16 Mart 2009 Pazartesi

BENİM GÖZÜMDE ATATÜRK

Taha Akyol’un “Ama hangi Atatürk” kitabını bitirdiğimde, sonuna “Keşke böyle kitaplar daha çok yazılsa” diye not düşmeden edemedim.
Bu tür kitapları önemsiyorum. Çünkü dogmatik değil; analitik (çözümlemeci) bakıyorlar.
Portre çalışmalarında bu tarz çök önemli.
Bir şahsı “göklere çıkaran” veya “yerin dibine batıran” kitaplar bu nedenle bilgilendirici olmaktan ziyade, yüceltme, olmadık vasıflar atfetme, uçurma veya aşağılama ve haksız ithamlarla dolu oluyor.
Oysa “gerçeği sadece gerçeği” öğrenmek isteyenlerin bunlara iltifat etmemesi gerekir.


Ben de bir süredir iltifat etmiyorum ve doğrudan doğruya kendi okuma ve araştırmalarımı esas alıyorum.


***

Türkiye’de söz konusu aşırı göklere çıkarmalar ve yerin dibine batırmalar yüzünden, bir insan olarak 1881’de doğup 1938’de vefat eden Mustafa Kemal Paşa gerçeği üzerine sağlıklı çalışmalar yapılamamış ve yapılamamaktadır.


Böyle olunca bir gerçeklik ya göklere çıkarılarak ya da yerin dibine batırılarak orada öylece duruyor.


Seviyor musun sevmiyor musun gibi gayet naif ve duygusal bir zeminde ele alınıyor. Oysa analitik (gerçekçi, çözümlemeci) yöntemde bunun yeri yoktur.


Oysa yeni nesillerin bu tarz “gerçekçi” yaklaşımlara ihtiyacı vardır.


***


Bu yazıda amacım, Atatürk hakkında derin araştırma sonuçları sunmak, belgeler ortaya dökmek, dönemin kavgaları, hırsları, rekabetleri, politik/ideolojik karşıtlıkları etrafında taraf olmak, onları aynı hırsla sürdürmek ve böylece yüceltmek veya aşağılamak değil...


Amacım “gayr-ı şahsi egemenliğin” ne demek olduğunu yakın tarihimizin en esaslı “egemenlik figürü” haline getirilmiş bir örneği üzerinden gösterebilmektir.


Ebedi ve evrensel olanla, ölümlü ve tarihsel olanın nasıl ayırt edilebileceğini örneklemektir.


Kördüğüm haline gelmiş bir tıkanmanın dışına çıkarak olaya bakabilmenin nasıl olabileceğine dair bir perspektif sunabilmektir.


***


Ben ki “Ben de sizin gibi bir insanım” (Fussilet; 41/6) diyen peygamberimizin “kamu otoritesi” sıfatıyla yaptıklarına dahi eleştirel gözle bakmak gerektiğine inanan birisiyim. “Ben de sizin gibi bir insanım” demek, “Ben de sizin gibi eleştiriye açığım, sorumlu olduğum tüm kamu işleri eleştiriye ve denetime açıktır” demektir.


Çünkü peygamberimizin kamusal görevi “İnsanlar arasında adaletle hükmetmek”tir: “Onlar arasında (beynehum) adaletle hükmet.” (Maide; 5/42)…


“İnsanlar arasında (beyne’n-nâs) Allah’ın sana gösterdiği şekilde hükmetmen için kitabı sana gerçeğin ta kendisi olarak indirdik.” (Nisa; 4/105)…


“İnsanlar arasında (beyne’n-nâs) hükmettiğiniz zaman adaletle hükmedin.” (Nisa; 5/58)…


Dikkat ediniz! “İnsanlara hükmet” değil; bilinçli bir kullanımla “İnsanlar arasında hükmet” deniliyor.


Bu şu demektir: Peygamber veya siz insanlar üzerinde “egemen” değilsiniz. Onlardan birisisiniz. Bu nedenle insanların kamu işlerini üzerinize aldığınızda, onlar arasında adaletle hükmetmekle sorumlusunuz. Bu hakemlik sorumluluğunu bırakıp insanların hayatları üzerinde egemen olmaya kalkmayın…


Kamu idaresinin temeli budur. Bunun için Hz. Ömer’in dediği gibi adalet mülkün (kamunun, devletin) temelidir.


Demek ki…


Halkın vergilerini emanet ettiği, evlatlarını askere yollayarak emrine verdiği her makam ve mevki sahibi yani “kamu otoritesi”, o makam ve mevkiye kim oturursa otursun eleştirebilirdir. Kamu idaresinin doğası bunu gerektirmektedir.


Şu halde…


Türkiye hazinelerinin başına geçen herkes, kim olursa olsun bulunduğu makamın doğası gereği eleştiriyi göze almak durumundadır. Çünkü ortak hazine emrine verilmekte ve insanlar arasında adaletle hükmetme anlamında egemenlik hakkını kullanmaktadır. Velev ki başımızda Abdülhamit, Vahdettin, Enver Paşa veya Mustafa Kemal Paşa olsun…


***

Buradan bakılınca Türkiye hazinelerinin başına geçmiş herkese eleştirel gözle bakacağım ortadadır. Entelektüel namusum ve bağımsızlık karakterim bunu gerektirmektedir. Çünkü param, vergim, gençliğim vs. üzerinde emir verme ve tasarrufta bulunma yetkisini kullanmaktadırlar.


