbirine karıştırılarak, namaz, oruç, abdest, camiye, kiliseye veya havraya gitmek, günah çıkartmak, yağmur duasına çıkmak vs. akla geliyor.

Neden din denilince akla hak, hukuk, adalet, işgaller, zulümler, tecavüzler, yoksulluk, yolsuzluk, sokak çocukları, özürlüler, açlar, susuzlar, giderek artan boşanmalar, dağılan aileler, işsizler, zam, zulüm, işkence, plansız şehirleşme, trafik, gecekondu, sanat, edebiyat, şiir, felsefe, müzik, sinema, tarih, tabiat, uygarlık vs. vs… gelmiyor.

“Güldürme adamı, dinin bunlarla ne alakası var?” diyeceksiniz belki…

Evet, “tapınak dinlerinin” yok ama “gerçek hayat dininin” var!

“Tapınma”nın yok ama “ibadet”in var!

Belirli bir yer ve zamanda yapılan, önceden belirlenmiş hareketlerden oluşan tapınma ile yeri ve zamanı olmayan, hayatın içinde canlı faaliyet olarak gerçekleşen ibadet arasındaki fark…

Şu halde nedir ibadet?

İBADET: Sözlükte “abd” kökünden Arapçanın tarihsel kök ve komşu dilleri Aramice, Akkadça, İbranîce, Süryanîce, Habeşçe gibi Sami dillerinin hepsinde “yapmak, meydana getirmek, ortaya çıkarmak, çalışmak, üretmek” demektir.

BEDAET de kökün harfleri değişmeden “bda”ya dönüşümü ile “yaratmak, yapmak, meydana getirmek, icat etmek, bir şeyi ilk olarak ortaya çıkarmak” anlamındadır. Son harfin “hemzelif”e dönüşmesi ile “bde”  de ise yine mana pek bozulmayarak bir şeyi “başlatmak, ortaya çıkarmak, icat etmek” manası kazanır.

Şu halde Allah ile insanın aktüel ve dinamik ilişkisinde ortaya çıkardığı, meydana getirdiği, yaptığı, yarattığı, icat ettiği, ürettiği her tür iş ve oluş bu kapsama giriyor.

Yapılan/üretilen iş ve oluşun faili Allah ise buna bedaet, ibda, mubdi’, faili insan ise buna da ibadet, ubudiyet, taabbud deniyor. Her ikisinde de ortak anlamın yapmak, ortaya çıkarmak, üretmek, meydana getirmek olduğunu görüyoruz…

***

Öte yandan abd kelimesi Kuran’ın nazil olduğu dünyada yaygın olarak kullanılıyordu. Özellikle bir takım putlara, krallara ve imparatorlara yönelik olarak “arz-ı ubudiyet etmek” veya “kul köle olmak” deniliyordu.

Babil, Sasani, Mısır, Roma, Bizans gibi eski dünyanın Tanrı-Devlet kralları ahaliye “kullarım, kölelerim” diye seslenirlerdi. Kendilerine de Tanrı’nın oğlu, temsilcisi veya doğrudan Tanrı derlerdi. Kuran’daki abd kavramı işte bu anlayışa isyan olarak doğdu. Kur’an bunu alıp kullandı ve fakat kavramın içeriğini değiştirdi. “Yalnız sana ibadet ederiz” ifadesindeki “ancak, yalnızca, sadece, sırf, salt” anlamına gelen iyya sözcügünün önce gelmesinden de anlaşılacağı gibi bu hususiyet ifade eden bir tepki ifadesidir (kasr ve ihtisas) ki “başkasına değil” anlamı verir; yoksa “başkasına yapıldığı gibi” demek olmaz.

Dolayısıyla ibare “Başkalarının putlara, krallara tapındığı gibi biz de sana tapınırız, kulluk-kölelik ederiz” değil; ilkten “Putlara ve krallara tapınmayı reddederiz” manasında başkaldırı ifade eder.

Bu, her yanı tanrı-kral anlayışı ve kulluk-kölelik ilişkileriyle dolu bir dünyaya çölün içlerinden yükselen bir isyan sesi, insanî özgürlük çağrısıdır. Nitekim ilk sahabe nesli bunu böyle anlayarak her tür put tapınmasını, krallara kulluk arz-ı endam edilmesini reddetmişler ve Allah’a yönelerek bu tür bağlardan azat olmuşlardır. Bu ise insanoğlunu, insan olma yolunda zorlayıcı bir içkinlikle ilerletmiştir…

Ardından taşındığı yeni Kur’an ikliminde abd kavramı “yâr ile yolculuk” dönüşmüştür. Bunun anlamı ise insanın batıl bağımlılıklardan azat olması, ilâhî anlam ve mananın derinliklerinde durmaksızın yol almasını ifade eder. Allah ile canı gönülden dost olması, O’nun sınırsız, şekilsiz, enlemsiz, boylamsız ve sonsuz varlığında kendini açması, iş ve oluş üretmesi, ortaya çıkarması, meydana getirmesi, inkişaf ettirmesi manasına gelir.

Bu nedenle Allah’ın yapması/edip eylemesi anlamına gelen yaratmak, varlık oluşturmak, icat etmek birer iş ve oluş yani ibda olduğu gibi, insanın yapması/edip eylemesi anlamına gelen çalışma, üretme, icat etme, meydana getirme, mücadele etme, direnme, imar etme, zülme karşı savaş, iyilik yapma, güzel davranma, doğru olma (amel-i salih) vs. de birer iş ve oluş yani ibadet olur.

Zorla özgürlüğüne el konulmuş bir insan efendisi için iş ve oluş üretirse buna da abd (kul köle) denir. Ancak Allah/insan ilişkisi bu manada efendi/köle ilişkisi değildir. Bu, efendi/köle ilişkilerinin yaygın olduğu bir dünyanın muhayyilesidir. Şüphesiz Kur’an bu muhayyileye hitap etmiştir fakat onu dönüştürmüş, diğer bir çok konuda olduğu gibi içeriğine müdahale etmek maksadıyla kullanmıştır. Oysa gerçekte bu ilişki yalın olarak Allah/insan ilişkisi olarak okunmalıdır. Çünkü insanın burada özgürlüğüne zorla el konulmaz. Bilakis insan kendi özgür iradesiyle, canı gönülden Allah’a yönelir, O’nun sonsuz sevgi ve merhametine karşılık insanî sevgi ve saygıyla karşılık verir. Bu nedenle de O’nun için çalışır, çabalar ve O’nun yolunda tarihin meydanında “yürür”…

Burada, Kuran’ın, 7. yüzyılda putların, kralların, imparatorların, din adamlarının vs. önünde yerlerde sürünen insanoğlunu alıp nasıl yücelttiğine, özgürleştirdiğine dikkat edilmelidir.

Bu nedenledir ki Kur’an, tanrılık taslayan otoritelere (tâğut) tapanlardan (Maide; 5/60), ruhunu kötülük sarmış şer odaklarına (şeytân) tapanlardan (Yasin; 36/71), put heykellerine (esnâm) tapanlardan (Şuara; 26/71), insanların birbirine tapmasından (Ali-İmran; 5/64), ataların taptığına tapıp durmaktan (Hud; 11/62), peygambere ve din adamlarına tapanlardan (Tevbe; 9/31) özellikle bahseder. Bunların dışındakileri de Allah’tan başkası ( min dunillah) diyerek mahkûm eder.

İlginçtir, Kur’an ibadet kelimesini 278 yerde geçmesine rağmen, namaz kılmak (iqamu’s-salât), oruç (savm), hacc ve umre, kurban (hedy) gibi bizim “ibadet” dediğimiz şeylere izafe ederek kullanmaz.

Kur’an’ın bunlardan bahsederken kullandığı kavram nusuk/menasik’dir. Kur’an’da 7 yerde geçen bu kelime kullanılırken (ör. Bkz. Bakara; 2/196, En’am; 6/163) genelleme yapılması yani namaz, oruç, kurban vs. tüm “şeklî ibadetleri” içine alacak şekilde kullanılması dikkat çekicidir. Manâsik sadece hacdaki ibadet şekilleri demek değildir. Şu halde namaz, oruç, hacc, umre, kurban bizim menâsikimiz olmaktadır. İbadet -bunları da içine alan- çok daha geniş bir kavramdır. Dolayısıyla ibadeti sayısı bir elin parmağını geçmeyen menâsike indirgemek hiç de doğru görünmüyor. Zaten Kur’an onlara menâsik demiş…

***

Öyle görünüyor ki Kur’an’ın ibadetten kastettiği, hayatı, yukarıda sayılan bir takım kişi, otorite, odak ve mercilere tapınarak değil; Allah bilinci (şuuru) ile yaşamaktır. Bundan dolayı da ibadet tarihin, hayatın ve tabiatın içinde canlı bir faaliyet olmak icabeder.

Allah görünen bir nesne olmadığı ve herhangi bir insanda, peygamberde, kurumda, otoritede tecessüm etmediği için, yer ve mekân da biçilemeyeceği için, son tahlilde Allah’a ibadet, görünür nesnelerden tam bir bağımsızlaşmayla “insanın” bütün görkemi ile ortaya çıkışıdır.

Artık bu ortaya çıkışta abd-mabud ilişkisi efendi-köle ilişkisini değil; yâr-yarân, âşık-mâşuk, seven-sevilen ilişkisini ifade eder. İbadet sevdiğin için uğraş ve çabaya, dua sevdiğinle iyi günde kötü günde istek, çağrı ve dertleşmeye, namaz sevdiğinle buluşmaya dönüşür…

***
Bu nedenle İslam’da namaz, oruç vs. tabiri caizse “ibadet doğuran ibadetler” dir. Daha doğrusu “ibadet doğuran menasiklerdir. Nusuk/menâsik kelimesini Arap bakın nerelerde kullanıyor: Toprağı ıslah için gübrelemek (nusuku’l-ard), yeni yağmur yağıp yeşillenmiş toprak (ardun nâsike)…

Demek ki nusuk, toprak için nasıl gübre ve yağmur oluyor da yeni ürün bitirtiyor, yeşillendiriyorsa, Müslüman için de menâsik böyledir. O da insanda yeni ameller doğurtur; başka iyi, güzel ve doğru davranışlara vesile olur. Bunun için nusukların şahı olan namaz bütün kötülüklerden alıkoyar. Yani toprak için gübre ve yağmur neyse, insan için da namaz odur…

Demek ki İslam’da nusuk/menâsik bir tapınma değildir. Yaparsın ve orada bitmez. Gübre gibi başka bir şeyin doğmasına, yağmur gibi de başka bir şeyin canlanmasına, hayat bulmasına neden olur. Bunun için statik değil dinamiktir. Statik olana tapınma, dinamik olana nusuk denir.

***
Demek ki nusuk/menasik şekil ve ritüel ile sınırlı ve daha dar iken, ibadet hayatın tüm alanlarına yayılmaktadır. Yani nusuk/menasik Müslüman insan yoluyla hayatı gübrelemekte, yağmur olup yağmakta ve hayatın içinde canlı bir faaliyet olarak ibadetleri ortaya doğurmaktadır.

Bu anlamda ibadetin yeri ve mekânı yoktur.
Mekânın her yerinde ve zamanın her anında canlı bir faaliyet olarak görünür; bazen bir yoksulun sofrasında, bazen bir annenin yavrusuna atılışında, bazen bir gönlün titreyişinde, bazen bir adalet terazisinde, bazen bir direnişçinin namlusunda, bazen bir esnaf imzasında, bazen yakarışta, bazen haykırışta, bazen ağlayışta, bazen gülüşte, bazen sözde, bazen namusta, bazen sadakatte, bazen iffette…

***

Böyle olunca sizin dünya görüşünüz ve hayat tarzınız dininiz, dininiz de dünya görüşünüz ve hayat tarzınız olur. Faaliyetiniz ibadetiniz, ibadetiniz de faaliyetiniz manasına gelir. Bunları kim için yaptığınıza bakacaksınız.