Bu nedenle Mustafa Kemal Paşa benim gözümde bir “egemenlik” figürü değildir. Hiçbir faniyi “mutlak egemen” görmem. Gayr-i şahsi egemenliğe inanırım. Diğerleri gibi o da İçimizden birisiydi ve aramızda adaletle hükmetmek zorundaydı.


Bu kadar değil tabi…


Bir millet zaman zaman tarihi badireler atlatır. Dibe vurduğu zamanlar olur. Böylesi dönemlerde “kendinden zuhur diyalektiği” ile içinden öncüler çıkarır. Bu öncüler ma’şeri vicdanda yer ettiği an “kahraman” olurlar. Kahramanlar “devlet tanrısı” haline getirildiği an gayet itici bir hal alırlar. Kahraman odur ki milletin gönlünde yaşar. Onu koruyup kollayan milletin engin sağduyusudur. Esasında kahramanın koruma kanunlarına ihtiyacı yoktur. Arkasında silahlı kuvvetlerin veya bir donanmanın durmasına gerek de gerek yoktur. Aksi halde “devlet tanrısı” haline gelir. Kahraman, milletin gönlünü fethederek yaşayandır; gözünü korkutarak değil…


***


Benim gözümde Mustafa Kemal Paşa, yaşadığı tarihsel şartlar nedeniyle yıkılış ve yok oluş dönemi millet ve devlet aklının bir ürünüydü.


Altı yüzyıllık bir imparatorluğun dağılacağı görülünce, millet ve devlet aklı harekete geçmiş ve “kendinden zuhur diyalektiği” ile kendi rahminde yeni bir doğum var etmiştir. Bu doğumu bütün imkanlarını seferber ederek besleyip büyütmüştür.


“Türkiye Cumhuriyeti’nin esas anlamı” bana göre budur.


Bu nedenle kimsenin tekelinde değildir.


Millet ve devlet aklının ortak ürünüdür. Sahibi cumhurdur, halktır, kimsesizlerdir.


Bu sebeple Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte kopmaz bir bağ vardır. Bundan dolayıdır ki Osmanlı devlet genetiği Türkiye Cumhuriyeti’nin bünyesinde sürüyor. Bunun dönüştürülmesi mümkün ama tümden yok edilmesi mümkün değil. Esas dönüşüm ise genellikle ilk nesilden sonraki ikinci hatta üçüncü nesillerde ortaya çıkar.


“Kendinden zuhur diyalektiğinde” hesapta olmayan tek değişiklik saltanattı. Cumhuriyet döneminde yapılan değişikliklere, saltanatlarına dokunulmaması kaydıyla padişahlar da taraf olabilirdi. Nitekim Sultan Vahidüddin İtalya’da sürgündeyken bir takım devrimler yapıldığını duyunca “Zaten savaştan sonra bunları biz de yapacaktık” demiştir.


***


Bu coğrafyada saltanat İngiltere (1648), Fransa (1798) veya Rusya’da (1917) olduğu gibi ayaklanma ve iç savaş sonucu yıkılmamıştır.Her üç devrimde de krallar idam edilmişti. (I. Charles 1649’da, 16. Lui 1793’de, Çar Nikola 1918’de)


Osmanlı saltanatı, içerden bir ayaklanma ile değil; dışarıdan gelen işgal yoluyla yıkılmıştır. ABD’nin 2003’de Irak’ı işgal edip Bağdat’ta Saddam’ın heykelini canlı yayında devirerek yıkması gibi, İngilizler de İstanbul’u işgal etmiş, sarayı basmış ve sultanı esir alarak saltanatı “fiilen” yıkmıştır. Eğer o dönemde medya bu kadar gelişmiş olsaydı, belki de, İstanbul’a girişlerini ve Vahidüddin’i esir alışlarını canlı yayında dünyaya seyrettireceklerdi.


Bu nedenle, içeride, zaten işgalcilerin elinde esir olan saltanatın “hukuken” de kaldırılması kolay olmuştur.


Şurası bir gerçek ki bu coğrafyada değişiklikler içeriden devrim yoluyla değil; ya dışarıya doğru fetih veya dışarıdan gelen işgal, baskı ve telkinler yoluyla oluyor. Bunun, bazıları olgunluk olarak görse de olumsuz bir durum olduğunu düşünmekteyim. Çünkü devrim yapmamış bir halk benim gözümde rüştünü ispat edememiştir.


Bizde başta kurtuluş savaşı ve Mustafa Kemal Paşa’nın ortaya çıkışı olmak üzere, cumhuriyete geçiş dahi esasında bir devlet operasyonudur.


***


Benim gözümde Mustafa Kemal bir Osmanlı paşasıydı. Askerdi; bir fikir adamı veya filozof değildi. Tarihin geldiği o noktada devletin derinliklerinden “realist” ve “pragmatist” özellikleriyle bir kişiliğin çıkması, yeniden doğuşu ateşlemesi ve örgütlemesi gerekiyordu. Bu özellikler Mustafa Kemal Paşa’da vardı ve tarih onu öne çıkardı.


Enver Paşa’da bir Osmanlı paşasıydı. Tarihin geldiği o noktada devletin derinliklerinden “idealist” özelikleriyle bir kişiliğin çıkması ve gelecek kuşaklara çekildiğimiz yerlerden esasında vazgeçmediğimizi, büyük muhayyilenin bu milletin hafızasında ilelebet yaşayacağını hatırlatması gerekiyordu. Bu özellikler Enver Paşa’da vardı ve tarih onun idealini öne, kendisini geri plana çekti.


Bu nedenle Kurtuluş Savaşı’nı ateşleyen ve örgütleyen kadroya bakarsınız, daha çok Osmanlı Erkan-ı Harbiyesi (Kara Harp Okulu) 1900-1905 arası mezunları olduğunu görürsünüz. Ben bunları başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere saygı ve minnetle anmakta ve kendi aralarında her insanda olabilecek hırslarını, rekabetlerini kendilerine bırakmaktayım. Çünkü bu tür kişisel rekabetlere taraf olmanın bir anlamı olmadığı gibi evrensel bir yanı da bulunmuyor.


Evrensel olan, o dönemden çıkaracağımız ve gelecekte de bize lazım olmaya devam edecek olan değerlerdir.


Bu açıdan bakılınca Enver Paşa benim için şu demektir: İdealizm, büyük muhayyile, nizam-ı alem, direniş, serdengeçtilik, büyüyerek kurtulma, imparatorluk vizyonu…


Mustafa Kemal Paşa da şu demektir: Realizm, taktik düşünme, derlenme, toparlanma, tutunma, akılcılık, bağımsızlık, özgürlük, çağdaşlık…


***


“Gayr-ı şahsi egemenlik”e inandığım için, bu tür dönemlerden daha çok alacağım evrensel değerlere bakarım, tarihsel olay ve şahsiyetleri kendi döneminde bırakırım.


Mesela devrimlerden alacağımız şu beş şeydir: TBMM’nin açılışı (1920), yeni anayasa (1921 Teşkilat-ı Esasiye), saltanatın kaldırılması (1922), cumhuriyetin ilanı (1923), Hilafetin kaldırılması (1924)…


Bunlar milletimizin büyük kazanımları olup evrenseldirler. Bunlardan daha geriye dönülemez. Bunların ifade ettiği mana şekil bakımından değişebilir ama esastan değişmesi gerçekten geriye dönüş yani irtica olur. Mesela her ne surette olursa olsun TBMM’yi kapatmak, anayasayı rafa kaldırmak, saltanatı geri getirmek, cumhuriyeti lağvetmek veya peygamberin makamı adına kendini halife ilan etmek 1920 öncesine dönüş olacağından olacak iş değildir. Halifelik, ihya çağlarının yani Müslüman askeri tarım imparatorlukları döneminin birleşme formülü idi. İnşa çağında illa öyle olmak zorunda değildir.


Bunlardan gerisine ise ne siyasi ne de sosyolojik açıdan devrim diyemeyiz. Olsa olsa dönemin hükümetlerince çıkarılmış bir takım kanun veya kanun hükmünde kararnameler olabilirler ve tarihseldirler. Yani zamana, mekana ve şartlara göre yeniden düzenlenebilir veya değişebilirler.


Aynı şekilde cumhuriyetin temel değerlerinden alacağımız şu beş şeydir: Hakimiyet-i milliye, istiklâl-i tam, misâk-ı milli, müdafâ-ı hukuk, muâsır medeniyet… (Bunların ayrıntılı yorumu için bkz. “Cumhuriyet değerleri ve irtica” başlıklı makale).


Bunlar evrenseldir; vizyon oluşturucu ve misyon belirleyicidir. Bunlardan daha geriye dönülemez. Gerisine ise temel değerler veya nitelikler diyemeyiz. Şu ankiler tek parti dönemi CHP’sinin parti proğramı olup tarihseldirler.


Bizim o dönemden alacağımız esas itibariyle bunlardan ibarettir. Buna gayr-ı şahsi egemenliğin sürdürülmesi, şahısların bunların önüne geçirilmemesi diyoruz. Yani herhangi bir şahsın, kurumun, hanedanın, silahın, sermayenin, sınıfın vs. değil; üstün değerlerin ve kimsenin tekeline giremeyecek olan soyut kavramların egemenliği…


Bu değerler herkesten üstündür.


Bunların içini ülkenin oluş halindeki dinamik temposu dolduracaktır.


Şu halde içimizden birini veya kendi ellerimizle oluşturduğumuz bir kurumu taparcasına yüceltmek, devlet tanrısı haline getirmek, aşılamaz ve sorgulanmaz yapmak ve böylece putlaştırmak o şahsa veya kuruma karşı cinayet işlemek demektir.


Keza içimizden birini veya kendi ellerimizle oluşturduğumuz bir kurumu lanetler yağdırarak aşağılamak, şeytan, deccal vs. yerine koymak da aynı şekilde cinayetle eşdeğerdir.


Her insanın olumlu veya olumsuz yönleri vardır. Ölümlü “naciz vücutlardan” hiç birisi bundan muaf değildir. Bir döneme, zamana veya mekana saplanıp kalmamak lazımdır. Peygamber dönemi, zamanı ve mekanı da buna dahildir. Çünkü onda da evrensel ve tarihsel olanlar vardır. Evrensel olanları sürdürmeli, tarihsel olanları kendi dönemlerinde bırakmalıyız.


Bunları soğukkanlı bir şekilde, bilimsel metotlarla, herkese hakkını vererek, dogmatik değil; analitik yöntemlerle ve ideolojik mülahazalardan uzak durularak tespit, teşhis ve teslim etmek lazımdır. Gerçeğin ta kendisinden ve adaletten asla kopmamalıyız zira bizi yükseltecek olan bunlardan başkası değildir.