 Bu nedenle gerçek din hava gibidir. Hiçbir yerde görünmez ama herkesi yaşatan odur.

Gerçek ibadet de su gibidir. Her yerden akar, her şekle girer. Hep başkasına hayat verir. Azından kana kana içer, çoğunda ise boğulursunuz.

Yunus Emre der hoca 

Gerekse bin var hacca 

Hepisinden iyice

Bir gönüle girmektir


(Bana Dinden Bahset, İnşa Yayınları, İst., 2010, s. 17-29)



102 yorum :

  1. Allah razi olsun... böyle Önderlere ihtiyac var!

    YanıtlaSil
  2. Bu adama bir şey fena çarpmış. :) İnsan içinden acaba hangi dinin mensubu demeden yapamıyor!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adam anlatıyor anlatıyor yine dönüp hangi dinin mensubu diyorsunuz. Size Kuran okuyun demekten de imtina ediyorum. Kimbilir onu nerenizle ne şekilde anlarsınız. Sonra Kuranı da yaşadığınız dine uygun bulmayınca Allah'ın dininden de şüphe edersiniz.

      Sil
    2. Güzel kardeşim o adamın çarpıldığı falan yok.O adam 1300 yıl dır çarpılmış bir anlayışı düzeltmeye çalışıyor.Kızacağına azıcık tefekkür et.

      Sil
    3. isminden utan, işine gelmedi değil mi? ihsan hoca Hz.İbrahim gibi putlarınızı kırıyor çünkü

      Sil
    4. Muhammed Ali işte soruyorsun ya "hangi dinin" diye .Bir daha oku istersen kötü bir şey yapmıyor,sadece ibadet ediyor.

      Sil
    5. sen bu yazıya çok güzel bir örnek oldun bu yazılanların doğruluğunu ispatladın allah senden razı olsun muhammet ali

      Sil
    6. KARDEŞLERİM KİMSEYE AMA KİMSEYE DİNİ ZORLA BEGENDİREMEZSİNİZ ALLAH C.C KURAN'I KERİMDE BAKARA SÜRESİ 170 AYETİ CELİLESİNDE TÜM İNSANLIGI UYARIYOR YA BENİM DİNİME YADA ATALARINIZIN DİNİNE DİYE DAHA NE DESİN

      Sil
    7. ya arkadaşlar lütfen kuran'ı okuyun yarın kuran'dan sorgulanacaksınız kuran'da ögütler akıl sahiblerine veya aklı olanlara söyleniyor Kuranda akıl ile alakali tahmini 75 ayet geçiyor lütfen googleye yazın okuyun bu arada yapmış oldugunuz çalışmalardan dolayı teşekkür ederim sayın r.ihsan eliaçık hocama hz. alinin bir sözü var bana bir kelime ögretenin kölesi olurum tekrar tekrar söyliyecegim kuran herşeyi anlatıyor ve bakara süresi-170 bence kuranı bırakıp bakara-79 Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab’ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Vay ellerinin yazdıklarından ötürü onların hâline! Vay kazandıklarından dolayı onların hâline! ALLAH C.C KARŞISINDA HER KUL BİRDİR KURANDA GEÇEN AYET: 3:139 - Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer hakikaten inanıyorsanız, muhakkak üstün olan sizsinizdir.

      49:13 - Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, herşeyden haberdar olandır
      sadakallahulazimm

      Sil
    8. m.a.amacım sana cevap vermek değil..
      sadece; verilen cevaplardan birşeyler anladın mı onu hatırlatmak..

      Sil
    9. adaletli yaşam30 Ekim 2012 12:59

      Kardeşim, bu anlatım seni açmadıysa seni rahatsız ettiyse seni rahatsız etmeyen yazarların yanına git. Senin dinden ne anlamak istediğini o safsata yazarlar anlatır. Sen düşünme düşünüleni yerine getir. Senin istediğin bu.Sen ezilmeye devam et ve de seni ezeni el üstünde tut,sen seni Allah ile aldatanlarla beraber yaşa aldatılmaya devam et,sen dinini öğrenmeye çalışma o aldatıcıların öğrettikleriyle yetin,sen düşünme yoksa sahiplerin tarafından pataklanırsın. Yada otur kafanı iki elinin arasına al ve deki,benim dinden , imandan anladığım ne.Ondan sonra bilgisarayın başına geç ve yaz.Yoksa haline devam et

      Sil
    10. namaz maneviyatın röntgeni gibidir m.ali namazda aklına gelenler biriktirdiğin şeylerdir bak bakalım filmine ne var orda Allaha abd olabildinse dünyaya (maddeselliğe)yönelik hic bir unsur olmaması lazım bak bakalım yolun neresindesin sen eger dünya ile uğraşıyorsan dikkat burda çarpan fena bir sey var demektir

      Sil
    11. Senin ''dininden'' olmadığı kesin!

      Sil
    12. m.a. kardesim , bu adamin hangi dinden oldugunu buldun mu acaba ? merak ettim ,sen hangi dine mensupsun? yazarsan sevinirim

      Sil
  3. sizin bir ilmihal yazmanızı bekliyorum,
    Namaz konusu ,oruç konusu ve hac konusu bütün bunlarla ibadet olmuyormu?
    Ozaman Kafirun süresinde ne anlatılıyor , kafam karışıyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. son dörtlükten de anlamadıysan vay haline...

      Sil
    2. Okumaya düşünmeye devam et zamanla anlayacaksın

      Sil
    3. insan toprak olsun, ibadet hava olsun, bizim bildiğimiz ibadet kalıpları yani dinin farzları da yagmur olsun gubre olsun. hava olmadan toprak manasızdır, yagmur ve gubre olmadan toprak yeseremez. bu benim yorumum tabi. yazılanlardan anladığım bu.

      Sil
    4. Okunuşu: Kul yâ eyyühel kâfirûn. Lâ a’büdü mâ ta’büdûn. Ve lâ entüm âbidûne mâ a’büd. Ve lâ ene âbidün mâ abedtüm. Ve lâ entüm âbidûne mâ a’büd. Leküm dînüküm veliye dîn.

      Anlamı: (Ey Muhammed!) De ki: Ey inkârcılar! Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Benim taptığıma da sizler tapmazsınız. Ben de sizin taptığınıza tapacak değilim. Benim taptığıma da sizler tapmıyorsunuz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır.

      NÜZUL SEBEBİ
      Kâfirler peygamberimize (sav) geldiler ve “Bu davayı bırak sana istediğin kadar mal verelim, kızlarımızdan dilediğin ile evlendirelim ve istersen seni başımıza kral yapalım dediler.” Peygamberimiz (sav) kabul etmedi. Ebu Talibe gittiler. Ebu Talib peygamberimize isteklerini iletti. Kabul etmesini rica etti. Peygamberimiz (sav) “Amcacığım! Bir sağ elime güneşi, sol elime ayı verseniz ben bu davadan vazgeçmem” buyurdu. Bu sefer Kureyş müşrikleri peygamberimize bir heyet gönderme kararı aldılar. Bu heyete Kureyşin yaşlılarından ve ileri gelenlerinden Esved b. Muttalib b. Esed b. Abdi'l-Uzza ve Velid b. Muğire ve Ümeyye b. Halef ve As b. Vâil es-Sehmî’den oluşan bir heyet gönderdiler. Bu heyet peygamberimize (sav) gelerek şu teklifte bulundular: “Bir sene biz senin rabbine ibadet edelim, bir sene de sen bizim tanrılarımıza ibadet et. Böylece barış içinde yaşayalım ve anlaşalım” dediler. Peygamberimiz (sav) onlara şöyle dedi: “Ben Allah’a iman etmişken siz beni ona şirk koşmaya mı davet ediyorsunuz? Bu asla olmayacak bir iştir. Ben asla sizin ibadet ettiğiniz şeye ibadet etmem. Ey cahiller! Siz bana Allah’tan başkasına ibadet mi bana emrediyorsunuz?” (Zümer, 39:64) cevabı verdi.

      Bu ve benzeri olaylar üzerine yüce Allah müşriklerin bu konuda ümitlerini tamamen kırmak için Kâfirun Suresi”ni inzal buyurdu. Bu sure hem peygamberimizin (sav) “Ben asla şirke dönmem” sözünü desteklemekte, hem de “İman konusunda” asla taviz verilemeyeceğini açıkça deklare ederek iman ile küfrün ortasının olmayacağını açıkça ifade etmektedir. Bu bakımdan sureye “İman Suresi” denilmiştir. Peygamberimize (sav) de Kureyş müşriklerine “Câhiller!” diye değil, “Kâfirler” diye hitap etmesini emretmiştir. (Suyutî, Dürrü’l-Mensûr, 8:655)

      Peygamberimiz (sav) Surenin inzalinden sonra Kâbe’ye gitti. Kureyş’ten dolgun bir heyet vardı. Peygamberimiz (sav) onların karşısına geçti ve sureyi okudu. Onlar da bütün bütün ümitlerini kestiler ve bir daha peygamberimizi dinlerine davet etmediler.

      Sil
  4. sağ ol hacam ellerine dillerine ilmine sağlık teşakkürler derim r.ç.

    YanıtlaSil
  5. Kaleminize sağlık İhsan Bey.

    YanıtlaSil
  6. Siz dusunup akledenlerdensiniz. Yozlastirilip akletmekten uzaklastitilmis muslumanlara isik tutmaktasiniz...
    Yaptiginiz is hic kolay degil; cok cok sabir ve emek istiyor...
    Allah yar ve yardimciniz olsun...

    YanıtlaSil
  7. elinize,emeğinize,yüreğinize sağlık...

    YanıtlaSil
  8. Kendi vicdanınızda haliniz nedir bilemem. Allah c.c. Ümmet-i Muhammedi, Habibinin yolunda gidenlerin yolundan ayırmasın. Amin... Ehli sünnet itikadına mensup müslümanın (Cehalet ve hidayet kararması hariç) itikadi ve ameli meseleleri anlayamaması yada anlayamadığı meseleyi çok küçük bir araştırmayla tespit edememesi mümkün değildir.... Esas olan İlahi imtihan çerçevesinde, müslümanın bildiği ile ihlalslı şekilde amel etmesidir... Hayatın yozlaşması sosyal yönü olmakla birlikte münferit bir durumdur. Dolayısıyle çözüm yolu sağlam olan ipe çilpiğine bakmadan sarılıp tutunmaktan geçer vesselam ve dua ile....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin gittigin yol sapiklik yoludur.Muhammed Allahin habibi degildir yani sevgilisi.Muhammed peygamber sadece kurana uymustur, onun icin biz de kuran yoluna gideriz,senin gibi sonradan uydurulmus dinin yoluna degil.

      Sil
  9. hocam seni anlayan anlıyor.bazılarıda işlerine gelmediği için yanlış anlıyor.Hocam Allah kolaylık versin.

    YanıtlaSil
  10. Namazını kılmakla dinini yaşıyor zanneden pazardaki Hacı Emmiye okutmak lazım bu yazıyı. Tabi anlarsa... O zaman belki malın güzelini tezgahın önüne dizip, poşete el altından çürüğünü doldurmanın kıldığı namazla bağdaşmayacağını anlar. Bunun gibi nicelerine de okutmalı... Alışverişine yalan, hile katanlara da... Binayı yaparken malzemeden çalan inşaatçılara da... daha bilmem kimlere de.... Allah'ın "kul hakkı"ıyla gelme demesini de anlatmak lazım....

    YanıtlaSil
  11. ihsan hocam seni bir kaç yıldır takip ediyorum, ilminden çok faydalandım, Allah yeni çalışmalarında yardımcın olsun

    YanıtlaSil
  12. allah razı olsun hocam ....

    YanıtlaSil
  13. SAYIN İHSAN ABİ.SİZDEN Bİ RİCAM VAR.BİZLER KPSS YE GİREN VE BUNUN İÇİN GECE GÜNDÜZ ÇALIŞAN İNSANLARIZ.FAKAT KPSS DE RESMEN SORULAR ÇALINMIŞ VE BELLİ KESİMLERE SERVİS EDİLMİŞTİR.ÇOK BÜYÜK HAKSIZLIĞA UĞRAMIŞ BULUNMAKTAYIZ.BUNU SİZE ŞUNUN İÇİN YAZDIM.BÖYLE MESELELERDE MÜSLÜMAN YAZARLAR ÇİZERLER BU KONUDA HİÇ GÜNDEM YAPMIYORLAR VE BİZİ DESTEKLEMİYORLAR.SİZİN BU KONUDA HASSAS OLDUĞUNUZDAN İSLAMIN SOSYAL YÖNÜNE ÇOK AĞIRLIK VERDİĞİNİZDEN Kİ DOĞRU DA HER HALÜKARDA BU OLDUĞUNDAN SİZDEN YARDIM İSTİYORUZ.KPSS NİN İPTAL EDİLMESİNİ YENİDEN ADALETLİ DÜZGÜN BİR SINAVIN YAPILMASINI İSTİYORUZ.PARA KARŞILIĞINDA SORULAR VERİLMİŞTİR.BİR MİLYON İNSANIN HAKKI HUKUKU ÇİĞNENMİŞTİR.VE YANDAŞ MEDYA HİÇ BUNU GÜNDEM YAPMAYIP ÖRTBAS ETMEYE ÇALIŞMAKTADIR.SAYGILARIM VE SEVGİLERİMLE İHSAN ABİ...

    YanıtlaSil
  14. ben bir sosyalistim ve 1 mayıs taksimde antikapitalist müslüman genclik grubunu gördüm ilk anda korktum vede dedim yıllardır ezilen biz öldürülen biz ve hep islamcı adfedilenler koltuklarda umre turlarıyla jeeplerle keyf içinde birileri cemaat şirketleri kurmus birileri amerikanın kuklası olmus dedim ama orda bir antikapitalist gecle tanıstım okadar etkilendimki islamdaki emek kavramı mazlumların analizi sonra ihsan hocayı mehmet bekaroğlunu tvde izleyince dünyam değişti namaz,oruç asla kılmadım tutmadım ama hep bu alemi yaratan bir allah olduğuna inanıyorudum ve bu allahki allah deyip 10 defa umreye gidipte calısanın hakkını vermeyenleri cennetine alırmıydı diyordum.demekki tapınak dini değilmiş islam..
    hocam allah sizden yar ve radımcınız olsun sayenizde allah bana hidayeti nasip etti.sizi anca basından takip edebiliyorum. umarım islami genclik cevrenizle iletişimim olur..mail adresim:mkiraz@selcuk.edu.tr

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah hidayet nasip etmiş, kırk yıllık ateist kani, Allah yar ve yardımcınız olsun diyebilecek olgunluğa eren Müslümanlardan olmuş yani...Biz de yemedik, güldük...

      Sil
    2. lan adam zaten ben allaha inanıyordum diyor. ateist değil yani.
      ayrıca tabii ki diyecek allah yar ve yardımcınız olsun diye, bu ülkede yaşıyor adam. anasından babasından da mı duymayacak ey akılsız.

      Sil
    3. ki ayrıca, -doğruysa şayet- mail adresinde selcuk.edu yaziyor ki, konya.da bir universitede calisan, konya.da yasayan biri, dini terimleri vs. senden-benden daha iyi biliyordur...

      Sil
  15. “ibadet doğuran ibadetler” dir. Daha doğrusu “ibadet doğuran menasiklerdir. muhteşem..bir açıklama.

    YanıtlaSil
  16. hocam medyada söylediğiniz ''menasikler ibadet değildir.'' yanlışınızı ''menasikler ibadet doğuran ibadetlerdir.'' şeklinde düzelttiğiniz için tebrik ve teşekkürlerimi iletir,Amelinizde Allah razı olsun ve sizi muvaffak kılsın dualarımı saygılarımla gönderirim.osman savaş çetiner osman_cetiner@hotmail.com

    YanıtlaSil
  17. "Artık bu ortaya çıkışta abd-mabud ilişkisi efendi-köle ilişkisini değil; yâr-yarân, âşık-mâşuk, seven-sevilen ilişkisini ifade eder. İbadet sevdiğin için uğraş ve çabaya, dua sevdiğinle iyi günde kötü günde istek, çağrı ve dertleşmeye, namaz sevdiğinle buluşmaya dönüşür…"

    Allah'la kurduğumuz doğrudan ilişkinin bizi onurlu ve özgür bir varoluşa nasıl götürdüğü/götüreceği, ancak bu kadar güzel anlatılabilir.
    İhsan Bey size gönül dolusu tesekkürler. Allah sizden razı olsun. Yeni yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorum.

    YanıtlaSil
  18. "İsa’yı Yahudi Haham sınıfı yargılayıp çarmıha gerdirdi." diyorsun.bu ne cahilliktir be adam!her sözünü -haşa- Kur'an'a söyletmeye çalışıyorsun ama Nisa Suresi, 157. ayetne diyor?
    "Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük." demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler."
    ...İlahiyatçı olmanız beni asla bağlamıyor.Zira kendinize göre bir anlayış oluşturmuş ve sürekli bir yerlere göz kırpıyorsunuz.Modern hayat,diğer dinler..vs şunu diyormuş bunu diyormuş da o yüzden İslam'ı yeniden inşa edecekmiş(sin)iz.Yapma yahu! Tam da senin dediğini bu ülkede Milli eğitim alanında yapılır.her bakan yeniden inşa(!) eder eğitim sistemini.İ.Eliaçık inşa etsin bir dönem sonra Elikapalı inşa etsin bakalım ne olur bu din öyle mi?Ama olsun canım kutsalla bu kadar içli dışlı olmuş ki birileri zaten her konuştuğu Kur'an'dan..Çala çala bir havaya döner değil mi?İbadet;Allah'ın emirlerine ittiba nehyettiklerinden sakınmaktır.İbadetin belirleyicisi; sınırlarını şeklini vaktini ortaya koyan Allah'tır.Muhatabı müslümanlardır.Bu müslümanlar günah işleyen,ağlayan,yiyen içen,yöneten,yönetilen,bazen hak yiyen de olabilir.Zira İslam hak yemeyi yasaklamış olsa da bu imtihan dünyasında bir kısım müslümanlar bu haramı da işliyor olabileceklerdir."Bu anlamda ibadetin yeri ve mekânı yoktur." yoktur diyorsun..yapma yahu!sözgelimi Cuma namazı,Bayram namazını -sana göre nüsuk,menasik ya, neyse- nereye koyacaksın?daha diyecek çok şey var ama....bu kadar yazdıklarımı acaba yayınlayacak mısın önce onu görelim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aziz kardeşim,

      Yazısını okuduğun kişiyi cahil yerine koyarak sert bir dille uyarmadan önce şu söyleyeceklerim üzerine biraz düşünmeni rica ediyorum.

      Kur'an'da şehitler için ne yazıyor biliyorsundur. İstersen hatırlayalım beraber, Bakara Suresi 2/154 ayetinde; "Allah yolunda öldürülenlere "ölü" demeyin: Hayır, onlar yaşıyor, ama siz farkında değilsiniz." buyuruyor Allah. (aşağı yukarı hepsi aynı şekilde çeviriyorlar zaten ayeti ama buraya aldığım Muhammed Esed çevirisi) Peki şimdi sorarım sana, hiç gözle gördüğün anlamda ölmemiş bir şehit biliyor musun? Yani sonuçta şehitler de gözümüzle gördüğümüz kadarıyla ölüyorlar ve gömülüyorlar öyle değil mi? Peki ayette "Allah yolunda öldürülenler" tanımının içine İsa Peygamber girmez mi? İsa Peygamber tam da bu yolda harcamadı mı hayatını beşikten mezara kadar? Benim şahsi kanaatim de budur ki; tam da bu yüzden, yani Allah yolunda öldürüldüğü için İsa Peygamber'in fiziksel olarak ölmesine değil onun uğrunda savaştığı şeyin ölmesine itiraz ediyor bu ayet. İsa Peygamberi çarmıha germekle onun mesajını öldürebileceğini zannedenlere apaçık bir cevaptır bu! Aynı şekilde şehitler hakkındaki ayet de Allah yolunda savaşanları öldürenlerin Allah'ın dinini ortadan kaldıramayacaklarını vurur yüzlerine, çünkü Allah onların uğrunda öldüğü davayı onların şehitliği ile de yaşatır. Bunun en güzel örneklerinden biri de Kerbela'da şehit edilen İmam Ali'nin oğlu Hüseyin'dir.

      Allah'a emanet ol.

      Sil
    2. Batınilikte ayetlerin bir açık bir gizli manası vardır görüşü hakimdir. Şehitler ile ilgili ayette Allah katında rızıklandırılıyorlar ifadesi de yer almaktadır. Açıkça ayette onu öldürmediler demesine rağmen niçin gereksiz yorum yapıyorsunuz. Peygamberimizi Hz Ali'nin halife ve kendisine varis olduğunu açıklamadan öldüğü için eleştiren zihniyet, peygamberi olması gereken bir şeyi yapmadığı için (haşa) eleştiren zihniyet gibi yorum yapmaya kalkarsak eleştirilen tasavvufçuların bir adım daha ötesine geçip İsmaili, Batını, Hurufi gibi batın yani gizli manalar peşine düşüp açık lafızlara muhalefet eden ve Allah hepimizi korusun dinden çıkanlardan olma ihtimalimiz vardır. Kuranın müteşabih ayetleri dışında batıni gizli manalar aramak sevdası çıkmaz yoldur. Ölmedi diyor kardeşim. Niye ille fikirleri ölmedi noktasında düşünmek gerekiyor. Bir de kuranın tamamına vakıf olmak icap eder. Dar bilgilerle tartışmak kişinin istemediği sonuçlara kendisini götürebilir. Allah hepimizi islah eylesin ve kendi istediği minval üzere müminler ve müslümanlar eylesin. Hocamız rüya ile yönetim olmaz diyor Hz İbrahim rüya ile az kaldı oğlunu boğazlayacaktı. Tabi gizli manası vardır o ola öyle değildir. Ben bir İslam buldum bu haşa bütün İslamlardan iyi gibi bir mantıkla din kardeşlerimizi aşırıya kaçarak eleştirmek çok doğru gelmiyor bana. Ama mal biriktirmeyle ilgili konulara tabiki katılmak gerekir. İnfak farzdır. Fakat yanlış anlaşılmalara aşırı meydan verebilecek olan melek şeytan cin sembolizmi gibi düşünceler ayetlerden gizli mana anlama yarışı ve bulmalıyım gizli bir şeyler düşüncesi insanı imandan edebilir. Kuranda anlatılan olayları bir de olduğu gibi kabul etmeyi deneyelim açık manasıyla. Bu bizi hiçbir tehlikeye atmaz inşaallah. Gizli manaların isabet etmemesi durumunda ise büyük tehlike var. Selamlar