Sonuç alarak şöyle bitireyim:


Hz. Ebubekir, Hz. Peygamber’in ölümü sırasında “gayr-i şahsi egemenlik”in ne olduğunu bize çok iyi öğretmişti: “Her kim Muhammed’e tapıyorsa bilsin ki Muhammed ölmüştür. Her kim Allah’a tapıyorsa bilsin ki Allah hayyu la yemuttur. Allah ölmez!”


Aynı şekilde “Her kim Atatürk’e tapıyorsa bilsin ki Mustafa Kemal Atatürk ölmüştür. Her kim Hakka tapıyorsa, bilsin ki, Hakk (gerçek, adalet) ölmez! Ve hakkıdır Hakka (gerçeğe, adalete) tapan milletimin istiklâl…”

88 yorum :

  1. Selam İhsan Abi !
    Sizleri fırsat buldukça ve imkan ele geçtikçe takip ediyorum. Ve olumlu manada sizleri bir cins kafa olarak görüyorum. İslami camianın yetiştirmiş olduğu değerli bir kafa. Ama abi tüm bu yönlerinize rağmen bazen sizde duyduğum ve sizde çıktığına inanamadığım bazı analizleriniz var. Mesela bu yazıda olduğu gibi.
    Sanırım son dönemlerde bir meal de hazıralış bir insan olarak şu cümleniz sanırım pek te isabetli olmasa gerek.
    "Ben bunları başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere saygı ve minnetle anmakta ve ...."
    M.Kemal hayatı bilinmeyen ve gizli kapaklı bir hayata sahip olan bir insa olmasa gerek. bakınız onun hayatının bir çok devresinde ve hatta son anlarında söyledikleri, yaptıkları, şahsi hayatı, islam ve müslümanlar karşı tutumu öyle yenilir ve yutulur bir yaşam değil gibime geliyor. Sanırım şu ayet bu tiper için nazil olmuş olmalı. "İster onlar için bağışlanma dile, ister bağışlanma dileme. Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen bile ALLAH onları bağışlamayacaktır. Çünkü onlar ALLAH ve elçisini yalanladılar. ALLAH yoldan iyice çıkmış toplumları doğruya iletmez.(9-80)"
    Bu insanın tüm yaşamı yanlış ve hatalı olması zate mümkün olamaz. Ama bu mantık onun yaptıktalarını meşrulaştırma aracı olmamalı sanırım. Kaldı ki bu mantıkla hangi insan külliyen yanlış ve hatalı olabilir. Bir Firavun, bir Nemrud, Bir Ebu Leheb, bir Ebu Cehil.... Ama biliyoruz ki Kur'an bunları hayırla yad etmiyor. Ve onlara saygı merhamet ve mağfiret talebinde bulunmuyor inananlarından.
    Ve Yine;
    "Mustafa Kemal Paşa da şu demektir: Realizm, taktik düşünme, derlenme, toparlanma, tutunma, akılcılık, bağımsızlık, özgürlük, çağdaşlık…" Allah İçin bunları nasıl inanarak söyleyebiliyorsunuz. İnanmıyorum.
    Ve yine;
    "her kim Hakka tapıyorsa(......Az sonraki parantez içinizi buraya koymamız halinde !!!!.....), bilsin ki, Hakk (gerçek, adalet) ölmez! Ve hakkıdır Hakka (gerçeğe, adalete) tapan milletimin istiklâl…”"
    Abi son olarak ne tevafuktur ki bugün ilk önce sizin bel'am yazınızı okudum sonra da bu yazıyı okudum. Sizce benim gibi bir durumu yaşayan bir insanın zihninde ne belirir.
    Abi tüm bunlara rağmen sizli Allah için seviyorum. Ama ne olur biraz daha dikkat. Selam ve dua ile

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. eyy kardeşim,ATATÜRK müslümanlara ne yapmış,onları katletmiş,yok mu etmiş,onun dindarlığı veya dinsizliği beni ilgilendirmiyor,hiçkimse bir başkasını cennete veya cehenneme sokma gücü yoktur,o güç sadece ve sadece Cenab-ı Hakk'a mahsustur,müslüman türk memleketini içinde bulunduğu yokolma tehlikesinden Allah'ın izniyle çekip alması mı sizi rahatsız ediyor anlamıyorum,din işleri ile devlet işlerini ayırarak insanların dini siyasete alet etmelerini önlemiştir,zira dindar olduğu halde bir insan yani nefsi olan bizler herzaman hatalar yapacağız,devlet yönetiminde hataya af yoktur,hata yapan devlet dağılır gider,enson bizim imparatorluğumuz dağılıp gitti,o halde,din gibi kutsal bir olguyu siyasete alet etmeyelim,aksi takdirde karşımızdakinin siyasi görüşünü beğenmez,müslüman olduğunu bile bile kafasını kesmekten çekinmeyiz,tarihte bunun örnekleri çoktur,mesela ecdadımız osmanlıda evlat katli vardır,heyhattt,kör gözler siyasi sebeblerle bunları görmez,görmeyen gözler de uçurumun dibine yuvarlanır,öyle olmasa tarihte müslüman imparatorluklar mesela emeviler,abbasiler ve en son osmanlılar yıkılır mıydı ?

      Sil
  2. “Ben bunları başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere saygı ve minnetle anmakta ve ….”
    "Kişi sevdiği ile beraberdir" hocam bizden çok daha iyi biliyorsunuzdur.
    Bel'am yazınızı tekrar okuyunuz lütfen.
    Kurandan ve sünnetten beslenen bir kişi, bütün insanlara saygı duyabilir ama yapılan yanlışlara saygı duymak, doğruya saygısızlık olmaz mı hocam?
    Ayrıca minnet duyduğunuz noktaları neden yazmadınız hocam?