      Sil
    3. Bir yandan "din kardeşlerimizi aşırıya kaçarak eleştirmek çok doğru gelmiyor bana." derken öbür taraftan Kur'an'ın bir ayetini başka bir ayetiyle yorumlama çabasını "büyük tehlike" olarak tanımlayıp, bu tür düşünceler "insanı imandan edebilir" gibi şeyler söylemişsin güzel kardeşim. Kimse İsa peygamber hakkındaki yorumlar böyle olmak zorunda demiyor. Tam aksine birisi bir yorum dayatıyorsa buna karşı çıkarım ben. ""İsa’yı Yahudi Haham sınıfı yargılayıp çarmıha gerdirdi." diyorsun.bu ne cahilliktir be adam!" diyen birine İsa Peygamber hakkındaki ayetlerin farklı yorumlara açık olduğunu söylemeye çalıştım. Hatta kimi müfessirler çarmıhta ölme ve bununla ilgili anlatıların hepsini reddetmiş ve konuya tamamen farklı bir açıdan bakmak gerektiğini söylemişlerdir. Kimse kimsenin imanından mesul olmadığı gibi, kimse kendi anladığını da imanın ölçüsü olarak addedemez. Aktardığım yorum size gereksiz gelebilir, ama bakıyorum hemen dinden çıkmak şu bu mezhepten daha beter olmak gibi uyarıları sıralamışsınız. Bir de neden hemen "dar bilgili" veya "Kur'an'ın tamamına vakıf olmayan" biri oluyor sizin düşündüğünüze uymayan yorum yapan biri? Ben ne dar görüşlü dedim birisine, ne dinden çıkarsın dedim, ne de büyük tehlikelerden bahsettim. Ama birisi ayetlerin yorumunu tekeline almaya kalkıp karşısındakini cehaletle suçluyorsa da susamam. Saygılarımla.

      Sil
    4. hocamın yüreğine ve kalemine sağlık arkadaşlar birbirinize yorum öğretmeye çalışmayın lütfen hocamın izah ettiği gibi kur-an'da herşey açık anlatılmamış olsaydı yüce allah onlarca ayetinde hiç düşünmezmisiniz hiç akıl etmezmisiniz diyor.biz düşünelim bizim yerimize birileri değil hocam kur-an'ı anlamak derken bundan bahsediyor.

      Sil
    5. ya ne acaip bi yaklaşım bu isa asılmamıs başkası asılmıl civilenmis burda gelecek insan tekâmülü için rabbim dinini tamamlamak için geleceğe donuk dinin onundeki engelleri (burada din adamlarını) algılamaz gerektiği için böyle bir hadise yaşanmasına izin vermistir yoksa rabbim böyle bir olayın vuku bulmasını toptan engelleyebilirdi ona benzeyeni niye astırsın ki onlar oyle zannetsinler diye olaya müdahale etmemiştir cunku mesaj son dinin yani islamın anlaşılabilmesi için gereklıydi ruhu tabiki göge yükseltilmiştir onlar sadece cismani yonunu asmıslardır hocama sevgiler saygılar hani dua ederiz ya Allahım ilmimi artır lisanımı hak eyle diye ben böyle bir insan tanıdığıma inanıyorum

      Sil
    6. Bre kıt kafalı zihniyet, sence Hocam bunu bilmiyormudur? Hz.İsa'yı hahamlar çarmıha germek istediler ve becerdiklerini düşündüler, burada bahsedilen bu.. ancak sen bu kadar yazıda eleştirebileceğin bir şey bulamayıp nereden vursam diye didinmişsin bre gafil.. var git, sen babandan gördüğünün üzerine birşey katma ama buralarda yorum yazıp da kendini de gülünç duruma düşürme..

      Sil
  19. Blogunuzu ve kitaplarınızı bir süredir okuyorum ve söylediklerinizi-yazdıklarınızı sizin kastettiğinize yakın bir anlamda anladığımı sanıyorum. Ne yazıkki insanlar sizin söylediklerinizden, bugüne kadar yapageldikleri ve adına ibadet dedikleri ritüellerini yapmamalarını söylediğinizi anlayabiliyorlar. Oysaki bunların da kişilerin temel sorumluluklarından olduğunu, ama bazı şeyler varki Kur'an da en çok tekrar edilen ve yapmamız istenen şeyin "düşünmek, yardım etmek, adil olmak" gibi şeyler olduğunu ve sürekli ibadet halinde olduğumuzu, Allah'ın istediği tek şeyin ritüellerden ibaret olmadığını tekrar,tekrar, tekrar anlatmak lazım... Evet namaz, benim borcum...oruç da, zekat da öyle... Yaparsam bana iyi gelecek, geliyor. Ama yaratılmış diğer insanı sevmek, onunla yaşayabilmek, paylaşabilmek, affetedebilmek, özür dileyebilmek, yumuşak olmak, sabırlı olmak, vakur olmak, düşünebilmek benim dinimin yeryüzüne yaymak istediği toplumsal yanı...Bunları neden yazıyorum. Aslında böyle bir şeye ihtiyacınız yok ama yanlış anlaşılmamanızı ve iyi niyetinizin anlaşılabilmesini gönülden istiyorum. Sizi tanımıyorum. Sadece dikkatle okunursanız kim olduğunuz ve ne söylediğinizin daha iyi anlaşılabileceğini sanıyorum. Ama konu okumak olunca ne kitabımızı okuyoruz, ne de başkalarını...İnşallah yanlış anlaşılmazsınız. Sizin hayallerinizin farkındayım ve benzer hayallerim olduğunu sanıyorum. Allah yardımcınız olsun. Ne yazıkki, acıdırki; bizim ülkemiz insanların birbirini kolaylıkla dinsiz, vatan haini ilan etmesinin yurdu olmuştur. Kimse kimsenin dinini, vatan sevgisini ölçme hakkına sahip değilken bu kavramlar üzerinden birbirini öldürmeye kadar varan sevgisizliğin tüm yeryüzünde son bulması dileğiyle...

    YanıtlaSil
  20. kıymetli hocam yüreğinize kaleminize sağlık bu ümmetin sizin gibi fikir adamlarına ihtiyacı var allah sayınızı çoğaltsın

    YanıtlaSil
  21. dinini özünü sizin anlattığınız gibi olmalı. keşke tüm islam coğrafyası sizin gibi aydın din adamları ile dolu olsaydı. günümüzde dinimize getirilmiş en iyi yorumlardan birisi sizin yorumunuzdur. Irak ta dünyanın düz mü yuvarlak mı olduğunu tartışan din adamları, Arabistanda yangın sırasında kadınların dışarıya başı açık mı kapalı mı çıkacağını tartışan din adamları, Afkanistanda taşlayarak kadınları öldüren din adamları varken sizin gibi insanların ışığına çok ihityacı var islam dünyasının...

    YanıtlaSil
  22. Allah yardımcınız olsun. Sizin gibi Kur'an'ı tam manasıyla anlamış ve anlatan insanlara çok ihtiyacımız var.

    YanıtlaSil
  23. ihsan bey bunu seneler once de yazmisti. tekrar olmus. tanri ile iletisim kurmak icin dine ihtiyac yok dese olay cozulecek zaten.. din aptallar icindir. akilli adam tanriyi kendi arar, bulur. bunu anlamak bu kadar guc mu?

    YanıtlaSil
  24. Sayın İhsan Bey;Yaşayan Kuran Kitabınızı okuduğumdan beri sizi tanıyorum.Fikirlerinize gerçekten ihtiyacımız var.Benim bir sorum var.Ramazan ayında, sahur ve iftar vakitleri ,insanların ortak çalışma saatlerine göre yenden düzenlenebilir mi.Bu konuyla ilgili çalışan gençlerle ve öğrencilerle bir anket yapılabilir mi.
    Amaç daha kalabalık kitlelere oruç ibadetinin önemini ve MANEVİ GEREKLİLİĞİNİ yaşatmak deyilmidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selamlar;
      Kuran da oruçun hangi vakitler arasında tutulacağı yazmaktadır.Bu noktada yapılacak bir ibadetin hoş kaçmayacağı aşikardır.Ancak mesai saatleri oruç vakitlerine göre düzenlenerek( bir miktar kısaltılabilir) ve adaletin temini için daha sonrasında telafi edilmek üzere ertelenerek bir ayarlama yapılabilir

      Sil
    2. ramazanda iftar, sahur vs. saatleri calisma saatlerine göre düzenlenemez mi diyen biri %99 ihtimalle art niyetli biridir. maksatlı soru sormustur. buradan alacagi cevabi baska yerlerde baska amaclar icin kullanacak ve büyük ihtimalle de ihsan hoca sitesinde dini yeniden yorumluyor vs. diye kullanacaktır. %1 ihtimal ise aptaldır.

      Sil
  25. hocamın eline sağlık.yazdıkları çok net.ama bazı arkadaşlar tam anlayamamış.adam gibi adam istiyoruz ya.al işte,adam gibi adam.sade ama bilge.ne diyor adam bir okuyun.yol haritası.abd ve batının kucağına oturmamış bir düşünür.

    YanıtlaSil
  26. Allah'ı, tıpkı gökte oturan ve zamanı geldiğinde bizleri sevaplarımızla cennete, günahlarımızla cehenneme atmayı bekleyen, bizlere benzeyen (antropomorfik) bir "tanrı" gib görme yanlışı, ne acıdır ki, İslam'ın reddettiği, putlar dinini, atalar dinini, metaa ile ilişkili bütün sistemleri, "İslam dini" şeklinde değerlendirme yanlışına götürmektedir.
    Halbuki yüce yaratıcı, ne yarattıklarına benzer, ne de bir şeye ihtiyacı vardır. Allah'ı göksel bir nesne olarak düşünmek yanlışından dönebilen ve Kur'an penceresinden, derûnunda Allah'ı görebilen için, ne bir kişiye kötülük edebilmek, ne cana kıyabilmek, ne gıybet edebilmek mümkün olur. Çünkü farkeder ki bize yüzyıllardır "atalar dini" şeklinde öğretilen dinin orijin hali ile gerçek sahibi ve mülkün ve bildiğimiz-bilmediğimiz bütün alemlerin Rabb'ı olan Allah, her an esmâsı ile yeni bir oluştadır. İhlas suresinin açılımını yapabilen her kişi, O'ndan gayrısının var olmadığını anlayacaktır. O halde hangi benlik, benlik iddiasında bulunabilir İhlas'a rağmen? Mevcut olan sadece Allah ise, hangi ademoğlu kendini Allah dışında konumlandırarak, O'nun hoşnutluğunu kazanabilmek adına, O'nun varlığı yanında bir de kendine varlık tanımı getirerek ibadet edebilir? Yaptıklarının, namazının, orucunun vb'nin, uzaklarda bir yerde, her an bizi gözetleyen bir tanrıya methiye olabileceğine inanır? Yukarıda naçizane ifade ettiklerime, Sayın Eliaçık'ın değerli görüşleriyle bir perspektif oluşturarak bakacak olursak; insanın dünyada Allah ilmi ile varedilmesinin (İnsan ve cinlerin ibadet için yaratıldığı ayeti hatırlanmalı) o ilmin bir yansıması ve Allah'ın varettiklerinde, yani ilmindeki suretlerde kendini seyr hali olduğu, dünyadaki oluşlar itibariyle bütün yaratılmışların, insanın, kuşların, karıncaların, bütün varedilmişlerin her an farkında olmasalar da Allah'a ibadet halinde olduklarını görürüz. Neye yarar namaz, Kur'ansal tabiriyle Sâlât olarak yaşanmadıkça? Benlik yanılgısından arındırıp, tek var olanın Allah olduğunu hissettirmedikçe? Ve dahi neye yarar bu hissedişle, yönelerek sadece Allah rızasını kazanmak için ikâme edilmedikçe? Kalbini ve O'nun ilminde bir suret olan sanal varlığının, Mutlak Tek olan Rahmân'ın mutlak varlığında yok oluşunu izlemedikçe.... Her yaratılmış, Yüce Allah onu hangi amaç için yaratmışsa o amaca hizmet eder. Allah o yaratılmışı, sonsuzluktan da münezzeh olan ve beşerin algılaması mümkün olmayan ilminde hangi surette yaratmaya irade etişse o halde yaratır ve onda neyi seyri dilediyse onu seyreder. Bu seyir bizim tv seyretmemiz gibi değil elbet. Kurtulursak insan biçimli tanrı algımızı Allah ismiyle örtüştürmekten ve farkedebilirsek Allah'ı hakkıyla, önümüzde açılan ufuklarda, Biiznillah daha ölmeden evvel ölür, Allah'ta yok oluşumuzun "seyri ile" cennet adı ile anlatılan hâli yaşamaya başlarız. Bizi dışarıdan gören kendi gibi görür. Yer, içer, gezeriz. Mumahhed a.s. da topluluk içindeydi. Onlardan biriydi. Dış görünüşü de giyim kuşamı da. Oysaki; Allah'ı idrak eden ve bu idrakını Allah'ın dilemesi ile bizlere tebliğ eden en muhteşem kişidir o. Allah, yaptıklarımızı ihlasla kolaylaştırsın bizlere, sâlatı dosdoğru ikame etmeyi, orucu benlik duvarlarını yıkan bir ibadet olarak yaşamayı nasip etsin. Kur'an'ın ölüler değil diriler kitabı olduğunu anlamayı kolaylaştırsın. O'na rucû ettirileceğimiz gerçeğini tam anlamıyla anlamayı kısmet etsin. İslam'ın Hakk'ın bizlere ne büyük bir lütfu olduğunu, bundan bahisle de, bize şahdamarımızdan yakın olması nedeniyle araya şeyhler, hocalar koymadan, ihlasla dua edebilmeyi ve benliği yok edip O'na yönelebilmeyi yaşatsın... Saygılar sunarım.

    YanıtlaSil
  27. Eğer Kuran ve din insanlara bu şekilde anlatılmış olsa idi dünyanın çok büyük bir bölümü Müslüman olurdu.

    Nasıl anlatıldı peki?

    Sen namazını kıl orucunu tut gerisini allaha havale et.....

    Eee?? hak hukuk, komşusu açken tok yatmamak??? çalışanlara alın teri kurumadan hakkını vermek??? Ahde vefa göstermek????

    Biz bunların önemli olmadığı, önemli olanın namaz niyaz olduğu öğretildi.

    Ben de bu yüzden "Ben sizin bu dininize inanmıyorum, eğer din bu ise ben yokum" dedim hep.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani size hiç namaz niyazın dışında önemli bir şey olduğunu bilmiyormuydunuz..???

      Sil
    2. Elbette biliyordum, ancak insanlara islamiyetin en önemli şartlarının namaz, niyaz olduğu öğretilir. Namaz islamın şartlarından biri de yalan söylememek islamın şartı değil mi?

      Sil
  28. Herkese selam,

    öncellikle hüsn-ü zan ederek şekilcilik/ritüel gibi kavramlarla relative etmeye calıştığınız İslami ibadetleri bazı sözüm ona reformistler gibi vakti geçmiş gereksiz eylemler olarak görmediğinizi hatta bizzat kendinizin de Namaz, Oruç vs. ibadetleri uyguladığınıza inaniyorum. Ben yazınızı bunların İslam'ın şartı olduğunu kabul etmekle birlikte İslamın bunlardan ibaret olmadığını şeklinde anlıyorum.

    Ne varki bu mesajı vermek isterken bu temel ibadetleri haksız şekilde aşırıya kaçan bir biçimde relative ediyor dolaysıyla teferruat gibi gösteriyorsunuz.

    Böyle bir anlayış insanoğlunun tek boyutlu bir varlık olmadığını, fıtratı gereği ritüellere hatta şekillere ve sembollere ihtiyac duyduğu gerceğini göz ardı etmiş olur. Bu ihtiyaçlara cevap vermemiş olsa hak din olurmuydu zaten? Bu ritüel/şekilcilik yaftası yapıştırdığınız ibadetlerin benim gibi hristiyan memlekette doğup büymüş ve bunlardan menedilmiş insanlar için kimlik oluşumunda ne kadar büyük bir rol oynadığını inanamazsınız.

    Velhasılı olaylara tek boyuttan bakmaktan kurtulup reformistlik taslama adına insanların kutsallarını hor görmekte aceleci olmayın! Bu ibadetlerin asırlarca tüm olumsuz şartlara rağmen günümüze kadar ulaşabilmesi ardındaki hikmeti iyi kavramaya davet ediyorum!

    Elbetteki vermek istediğiniz mesajlarda haklılık payı var. Fakat kullandığınız metod ve üslup yanlış hatta çirkin!

    selametle !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçek müslümanlığın sadece yüzyıllardır ritüele dayalı ibadet şekilleriyle değil, tam bir hayat tarzının ibadete dönüşümüyle ancak olabileceğini anlatan bir makale bu.. kimsenin namazını orucunu küçümseyip artık gerek yok dendiği filan yok! Sen namaz kılıp sonra gidip birine kazık attıysan namaz yerine takla atmışsın haberin yok demek istiyor özetle.. Ayrıca Kur'an tüm zamanlar için inmiştir, reform her zaman olacaktır, olmalıdır da.. anlayana..

      Sil
  29. Allah sizden razi olsun İhsan bey. Yazilarinizi ve kitaplarinizi ilgi ve dikkatle okuyorum.

    Saygilarimla. . .

    YanıtlaSil
  30. sayın hocam öncelikle Allah razı olsun.... bu anlattıklarınızı ve tespitlerinizi inanmayanlardan ziyade günümüzde kendilerini müslüman sayanlara anlatmanızı dilerim..... küfr almış başını gidyor... inanmayanlar zaten inanmıyor.... ama inanıpta yanlış yolda olanlar bilinçlenmeleri gerekir..

    YanıtlaSil
  31. bUNCA YILDIR KILDIĞIM NAMAZA BAKIŞIM DEĞİTİ.sANKİ OLMASSA OLMAZ MODUNA GİRDİM.TELEVOLE KÜLTÜRÜ YAŞAYANLARIN İSTEDİĞİ GİBİ BİR YAZI OLMUŞ.SAYIN HOCAM SİZE YAZDIKLARIMLA SAYGISIZLIK EDECEK DEĞİLİM,FAKAT İLMİNİZDEKİ BAZI DERİN KONULARI İLİM ERBABIYLA TARTIŞMANIZ GEREKMEZMİ.BELKİ SİZİN ASIL ANLATMAK İSTEDİĞİNİZDEN FARKLI YORUMLAR ÇIKARIP NEFSİNE GÖRE YORUMLAMAK BZİM GİBİLERİN İŞİNE GELİR.

    YanıtlaSil
  32. Sayın hocam fikrinize sağlık. aynı şeyleri hep dert ettiğimin farkına vardım. düşüncelerimize tercüman oluyorsunuz. tabi lafın hep erkeğini kullandığınız için incinenlerin de olması gayet normal diye düşünüyorum.sizleri eleştirenler ya çok sivri olmakla eleştirirler yada birilerinin düzenini bozduğunuz için, deşifre ettiğiniz için...
    bana göre birincisi insaflı ikincisi insafsızdır.

    YanıtlaSil
  33. ...namaz asıl ibadetin/cihadın/infakın sözleşme tazelenmesi için Allah'la yapılan kişisel/tolpumsal içtima anları/ibadet öncesi ön ibadettir...
    ***
    #hud11/87
    l...mallarımız hususunda dilediğimizi yapmamamızı namazın mı emrediyor?...l

    YanıtlaSil
  34. ...ibadet, Allah'ın insana öğrettiği/emrettiği tüm hayırdan yana işleri işlemek...

    YanıtlaSil
  35. Mehmet Altınkurt

    Benim anladığım kadarıyle,kıl beşi kurtar başı anlayışıyle, namaz ve belli ibadetleri yapmakla kurtulduğunu sanan insanları uyarmaya çalışıyor İhsan Hoca. Bunu teyid eden bir hadis aklımda kaldığı kadarıyle şöyleydi" Kıldığınız namazlar, rtuttuğunuz orçlar ve diğer taat ve ibadetler, sizi ktülüklerden alıkoymuyor, iyiliklere yönlendirmiyorsa, boşuna ibadet etmeyin, Allah'ın sizin ibadetinize ihtiyacı yoktur". Benim anladığım din; Kuran'ın tüm emirlerini yerine fetirmek, tüm haramlarından kaçınmak suretiyle yaşanablir. Hayatın her anında ve güzele, hayra yönelik aktif iyi olmayı öngeren bir dindir. Bu anlamada İhsan hoca haklı diyorum.

    YanıtlaSil
  36. Allah sizlere hak yolunu göstersin ki Helak olamayasınız.

    YanıtlaSil
  37. sevgili dostlar secret vb.kitapları okudum frekans uyumundan bahsediyorlar iyiliği duşunun pozitif olun olumlu duşunun ki size gelen olumlu olsun diyorlar dimi negetif dusuncelerden kaçının kaçının yoksa maazallah bumerang etkisiyle evrene yolladığınız tohumlar sizin kafanıza ağaç kutugu olarak döner vesaire.... bakın şimdi Muhammed Mustafa (sav).şöyle yapılan bir duaya yaptığı ikaza bakın ashabdan biri yarabbi bana ...bunları hayırlı olacaksa ver yok eger hayırsız olacaksa verme yarabbi diye haykırıyor peygamber (sav)oyle dua etme hayırsız olacaksa diye kısmına müdahale ediyor duada olumsuz cümle kurma diyor burdaki manayı anlamak için benim bu kitapları okumam gerekiyormus şimdi bunu niye söyledim doğruya ve oze giden yolda senki iyi niyetlisin rabbim senin mutfağına malzemeleri yavaş yavaş dizer bi bakmıssinki unun var sekerin var yag da geldi e hadi ne duruyorsun helvanı yapsana şimdi bu blok da sen birseyler daha öğrendim katı olma acık ol burda duyduğun bir sey daha once bildiğin bir seyin derinliğine yardımcı olabilir yeni bakış acılarıda kazanırsın kimbilir belki burda olman tesadüf olmaya bilir bi dusun Allah yar ve yardımcımızdır selam olsun Allah dostlarına

    YanıtlaSil
  38. Son gezi olaylarından sonra sizi merak ettim.Ne yaparsanız yapın insanları yanlış yönlendirmeyin.Namaz dinin direğidir.Ve beş vakit olarak kılınması farz olunmuş.Siz bu konuda insanların veya ortada kalmış insanların aklını bulandırmakla elinize ne geçiyor.Bunun vebali çok büyük olur.Bunun hesabını öbür tarafta veremezsiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. senin kafan bulanmıyorsa ne mutlu sana, oylece devam et kardeşim. golge etme başka ihsan istemeyiz....