    ATATÜRK'ÜN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN V. DÖNEM
    3. Yasama Yılını Açış Konuşmaları
    1 Kasım 1937
    Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. V, C. 20, Sa. 3

    Aziz milletvekilleri,

    Dünyaca bilinmektedir ki,bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız,
    Cumhuriyet Halk Partisi programıdır.
    Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir.
    Fakat bu prensipleri,gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır.
    Biz, ilhamlarımızı,gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz.

    http://www.tbmm.gov.tr/tarihce/ataturk_konusma/5d3yy.htm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fakat bu prensipleri,gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır.
      Biz, ilhamlarımızı,gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz.

      Vallahi üstadım adam islamdan kurandan bahsetmiyor
      Gökten indiği sanılan diyor ilhamlarımızı gökten gaipten değil diyor yani yine islamla alakası yok

      Ha eğer islamı öyle zannediyorsa suç kimde ?
      Art niyetle söylemiş dahi olsa islamın böyle bir yüzünün varlığını kabul etmek yada insanlara böyle tanıtmak daha büyük ihanet değil midir?

      İhsan hocadan allah razı olsun birisine hakaret etmek yada göklere çıkartmak bize birşey kazandırmıyor
      Atatürke yapılanın tersi peygambere yapılıyor tabiri caizse "uçurmak" sonuç itibari ile peygamberde hayatlardan uçuyor...

      Her kim yada düşünce sorgulanmaktan kaçıyorsa bilin ki korkuları vardır DOĞRU OLAN ŞEY SORGUDAN KAÇMAZ.

      küfür ederek biryere varılmaz bırakın atatürkede peygamberede allahada insanlar sorular yöneltsin
      Her biri kadayıf gibi serilsin önümüze ki kolay görelim doğruları yanlışları...

      Sil
    2. :) Etme mubarek, Kamal onun icin degil bunun icin demisti! Nerden bulursunuz bu zorlama yorumlari? Adami temize cikarcam diye kendinizi fazla telef etmeyin, adamin ne dedigi acik secik ortada,
      kivirmanin alemi yok. Herkes okudugunu pekala anliyor, oda bu sozleri bilerek isteyerek secti soyledi

      Sil
    3. Atatürk, konuşmanın devamında "Bizim yolumuzu çizen, içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk milleti ve bir de milletler tarihinin binbir facia ve ızdırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir." diye devam etmektedir.

      Benim anladığım, akıl, mantık, bilim, tecrübelerimiz ve görebildiğimiz gerçekler bizlere ışık tutuyor diyor. Ata bu meclis açış konuşmasında 11 sayfa ülkedeki tüm alanlarda yapılanları ve yapılması gerekenleri tek tek sıralıyor.

      Örneğin tarım konusunda:

      "Bir defa, memlekette topraksız çifçi bırakılmamalıdır. Bundan daha önemli olanı ise, bir çifçi ailesini geçindirebilecek olan toprağın hç bir sebep ve surette bölünmez bir mahiyet alması. Büyük çifçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliği arazinin bulunduğu memleket bölgelerinin nüfuz yoğunluğuna ve toprak verim derecesine göre sınırlamak lazımdır."

      Benim kanaatime göre, son paragraf Türk tarımının ilacı gibidir. Buna uyulmadığı için bugün köylü kan ağlamaktadır. Herhalde toprak ağaları (Kuran'nın tabiriyle, tefeci bezirganlar veya bahçe sahipleri) bu konuşmaları duyunca aslandan kaçan yaban eşekleri gibi öfke ile dolmuşlardır.

      Okuduğum 11 safya, bir devlet başkanının Kuran'ın ruhu ile uyumlu niyet ve eylemlerini yansıtmaktadır.

      Ama Allah'tan, Kuran'dan, vb bahsedilmemektedir. Hiç bir mistik, ruhani, gerçek üstü değerden, inanıştan bahsedilmemektedir. (sizin aradığınız Kuran ve Allah sömürüsü yoktur). Hatta, aşağıdaki paragrafla, devlet yönetiminin bundan uzak olması gerektiği ısrarla vurgulanmıştır ki insanlar tekrar dorğruları bilim ve akılda arasınlar.

      "Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız,
      Cumhuriyet Halk Partisi programıdır.
      Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz."

      Devlet yönetiminin işleyişi hakkında ilhamlarını, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almak, %100 Kuran'nın emridir.

      İşte bu da sizin bir türlü anlayamadığınız laiklik ve Atatürk hassasiyeti.

      Sil
    4. @Nedim : Kardesim sende zorlamissin hemde nasil bir zorlama akil mantik duruyor, Ee be kardesim simdi söyle bana Kamal atatürk servetine servetler katarken (aslinda servetine servet katmadi, cünkü basta koca bir sifirdi, sonra zengin oldu) köylüye neden toprak dagitmadi? Doguda agaligi kaldirmadi? Ya Allah askina adam yedi icti malina mal katti, görün artik su gercekleride Kamalin yaptiklari %100 Kuranin emridir deyipte bari Kurana iftira atmayin ayiptir

      Sil
    5. oku ve öğren arkadaş bari yanlış bilgilerini buraya yazıp da hak yeme iftira atma

      Sil
    6. Gökten indiği sanılan kitaplar derken kastettiği, Said Nursi gibilerin '' bu kitabı bana Allah yazdırdı'' diyenlerin kitaplarını kastediyor. Ki said Nursi ve benzerleri Atatürk döneminin adamlarıydı. İftira atan kaynaklardan değil de doru kaynaklardan araştırın ama objektif olun. İhsan hocanın dediği pencereden bakın. Atatürk'ü ilahlaştırmayın da, iftira ile de yerden yere de vurmayın. Ama önce araştırın ve BİLEREK eleştirin.