      Sil
    2. arkadasim adamin bütün makalelerinin ana düşüncesi şu: hak yeme, servet düşkünü olma, adil ol, dagıt... adamın kimsenin diniyle-diyanetiyle işi yok. namaz mı kılıyorsun, amenna kıl, ne mutlu sana... ancak davranıslarına, namaz kılmayanlara göre daha da bi dikkat et, sen örnek teşkil ediyorsun. benim yanlısım göze 1 batarsa, senin ki 2 batar, "adama bak, bir de namaz kılıyor, yemedigi halt yok" vs. derler mazallah..

      Sil
  39. NEWWXNB Mİİİİİ?/=?


    susarakta kendini anlatabalirmi
    konuşarak ne edebildiki
    sesi gür olanın tarihi diziliyor
    nasıl demdir herkes bir yere dayanarak açıklıyor
    kim hakikata en yakın denir
    deprem kargaşında üstüne dalgalar
    nerdff kknnnbbnbn llmmmm nnnnnn
    bbbbbmmm - /mmnn - / iiiii ?
    demek yeridir
    evrenin gerçekleri farklıymış
    ne güzel inançlar , fikirler , sözler gelip geçti
    ne kaldı onlardan
    putlar , seleksiyon , evrim , yarış kaldı
    en önde olana tapılıyorsa
    kirlenme skalası , durumların izafiliği masal görülüyorsa
    söyleyecek kelamada gerek yokmu



    Ama yinede umudu yayalım desekte malum diyanetin dayandığı yapı belli diğerleri tanınmadı bugüne değin derimki bişeyler yapmak istemekte hükümet bizide dinlesin . Bu halk belli birikime ermiştir sanırım eskideki korkular , abartmaları aşarak doğruya , vicdana en yakın olanı seçmeli . Her cemaat kendi mezhebini finanse edebilse , inanmayanıda kendi yolunu seçse gelen giden hükümetlerin oyuncakları olmasalar yani patron para veren halk olsa daha iyi olmazmı ? Başka konularda önde gidiyoz başkanlık , diğer yasalarda burdada önde olmak neden düşünülmez ! Umarım dikkate alırlar mevcut durumdan yararlanmak istendi bugüne değin farklı nedenler ileri sürülerek be kardeşim yediğiniz , topladığınız , saltanatınız sizin olsun bizide anlayın beyde , paşada , ağada sizlere yaraşır bizlere şikayet , bunalım bizlerin olsun ama azıcık anlayın bizi mümkün olduğunca en temizini yakalamak gibi özetliyorum . Şahsen bu diyanet , tinsel konularada fazlaca girmekte istemiyorum birçok böyle muğlak mesele varken , keyfiyet , sonradan görmüşlük , şımarıklık , ukalalık varken tanrım çocukluk hastalıklarıyla didişmek istemezim sözü olan konuşsun yoksam kafayı yedircek çok bilenler , egemenler , üsttekiler falan !

    26 .6 .2013 ŞEYTAN YETİM 11 .40

    YanıtlaSil
  40. içinizden en kafası tak edenler kitapevine gidince erotizmin evrimini takınır fakat herşeyin evrimsel devranı olduğu gibi dinlerin evrimini kaç kişi detaylı inceleyerek dogmalarıyla , yaşamıyla kıyasladı sorarım kaç kimse allah aşkına muhammed sav. adına ne olur insanları ayırmayın yazıktır , dinler adına kimse kimseyi hakir görmesin burda özelde inanç vurgusu yaptım hiçbir değeriniz için kimseyi ayrı ölçmeyin , ışıklanın fakat ahlakınızı kaybetmeden desek takan olmazmı yine bildiğinizi okuyun ama kimseyi putlarınız adına üzmeyin yarın ramazan üzmeyin yada başı örtülü kardeşlerimize ters ters bakan elit zihinli kendini , özünü bilmez yoz cahıllar yokmu var hangi birini söylesek fakat sonuçta insan onuru kazancak ne derse densin şartlar ne kadar böyle demesede insan , evren sevdası , mazlumlar , ayaktakımı kazanacak böyle olmalıydı zahirden değil batından gözleyecek uzaydan zihni kör olmayanları ,büyükçe tartanları

    YanıtlaSil
  41. İhsan eliaçık ve diğer dünyayı kotarmaya adaylar sizler gibi kimler gelip geçti bu deprem kargaşalarından çoğu ölçüsünü aldı , hayata küsende oldu , ortama uyanda , yalnızlaşanda herneyse yahu hocam nedendir milletin servetini böyle detaylı incelemeniz tipik solcu mantalitesi gibi senlemi kazandık haytet bişey yahu okyanusun kıyısında köşkte alırım herşeyi ederim çekin elinizi elit müslümanların yakasından kirli ellerinizi , namazda aynı yerde kılınmaz kokuyorsunuz hocam ter kokuyorsunuz . bu memlekete demokrasi getırdık daha ne istiyon bırakta biz keyfine bakalım hep dindar olmayanlarmı zevkü sefa çekcek yahu muslümanda yesin biraz yahu

    YanıtlaSil
  42. Çapın ne hocam , musa , muhammed , isa yada budha , konfüçyüs gibi yeni bir din öneriyormusun yoksam eskisi gibi şikayet mahiyetinde lakırdılarmı yoksam yeni , kirlenmemiş , öz değerlermi hangisi hocam heryerin kirlenerek dejenere olduğu demde sizler ne öneriyorsunuz ? Hegelin felsefesini başüstüne çeviren marx yada niche gibi konun derinliğine vakıfmıyız ? Bütün dinlerde rütüeller var sen ne öneriyon farklı bişey varmı , farklı çeşmelerden ne kadar içtin ? Yeni , ayrık sözün varmı ? Zamane peygamberi olmaya adaysan senin talibinim yok sıradan karekterler piyasada çok acaba ne kadar ifade edebildim kendimi ? Umarım farklı yerlere çekilmez fakat bu kadar kirlenmede farklı tarikatların falan dünyasında sizlerin hakikatı haykırması elzemmmi yada ne denmeli ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yazı şeklinden, imla hatalarından kitap okumakla, tefekkür etmekle, araştırmakla pek bir alakalı olmadığın çok net anlaşılıyor. Bu makaleyi eleştirsen ne olur? Ne eleştirdiğinin farkına var, sonra gel burada yorum yaz. Lafım, aynı zamanda senin gibileredir...

      Sil
    2. ne dedin ki simdi sen, istersen bi daha dene sanki bu tam olmadi,

      Sil
  43. Tanrı öldü. (1875, Nitche)
    Nitche öldü. (1900, Tanrı)

    YanıtlaSil
  44. ben bir ilahiyatçı olarak bu yazıyı okuyunca aklıma bir ayet geldi : "Allah ile aldatmak"... bu yazıyı okuyup destek verenler İslam'la alakası olmayanlardır. Karşı çıkanlar ise İslam'ı öyle yada böyle hayatına İslam'ı katmaya çalışanlardır. Tabi adamın derdi müslümanlara yol göstermek değil münafıklara savunma sanatını öğretmektir. kaldı ki gezi olaylarında vatan hainleriyle İslam düşmanlarıyla aynı safta olmak kötülükten alıkoyan bir namazla ilgisi olmadığının ispatıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer bir vatan haini varsa o da senin gibi Allah ile aldatmayı kendisine meslek edinmiş olanlardır. Ama merak etmeyin kendinize uydurduğunuz o din, Hak din önünde mutlaka yenilgiye uğrayacak ve sizin gibi din tüccarları da bu hesabın altından kalkamayacaklardır...............

      Sil
    2. seni okuyunca daayni ayet benim aklima geldi . ne yapicaz simdi :). sen gezidekileri islam dusmani ilan etme hakkini nerden aliyorsun. hemde vatan haini diyorsun. aklinda hic fikir yok mu buraya yazacak da sadece hakaret edip duruyorsun. namaz kilan adama namazla alakasi yok dedin, hemde ispatlidir dedin. bende sana mufteri desem cok mu olur. okudugun yazidan hic feyz olmadiysan burda zaman kaybetme. akp il teskilatinda anlat bunlarida belki uc bes bisey sanada atarlar.

      Sil
  45. bu hoca bozuntusu kafayı yemiş ilahiyatçılardan namaz kılmayanlara oruç tutmayanlara güzel bahane bulmuş işte namaz kılma içim temiz de tamam cennetliksin zaten milleti saptırmak için 1400 yıldır sizin gibiler geliyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sapitan sapitacagi kadar sapitmis dostum bu noktadan sonra rahat ol sen, millet goruyo sapiklari, zorda kalmis fakir ailelerin kucuk kizlarinin irzina gecen, kafa kesen , domuz bagiyla adam olduren, diri diri insan yakanlar ihsan hocaya namaz dersi veremez. herkezin amelinden kildigi namazin dogrulugu belli olur. dilini temiz tut da senin de kildigin namazdan bisey anladigini gorelim

      Sil
    2. gerçekten dilini düzelt öyle konuş ayıp yaw 1400 yıldır sızın gıbıler dıyor senın gıbı onyargılı kendını begenmısler de emınım 1400 yıldır gelıyordur okuduğunu anlamaya çalış sonra bir şeyler söyle istirham ediyorum

      Sil
  46. "Bırak da Müslümanlar yesin" diyen yorumcu İhsan ağabeyin ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Ayrıca, ulusalcılarla aynı safta yer alıyor diye İhsan abiyi ateist olarak yaftalayanlara da sözüm şudur: "Sen istediğin kadar namaz kıl, belki hırsızlık yapmanı, tecavüz etmeni, iftira atmanı engelleyebilirsin. Ama kalbinde insan sevgisi yoksa, istediğin kadar namaz kıl, Allah'la aynı frekansta buluşamazsın, senin duaların bir vibrasyon yaratmadıktan sonra istediğin kadar ayet ezberle. Gezi parkına birileri öldüğü için giden vatan haini ve İslam düşmanı değildir. Reyhanlı'da 50+ insanın vefatına isyan etmek için Dolmabahçe kapısında da protesto yapılır. Eğer insan sevgin yoksa, sen darbecisin dersin, ama bam telin katılaşmamışsa biraz sorgularsın".

    YanıtlaSil
  47. Allah razı olsun. Yazınızdan gerçekten çok etkilendim. Şu mübarek Ramazan gecesinde kendimi Allah'a daha çok yakınlaştığımı hissettim. Vallahi gerçek din bu olsa gerek!

    YanıtlaSil
  48. Benim kalbim temiz demenin uzun bir yazısı. Zaten T.C. kurulduğundan beri bu sözleri söylüyor. Sosyal adalet islamın temelinde var elbet. Sizin yazınızı okuyunca namaz kılanlar oruç tutanlar hacca gidenler din düşmanı imiş gibi anlaşılıyor. Hocam bence Allah'ın açık şekilde emrettiği şeylerin fasa fiso olduğunu söyleyerek Türkiyenin Ali Şeriatisi olmanız mümkün değil. Bunun yerine ibadetlerin içinin boşaltıldığını belirterek onlara yeni bir ruh katmalıyız şeklinde bir siyaset ile daha fazla dikkate alınırsınız. Gezi Parkı eylemlerinde ben hiç denk gelmedim asgari ücret artırılsın talebine. kaldı ki oradaki eylemcilerin yüzde doksanı asgari ücret nedir onu da bilmiyorlar. Tabi parklarda öpüşememekten dertli bu arkadaşlara tesettürün olmadığını namaza oruca gerek olmadığını söylemezseniz sizi nasıl dinlesinlerki onlar.