      Sil
    7. Malcolmx, sen Kur'an nın gökten indiğini mi düşünüyorsun? şayet bu düşüncede'i sen sen kendi cehaletini bir düşün güzel kardeşim. Atatürk'e düşman olmak sana ne kazandırır ki, ilmini mi artıracak?

      Sil
  3. ...
    Fakat bu prensipleri,gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır.
    Biz, ilhamlarımızı,gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz.

    *** *** ***


    Bu söz; Atatürkü dinsiz bir kişilik olarak algılamaya ve anlatmaya hazır bir insan için kaçırılmaması gereken güzel bir malzemedir.
    ATATÜRK’ÜN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN V. DÖNEM
    3. Yasama Yılını Açış Konuşmaları
    1 Kasım 1937 deki konuşmasında verdiği 141 parağraflık demeçte savaşın yaralarını sarmış bir ülkenin toprağından ve suyundan da bahsedilmektedir... tabiki bu paragrafıda söylemiştir ki illaki mecliste hala kellesi vicunda olan hurafe yandaşları gizlidir. SEVGİLİ MALCOMX (önce takma adını Türkçeleştir tabi sana göre ; Türkçe-leştir) SAYGILARIMLA BEN OLDUĞUM SÜRECE ATATÜRKÜN İSMİNİ DUYACAKSIN.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kısaca.şunu.söyleyim.atatürk.peygamberimizden.sonra.bize.gönderilmiş.en.büyük.lütufdur.o.olmasaydı.kimse.kusura.bakmasın.ya.ingilizin.yada.fransızın.dölleri.olacaktık.atatürkün.suçu.bu.vatanı.çok.sevmesimi.hani.facebook.sayfalarınızda.çarşaf.çarşaf.paylaşıyorsunuz.ya.peygamberimizin.hadislerini.vatan.sevgisi.imandan.gelir.diye.demekki.neymiş.atatürkünde.imanı.varmış.hem.biz.onu.bunu.bırakalımda.asıl.bu.vatanımız.türklügümüz.gözgöregöre.soysuzların.elinde.malzeme.oluyor.askerimizi.şerefsizler.esir.alıyor.biz.ne.yapabiliyoruz.istedikleri.gibi.atlarını.oynatıyorlar

      Sil
    2. Baysal, kamal in ismini duymak musluman icin hic sorun degil, biz hergun Seytani kuranda okuyoruz, ve ona lanet ediyoruz.
      Adsiz sende birak artik bu palavralari, kamal olmasaydi, kazim karabekir olurdu, Fevzi cakmak olurdu bir baskasi olurdu,, hem hareketi onsuz baslatmis bu insanlar pekala onsuzda bu isi sonlandirirlardi, Hem daha buyuk bir devletimiz olurdu hemde daha guclu sorunsuz bir vatanimiz olurdu
      Cokta iyi olurdu, Bu milletin en buyuk talihsizligi kamal in bu isin basina gecmesi ve onu bir daha ordan indirememeleri oldu.

      Sil
    3. tamer tamer, sizin yerinizde olmayı ne kadar çok isterdim. Cehaletin sıcak ve müşfik kollarındaki rahatınızı kıskanmamak mümkün değil.

      Sil
    4. Adsiz, bir adin bile alacak cesaretin yok! yada bilgin yok :) Cahil degilim sen beni merak etme benim unuttuklarimin karekökü senin tüm ögrendigin ve ögrenecegin (tabi saksiyi calistirmaya karar verebilirsen) tümünün kübünden üc fazladir :) Sen simdi bu adam ne dedi diye otur üc gün hesap et hahahahaa
      ve icinde bulundugun camurda sicak sicak yatmaya devam et kocum.
      yada nihayet gerceklere gözlerini ac, cahil olan ve bunda inad eden kendin oldugunu nihayet anla

      Sil
    5. Tamer kardeşim geride kaldı herşey.Sen Kamal'i fazla kafana takma.İnsanlık için hayır üret ve Rabbin huzuruna temiz bir gönül ile çık.Unutma kimsenin gönlündeki iman zerresini görmek senin işin değildir.Yargılayıcı olan da sen değilsin.Din bir gösteri işi değildir.Sen meczubun elindeki sarap şişesini görürsün fakat gönlündeki zikirden haberin olmaz.O zikri sana gösteriş için bağıra bağırada söylemesi gerekmez.Allah'ın hükmüne ve takdirine karışıpta Allah'a isyankar olma kardeşim.

      Sil
    6. Atatürk olmasaydı başkaları çıkabilirdi doğru diyorsunuz.Ve şimdide onları yerden yere vururdunuz.Sizin için değişen birşey yok.

      Sil
    7. Sn. Ihsan Eliacik'i pek anlayan olmamis?

      Sil
  4. Fakat bu prensipleri,gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır.
    Biz, ilhamlarımızı,gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz.