    YanıtlaSil
  49. İhsan Hocam, Yahudilerin (Filistinlilere) yaptıklarını tüm Dünya biliyor; Vatikan'ın pisliklerini ise Batı Dünyası (oğlancılık, kara para aklama, mafya ilişkileri) zaman içersinde ortaya çıkarmaya devam ediyor.
    Müslümanlığı ise gerçek manada kullanmaya (Fetullah Gülen) ve bozmaya (Adnan Oktar, Muzcu hoca ve onun gibiler) çalışanların karşısında, sizin gibi dinin gerçek ve evrensel değerlerini öne çıkaran birisi olması çok sevindirici. Dinin, "Din milletlerin afyonudur." lafındaki anlamından çekip, temizlemeye çalışan birisine; kendini gerçek müslüman zanneden ama yaptığı her haraket ile doğaya, ahlaka ve maneviyata kalleşlik yapan kimseler olacaktır; sakın kulak asmayın.

    Ben müslümanlığın kötüye kullanılmaya çalışıldığını gördüğümden beridir müslümanlığa uzağım; ancak sizin gibi manevi değerlere sahip çıkan, herkesin içinde varolup herkesin farklı bir şekilde tahayyül etmeye çalıştığı o enerjiyi/güzelliği doğruluğa ve iyiliğe yönlendirmeye çalışan kimseler insanları materyalistlikten ve pragmatizmden uzaklaştırıp, bu hayatın bize verdiği güzel manevi duyguları yaşamasına yol gösteren kişiler olacağından, sizin bu hayattaki görevinizi çok önemli buluyorum.

    Kendi örgütlenmenizi yapıp günümüzün tek geçerli temsil yolu olan seçimde, bağımsız aday çıkmanızı gönülden istiyorum; hatta elinizi taşın altına sokmanız gerektiğine inanıyorum. Hiçbir politika öğesine malzeme olmadan, bağımsız bir şekilde halk kürsüsünden Din'in nasıl bozulmaya ve kötüye kullandırılmaya çalışıldığını anlatmanızı talep ediyorum.

    Türkiye'nin ihtiyacı olan şey, manevi hislerini maddeler ve objelerle yaşamayan din adamlarıdır. Hala müslüman olarak hissetmesem de kendimi, sizin gibi bir insanın ve müslümanın millet meclisine girmesi için oyumu verir; hatta sesinizi duyurmada yardımcı olurum. Umarım siz de yakın çevrenizle böyle bir ihtimali konuşuyorsunuzdur.

    Müslüman arkadaşlar, bu konuda İhsan Hoca'ya yakın kimselere de görev düştüğünü hatırlatmak isterim. Kendisine manevi desteğiniz ve din yorumlarına inancınız eksilmesin; eyvallah!

    YanıtlaSil
  50. uzun zamandır uzerinde dusundugum arastırdıgım bu konu hakkında beni aydınlattınız. Benim mantıgıma da uyan bu acıklamalar beni rahatlattı. Tesekkur ederim Hocam.

    YanıtlaSil
  51. merhaba yazınızı okudum açıkcası doğru düşüncelerin arasında dinen yanlış olan düşünceleri hatta farzları sıkıştırmışsınız.
    "Yani din ve ibadet denince neden namaz, oruç, hac, başörtüsü, cüppe, sakal vs. birkaç şeklî ibadet ve görüntüden başka bir şey düşünülemiyor? " demişsiniz namaz oruç hac ve başın belli bir kısmının kapatılası farzdır dolayısıyla islam deyincede ilk akla gelmesinden doğal birşey yoktur.ancak cübbe sakal demişsiniz bunlar farz değildir kiminin aklına gelir kiminin gelmez mesala siz aklına ilk gelenlerdenmişsiniz.
    yazınızdan bir diğer anlaşılan ise islamın şartlarını yapmayanı ben namaz kılmam oruç tutmam zekat vermem hacca gitmem ama benim kalbim temizdir merhemetliyim namusluyum yardımseverim işimi düzgün yaparım diyeni 4*4 lük müslüman yapmışsınız.
    ibadetler Allshs yskınlaşmak ve güzel ahlak sahibi bir müslüman olmak için yapılır. ahlakını güzelleştirme ve kendisine yaklaşmanın yolunun ibadetlerden ve dua dan geçtiğini söyleyen Allaha inanmayalım da bunlara bir ritüel gözüyle bakıp benim kalbim temiz ben rahatım deyip kendimizi mi kandıralım?

    YanıtlaSil
  52. Sayın Hocam: Sizin bu yazını okudum. Fakat o kadar karmaşık yazmanızdaki sebep neydi? İnsanların anlaması için defalarca okuması ya da yazının başı ile sonu arasında bağ kurabilmesi çok zor. Uzun bir yazı olmuş. Sizin anlatmak istediğinizden anladığım kısa ve net bir sonuç var. SAMİMİYET EKSİKLİĞİ. Namaz kılıp, oruç tutup, zekat verip, hacca gidip de günah işleyen ya da yapmış olduğu ibadetleri dünya çıkarı için kullananlara kızarak dinden vazgeçilmez. Burada insanlarımızın eksiği, tembellik ve hazıra konma rahatlığıdır. Alimlerin ilim tahsili için ne meşakkatli yolculuklara katıldığını okuyup öğrenmek gerekir. Yazınızın başında ne diyor bu diye başlamıştım fakat sonunu yakalamayı başardığımda anladım. Bunu modernite ya da tapınak ibadeti demek yerine neden ve neye inandığını bilmemek ve samimi olarak inanıp, inancı doğrultusunda ibadetlerini yerine getirmeme olarak tanımlanırsa daha bir anlaşılır olur diye düşünüyorum. Birde takıldığım bir husus var hareketinizle ilgili. Antikapitalist Müslüman nasıl olur. Müslüman nasıl kapitalist olur? desem daha doğru olacak galiba. Fikret

    YanıtlaSil
  53. ZERDÜŞT , ŞAMAN HERŞEYİN NEDENİYSE ASIRLARDIR ! bizim ülkede özellikle ülkeyi yönetip bütün kaymağını götüren hanefi sünni elitler , akepeliler falan sanki bu dünyanın en masum , hiçbir kire bulaşmamış , kötülüğe bulaşmamış edaları yokmu adamı çılldırtır yahu siz ne sanıyorsunuz kendinizi kim yedi , tencerenin bir kenarından asırlardır tutanlar öncekiler ve ardılları değilmiş tiripleri yazıklar olsun . Yok canım bunlar uzaydan gelmişler hiçbirşeyden haberleri yok ufo bunlar ufa dünya bunlar gelmeden kararıp , içine edimişti mensuplarca . Kazanın bir yanında asırlardır paganlar , zerdüşt , şaman , silinmiş dinler tutup nemalanıyor ortaklarıylan hadi ordan dünyada saysan kaç şaman , zerdüşt , pagan kaldı şurda yahu . Sünni hanefi islam , akepe kızlığı tahrifata uğramamış kızoğlu kızdır , asırlardır hakları yeniyor , camileri kapatılmış , ezanları susturulmuş , herimkanı ellerinden alınmış buna karşılık mecburen şiddete , yada başka yollara başvurup hakkını talep edecek ne etsin garibim bu ülkede sünni islam ne zaman iktidar olmuşki ?



    Böyle sürer gider bunları dinleyince hep veryansın , şikayet , öldük , bittik ulan demezlermi sen bittiyse zerdüşt , şaman ne yapsın bütün fertleri intihar etsin böyle kısırdöngü herşeye hükm edecen , rantın - suyun başında olcan sonra bittik , süründük , yokolduk , oh olsun .Bu ülkede bir suçlu , kötü , derin , pislik aranıyorsa direk diyaneti , akepeyi , öncüllerini falan gösteririm yani genelkurmaydan , herşeyden önce çünkü bu ülke kültür , anane , dini milli değerlerini sağaltan , bunların eğitiminden falan geçip birşekilde yönetimde yer alanlardır . Zerdüştün , şamanın rahlei tedrisatından geçip kazık çakmadılar ama bu alçalmışlar beyazı mavi diye yutturmada , her türlü pusuyu kurmada çok mahirdirlerdir . Kendilerini hertürlü imkanları , medyayı , yazarları falan ardına takıp gidip garip zerdüştü , şamanı suçlu gösterip kendilerini ilahlaştırmak peşindeler yahu demezlermi şurda zerdüşt , şaman kaç asır yaşadı yahu herşeyin nedeni onlar ve onların ardıllarıysa senin suçun yokmu . Sen temizsen o zaman kim suçlu böyle bir şey hangi literatürde var , hangi dünya insanı buna inanır .

    YanıtlaSil
  54. Şurda 40 - 50 tane halkının çoğunluğu müslim olan ülkelerede sözüm madem sünnilik haktı , kıbleydi , merhemdi herşeye neden bu hallerde buralar , yanıyor , kanıyor bu coğrafyalar daha birçok asır bu kan akacak görünen o . Özeleştiri yapmayan , hep kendisi dışındakilere çamur atan , saf tiripleri zaten baştan kötürüm daha hangisini sayacanki toptan bir özeleştiri olmaz zaten herşeyi diyanet , akepe , ultra kallavi ortak tröstleri biliyor diğerleri baştan günahkar . Ne etsin alttakiler , garip gurabalar , farklılıklar , azınlıklar falan bunlarında haklarını istemeleri neden küçümsenir , çember dışına ötelenir , pastayı bölüşmek değil açgözlülük edilir . Burdan aleni söylüyoruz bu suça ortak olmayın diyanet , hanefi sünni ultra tefeci akepe , karanlıktır , suçludur bunlara benzememeli bunları teşhir etmeli , çünkü bunlar yüzsüzdür , arsızdır . Yerler , konarlar , gasp ederler sonra vefasızlık ederler kendilerini putlaştırırlar sanki bunlardan önce dünyada bişey yoktu bunlardan sonra gerçi nasıl böyle kudurtuldukları ortada tabi başka nedenlerde var meydan bu neoliberal ilkel kimselere bıraktırıldı , muhalifler susturuldu , kıstırıldı bakalım nerelere varacak bunların adilikleri , şımarıklıkları , herşeyi biz yarattık havaları elbet bunlarında defteri dürülür insanlık en doğru , erdemli yanıtı , cezayı verir ....