    *** *** ***

    Bu söz; Atatürkü dinsiz bir kişilik olarak algılamaya ve anlatmaya hazır bir insan için kaçırılmaması gereken güzel bir malzemedir.
    ATATÜRK’ÜN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN V. DÖNEM
    3. Yasama Yılını Açış Konuşmaları
    1 Kasım 1937 deki konuşmasında verdiği 141 parağraflık demeçte savaşın yaralarını sarmış bir ülkenin toprağından ve suyundan da bahsedilmektedir… tabiki bu paragrafıda söylemiştir ki ; illaki mecliste hala kellesi vicudunda olan hurafe yandaşları gizlidir. SEVGİLİ MALCOMX (önce takma adını Türkçeleştir tabi sana göre ; Türkçe-leştir) SAYGILARIMLA BEN OLDUĞUM SÜRECE ATATÜRKÜN İSMİNİ DUYACAKSIN.

    YanıtlaSil
  5. ahmet söğütcü18 Ocak 2010 09:15

    İhsan Hocam topu taca atmak diye ben buna derim. bu ülkede kim ne kadar tartışılabildi, hayatlar gerçek manasıyla ortaya konabildi de söz de evrensel değerlerin çıkarılması gerektiğini söylüyorsunuz. aşırı yüceltmeciliğe tabiki karşıyız ve hakarete de aynı şekilde. Realizm, taktik düşünme, derlenme, toparlanma, tutunma, akılcılık, bağımsızlık, özgürlük, çağdaşlık gibi kavramların yanında baskı,dayatma, diktatörlük, militarizm, jakobenizm, kin ve nefret, narsizm, ırkçılık, ulusçuluk, darbecilik gibi kavramlar neden hatırınıza gelmedi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Atatürk te Allah'ın kuludur ve yaptığınız iftiralardan hakkını öteki tarafta elbet alacaktır.Hepimiz göreceğiz şahit olacağız.

      Sil
    2. Ahmet sögütcü süper yazmissin,
      Hoca adam hakli valla olmadi naptin sen bole?
      Hocam ya sen birak bu yaranma ve yalakalik islerini ilmine yazik, hesabi var bu islerini, Allah askina su kamalistlerin yazdigina bir bak, hicbir ilmi degeri varmi? hep saksak cilik. Apacik deseler - biz kamali günaha giden yolleri acit ondan seviyoruz, diyecegim birsey yok, Leküm diniküm veliyedin
      Cennetide secmek serbest cehennemide

      Sil
  6. arapçı hacı dede29 Ocak 2010 19:09

    İhsah eliaçık yuvarlak cümlelerle konuyu geçindirmiş burda Malcolm Kardeşin haklı olduğunu belirtmemiz gerek. İslamdaki sosyal adaletten SOL ve SOSYALIZM çıkarabiliyorsunuz ya MK ve kurumlarından Tağutlar Bel'amlar çıktığını da bilmiyorsunuz sanki...

    Her fırsatta bence de birçok yanlışı barındıran geleneksel dini eleştirirken, en az bunlar kadar hurafe üretmiş; Tağut sistemine tepki almaması kimin yanında duracağını kimin karşısındaki duracağını karıştırmış olmasından kaynaklanıyor belki de

    YanıtlaSil
  7. Atatürkün inanç dünyasını yargılamak bize düşmez, günahıyla sevabıyla ahirete göçmüş bu kişinin akibeti artık Allahın tasarrufundadır, bu alana girmek hiçbir müslümanın haddi değildir. Atatürkün kamu uygulamaları ise yazarın da savunduğu gibi eleştiriye açıktır. Atatürk milleti için doğru olduğuna inandığı şeyleri yaptı.Yaptığı bazı şeylerin yanlış olduğunu bizzat yaşayarak gördü. Bize düşen yazarın da önerdiği gibi tarihe ve kişilere analitik bakabilmek ve hataları düzeltmek için aktif rol üstlenebilmek.Öteki türlüsü müslümana yakışmaz.

    YanıtlaSil
  8. necati-türkoğlu16 Mart 2010 21:27

    ihsan beyin, bu mekalesinde içerik olarak güzel değerlendirmelerde bulunmasına rağmen. sıra mustafa kemale, geldiğinde tam bir hayal kırıklığı yaşadığımı söyleyebilirim. keşke mustafa kemali de olduğu gibi ne yücelterek nede alçaltarak söyleyebilseydin.bir müslümanın olaylara bakışı, islamın değerleri ile değerlendirmesi gerkir diye düşünüyorum. hiç kemal paşayı öyle dğerlendirmediniz. gücü (tabiri caizse)bir takım ayak oyunları ile ele geçirdikten sonra, kendi kendilerine atfedilen değerlerle değerlendirdiniz. bir kahramanın, halk nezdinde koruma kanunları ile korunmasına gerek yok diyorsunuz, burası doğrudur. ama nasıl korunduğu herkesçe bilinmektedir.düşünüyorum acaba diyorum bu koruma kanunlarımı size böyle bir değerlendirmeyi yaptırdı. bilemiyorum ama yinede ne olursa olsun, yaptığınız her iş ve değerlendirmeleriniz, hak ve adaletle olmalı. saygılarımla sizi yinede severek izleyeceğim .

    YanıtlaSil
  9. Cuma Özusan27 Mart 2010 13:50

    Fikrinize katılıyorum. Yazınızı genellikle olumlu buldum. Kompozisyon bakımından bazı kusurları olsa da müsamaha ile bakılabilir. Çalışmalarınızın devamını dilerim. Allah yar ve yardımcınız olsun aziz kardeşim!