    10 . 40 AKEPEYE , DİYANETE , ÖNCÜLLERİNE KARŞI HALKIN UYARILIP , ZERDÜŞTÜN , ŞAMANIN HAKLILIĞININ , GERÇEĞİN , HAKİKATIN ANLATILMASI KOLLEKTİFLERİ 25 . 8 . 2013

    YanıtlaSil
  55. lafı hep uzatıyor muyuz.asıl islam,yani Allaha teslim olan,insanlık için uğraşır,cesur olur,adil ve hakkaniyetli ve de cömert olur.bunlar fiili ibadettir.digerleri şeklidir,...hani Allaha duanın bi şekli olanı bir de fiili olanı var ya onun gibi..fiili dua nedir.nasıl olur.gerçek Müslüman böyle tefekkür etmeli değil mi

    YanıtlaSil
  56. SEKÜLER , DİNSEL PUTLARIN KARANLIĞI - ÖZE DÖNÜŞSEL YENİ İNANCIN ERDEMSEL BİRİKİMİ / yeter kardeşim bunca denenmiştikten , söğülmekten , kandırılmaktan falan usanmadınızmı , seküler , dinsel bütün putlarınız kötürüm , yozlaşmış . Allahtan torpilli dedeleriniz , seydalarınız , şeyhleriniz , rahipler , keşişler vesaireleriniz , aponuz , kemalizminiz , tayyib erdoğunuz falan hep kullanıp paçavralaştırdı fakat yeni , kirlenmemiş , bakire denince hayalcilikle ,reelpolitik değil falan suçlamalar yok insansılar yok yeni , özüne dönmüş birikimsel inancın zorluklar geçireceğini , köşeleri kapmışlardan bişey kalmazmış uyarmaları yada daha çok yol alınacak uyarılarına aldırmadan serimi kaldırıyor düşünenler , ne kadar hızlandırırsak o kadar evrenin namusunu kotararacağız



    DİNSEL , SEKÜLER PUTLAR

    dağların doruklarındaki birikimsel deneyler
    ovayla kenetlenmeli bilgeler
    geçmiş tecrübelerin aydınlığında tekrarlamadan hataları
    dinsel , seküler putlarınızla yüzleşin
    yetmedimi kandırılmalarınız , sağılmalar , pusular , hileler
    neyi bekliyosunuz , ordamısın halen
    bak tepelerden bilge derwişler labaratuvarlardan inmekte
    katıl sende bu duruşa
    mevcut dinler , seküler putlar boştur boş
    hepsinin temeli bozuk , yalandan , nefsten , dumandan
    görülemez olagelmişlerdir
    fakat yeni inançsal felsefe süzülerek
    başlı başlına engin nehirler oluşturarak
    deltasının gölgesine bütün umarsızlar , arayıcılar sığınabilir
    islam ve seküler putlar tüketilmiştir
    onlara bağımlı olarak benzetilen inançlarda kararmıştır
    yeter dedelerin , seydaların , şeyhlerin , tayyibin ,
    aponun , kemalizmin , izzetinin , fettullahın falan
    kucağında dolanmak , hepsi sontahlilde aynıdır
    sonra kimseler diyemez çıkış yoktu , gösterilmedi
    farklı alternatifler var ama sen adam değilsin
    tabi daha genişçe yorumlamalı
    fakat sen kendine bak niçin merak edip ,
    araştırmak , kıyaslamak , deney yapmak yetersiz
    ufkun , zihnin niçin paslı , farklı ölçemez olmuş
    sistemi suçlamak biryere kadar , kendine bakın .....



    13 / 10 / 2013 zerre bahaullah 16 . 42

    YanıtlaSil
  57. Saçmalama makinesinden farksız.

    YanıtlaSil
  58. İçinde bulunduğum Müslüman toplumda kendime müslümanım demeyi yakıştıramadığım utandığım bir dönemde çıkıp insanlara aktardığın bu bilgiler ve düşünceler için minnettar oldum...Allah yolunu açık etsin üstadım.Doğru yoldan ayırmasın.İnsanlara da Kuran okuyup başkalarının peşinden giderken nerede olduklarını, önlerini ve çevrelerini farkettirmeyi nasip etsin...

    YanıtlaSil
  59. Merhaba İhsan Bey,
    “DİN VE İBADET ANLAYIŞIMIZ” makalenizde, konuyu çoook uzatmışsınız. Zannederim sizde “duygu ve düşüncelerini ifade edememe” hastalığı var. Bunun da nedeni, lüzumlu/lüzumsuz bir sürü kitap okuyup, harddiski tıka-basa doldurmak, bilgisayarın işlemci hafızasının, gereksiz datalarla meşgul edilmesidir.
    Kısaca anlatalım:
    Din nedir?
    Günümüz diyanet, ilahiyat eğitim/öğretimindeki tedrisatta geçerli olan kitaplarda, din, şöyle/yanlış tarif edilmektedir:
    "Din, Allah tarafından peygamberleri aracılığıyla indirilen ilahi kanunlardır."

    Bu tarife göre, budizm, mecusilik ve benzeri, insanlar tarafından uydurulan dinlere "din" denmemesi gerekir.
    Ayrıca, bu yanlış tariften sonra:
    "Dinler 2'ye ayrılır: 1-Hak dinler, 2- Batıl dinler"
    denilerek, batıl dinlerin de Allah tarafından indirildiği iftirasının yapıldığının farkına varılamamaktadır.

    Kısaca ülkemizde (ve dünyadaki) "din" "laiklik" tartışmasının kökünde, hep bu yanlış bilgi, tarif var.
    Eğer dinin tarifi ("Din, kişinin/toplumun hayatına uyguladığı kurallardır" şeklinde) doğrultulursa, bu karmaşa kökünden ortadan kalkar.
    Tabii bu düzeltme sonucunda, Laiklik diye uydurulan kuralları içeren sistemin de başka bir din olduğu sonucu çıkar. Ama bu zaten doğrusu. Beğenilse de beğenilmese de.
    HULASA:
    "Din: Kişinin/toplumun hayatına uyguladığı kurallardır."
    "İslam, Allah tarafından peygamberleri aracılığıyla indirilen ilahi kanunlardır."
    "Laiklik: Mevcut dinlere alternatif kurallar içerdiği için, başka tür bir dindir." Çünkü bir şeye alternatif olan, o şeyin ana özelliklerini de içinde barındırır.

    Hz. Muhammed SAV.: "Aklı olmayanın dini de yoktur."
    buyurarak, akıl sahibi her insanın mutlaka bir dine yani kurallara uygun olarak yaşayacağını bildirmiştir. Bu durumda, dinsiz, dolayısıyla dindar olmayan insan da yoktur, eğer aklı başındaysa.
    (Devam var)

    YanıtlaSil
  60. (Devamı)
    İblis, Kur’an’ı günümüz insanlarının hayatından çıkarmak, islamı “İslam olarak” yaşamamaları için, bir çok Kur’an kelime ve kavramlarının, tercüme ve tefsir safhasında tahrifat yapmış. Bilhassa temel konularda.
    Mesela, “rasül ve nebi” konusunda. Öyle numaralar çekmiş ki, İslam alimi diye bilinen kimseleri kullanarak.
    3/81’de, “Nebilere kitap verildiği” AÇIKÇA bildirildiği halde, bugün ilm-i hal, fıkıh kitaplarında tersi yazılıdır(“Nebiler, kitap verilmeyen elçilerdir” diye yazılıdır).
    Bunu neden yapmıştır?
    “Son rasül, Hz. Muhammed SAV.dir” anlayışını yerleştirip, “Rasüle ittiba’ ve itaati” ortadan kaldırmak için.
    “Rasüle ittiba’ ve itaat” ne için gerekli?
    Kur’an’ı, öğrenmek ve yaşamak için:

    Bakara-151>Nitekim size, aranızda (görev yapmak üzere), sizden (kendinizden) bir rasül gönderdik ki, âyetlerimizi size tilâvet etsin (okuyup açıklasın) ve sizi (nefsinizi)tezkiye etsin, size Kitab'ı (Kur'ân-ı Kerim'i) ve hikmeti öğretsin ve (hikmetin de ötesinde) bilmediğiniz şeyleri öğretsin..
    Âl-i İmran-164>Andolsun ki Allah, mü'minlerin üzerine bir ni'met olmak üzere kendilerinden(onların aralarından, kendi kavminin içinden) bir rasûl ba's eder. Onlara O'nun (Allah'ın) âyetlerini tilâvet eder, onları (n nefslerini) tezkiye eder ve onlara kitap ve hikmeti öğretir. Ondan evvel onlar gerçekten açık bir dalâlet içinde idiler.
    Cum'a-2>Ümmîler arasında, kendilerinden bir rasûl beas eden (görevlendiren) O'dur. Onlara, O'nun (Allah'ın) âyetlerini okur, onları tezkiye eder (nefslerini temizler), onlara Kitab'ı (Kur'ân-ı Kerim'i) ve hikmeti öğretir...

    Bu ayetlerin belirlediği olmazsa-olmaz, önemli hususlar:
    1-Kur'ân-ı Kerim'i HER DEVİRDE öğretecek ve yaşatacak kimseleri, bizzat Allah tayin ediyor, görevlendiriyor (insanlar, Akademik kurullar değil). İşte bu kişiler, İslamı temsil etme ve öğretme yetkisinde olanlardır.
    2-Bu görevlendirilen kimseler, öğretilecek insanların yaşadığı zamanda/çağda ve onların içlerinde yaşayan olmak durumunda.
    3-Bu görevli kişiler:
    a) Önce Allah'ın âyetlerini tilâvet ediyor, anlatıyor, tebliğ ediyor. Eğer insanlar, tebliğin gereğini yapmak isterlerse,
    b) Allah’ın görevlendirdiği elçiye yani veli-mürşide ittiba' ve itaat sürecinde nefs tezkiyesi gerçekleştiriliyor ki,
    c) Kitabın (Kur'ân-ı Kerim'in) ruhuna nüfuz edilebilsin.
    d) Sonra hikmet eğitimi aşamasına geçiliyor.

    Günümüz ilahiyat eğitiminde böyle bir sistem olmadığından, ilahiyatta ordinaryüs profesör bile olsa kişi, Allah'ın ayetlerinden gafil olarak yaşıyor(Yunus-7).
    “Bin kez okur isen aktan karayı,
    Bir kamil mürşide varmasan olmaz.”
    demiş Yunus.
    Günümüzde “kamil mürşid” kişiler, Allah tarafından irşad ile görevlendirilen kişilerdir, elçilerdir, veli-rasüllerdir.
    Secde-24>Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize yakîn hasıl etmiş oldukları için.
    Bu ayet de, insanların hidayetine sebeb olmak için, her toplumda bulunan veli-rasüllerin aynı zamanda imam olarak görevlendirildiği bildirilir.
    Hulasa Sayın Eliaçık,
    İnsanların, İslamı orijinal haliyle yaşayabilmesi için her insanın, “parkurun başlangıç noktası”nda olması gerekir. Başlangıç noktasında, Nebi-rasüller ve veli-rasüller var, insanlık tarihi boyunca. Sahabenin önüne Kur’an (hablün minallah) konulup, “Al bu kitabı oku, uygula” denmemiş. Allah, nebi-rasulü (hablün minennas[Al-i İmran/112]) gönderip, “O’na tabi’ olun, itaat edin, zira, O’na itaat, bana itaattir, kulluğumu yerine getirmektir” demiştir sahabeye.
    Günümüzde de insanların kurtuluşu, Allah’a kulluğu, Kur’an’ı anlayıp İslamı yaşayabilmesi, bir veli-rasülü Allah’tan isteyip, ona ittiba’ ve itaatle başlar. Başlangıç noktası budur. İbadetler, bundan sonra anlam ve değer kazanır. “Allah’a kulluk bilinci” bundan sonra gerçekleşir.

    Zeki ASLAN

    YanıtlaSil
  61. Selamlar. Ben yukardaki makaleyi okudum, bilmedigim seyleri ogrendim..Muelliften Allah c.c. razi olsun. Atos'un namaz kilan duzenbazlardan sozetmesi Benim namazcimunafiklarla (Maun suresinde bahsedilir) ilgili tezimi tasdik ediyor. Bir din bilgininin; Kur'an namaz kilan (munafiklari v.b.)lari lanetliyor Namaz kilmayanlari (tehdit etmiyor velanetlemiyor seklindeki aciklamasi '(terkeden, namaz kilmayan dinini yikmistir- gorusunu curutmustur! Namaz dinin diregidirIslam ruhbanlik dini degildir(budizm ruhbanliktir)bi-namaz 80 ukbe cehennemde atesle yanacaktir diye Islam dinini bir OCU gibi gibi gosterdiler munafiklar.. diyen Islam;sevgi ve merhamet ve UMIT Dinidir! Cengiz.

    YanıtlaSil