    YanıtlaSil
  10. harika bir yazi... olaylarla kisilere bakisimizin zaviyesini cok dengeli bir sekilde ortaya koymus. cok istifade ettim, aynen devam ederiz insallah... Ellerin dert gormesin

    YanıtlaSil
  11. Sayın İhsan Eliaçık, Benim gözümde Atatürk ve Kapuska yazılarınıza yorumlar yazmıştım. Önce yayınlaız sonra sildıniz. Saygısızca da değildi yorumum zaten böylesini de kendime yakıştırmam. Kürt sorunuda da yorumum var. Bari onu da silin de ben de siz de rahat edin. Bundan sonra da yorum yazmam. Bütün şakşakçılar ve övgücüler sizinle olsun. Yıldız Hacıoğlu

    YanıtlaSil
  12. Takip ettiğinize göre ruhunuzu özgürleştirme yolundasınız. Ne olur şu BİLGE insanı kendimiz gibi düşünm eye,taraf olmaya çağırmayalım.
    Belki,bulunduğumuz düzeyde veri tabanımız müsait değil.
    Hem''söylediklerine karşılık siden ücrette istemiyor''
    A.ÇAKIR

    YanıtlaSil
  13. İnsanların okuduklarını anlamaya çalışmak yerine, sürekli kendi bilgileriyle kıyaslayıp, uyuşmayan yerlerde zorlama tenkitler getirmesine çok güzel örnekler var bu yazının altında yapılan yorumlarda. Duygusal bakışın eleştirildiği ve analitik bir yorum yapılmaya çalışılan bir yazıyı, duygusal okuyup yorumlar yapılması da yazarın ne anlatmaya çalıştığını bir kez daha göstermiş aslında. Bir grup insan "Atatürk tapılası biriydi" denmeden, bir grup da "canlı canlı gömülesi biriydi" denmeden rahat edemiyor hala.. Ne zaman normalleşir bu tarihe bakışımız bilmiyorum. Normalleşecek diye umut ediyorum ama ne yazık ki öyle güçlü bir umut da değil bu.

    YanıtlaSil
  14. ATATÜRK'ün 3990 adet kitap okuduğu biliniyor bunların 1400 adeti dini kitaplardan oluşuyor
    okuma yazması olupda okuduğunu anlamayanlar buradan belli oluyor.ATATÜRK'ün yaptıklarını okumanıza gerek yok görüyorsunuz duyuyorsunuz hisediyorsunuz daha nediye yazıyorsunuz.sizin önünüze hazır bir devlet koymuş siz hiç uğraşmadan seçme seçilme hakları verilmiş.Sonra bu hakları kullanarak ikdidara gelmişsiniz onun verdiği hakları nasıl geri alırız diye dinde olmayan şeyleri dayatıyorsunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cok dogru kardesim. Burada Sn. Eliaçık'ın Atatürke bagımsız bakış açısını ki (orada çok olumlu şeyler görmüştür) hazmedemeyen zihniyetler var. Hem objektıf bakılmalı dıyorlar hemde kendilerini islamcı düsünceden sıyıramıyorlar.

      Sormak lazım:
      İnsanları dini inançlarına göre yargılayanlar nasıl tarafsız olabilirler. Bu ülkede sadece müslümanlar mı yaşıyor? Bu ülkede sadece sünniler mi yaşıyor? Bu ülkede sadece inançlılar mı yaşıyor?

      Tek taraflı dini şemayla nasıl Objektif olunur, nasıl adalet saglanır?

      Ancak siyasette ve hukukta kendini dinden ayırırsan her kesime adaletle bakabilirsin. Kurumların dini olmaz kardeşim. İnsanların kendilerinin özelinde inancları dinleri olur. Yaşadıgımız tüm ayaklanmalar bunu desteklemiştir. Dünyada farklı farklı insanlar vardır, barış istiyorsanız, adalet istiyorsanız insanları yargılarken dogmatik duygularınızın esiri olmayacaksınız. Aksi takdir baskıcı, diktatör bir müslüman, bir hiristiyan, bir yahudi oluverirsiniz.

      İşte ATATÜRK'de bunu yapmıştır. Kimin inancına özelde karışmıştır ki sizler rahatsız oluyorsunuz? Dini değerleri kullanıp ta insanların baskı altına alınmadan yönetilebileceği gerçeğini gösterdiği ve bu konuda insanlara gözünü açıp öncülük yaptığı için mi? Theokratik rejim özlemcilerinin oyununu bozdugu için mi?

      Onun ve diğer insanların kişisel inançları kimseyi ilgilendirmez kardeşim ALLAH'tan başka. Müslümanım diyen bir kişi ALLAH'ın yerine karar verme yetkisine sahip olmadığını bilir. İslam degerlerine bağlılık ta Cennete bilet için yeterli olmadığı gibi, günahları olan bir insanın da cennete kabul edilmeyeceğine hiç bir insanoğlu karar veremez.

      Ben ATATÜRKE yaptıkları için sükran duyuyorum. Ona kesinlikle tapmıyorum, elbet benimde eleştirilerim olabilir ama bu ASLA "dini siyasete neden alet ettirmiyor" OLAMAZ ..

      ANCAK NEDEN YAPMAK ISTEDİĞİ ŞEYLERİ DAHA HIZLI YAPAMADI, YAPMAK İSTEDİĞİ ÇOK ŞEY VARDI, YARIM KALDI İLE ALAKALI OLABİLİR.





      Sil
    2. Söylediklerinize katılıyorum ve keşke diyorum ATAMA dinsiz muamelesi yapanlar onun yaptıklarının 1/10' unu yapabilselerdi. Ve eklemek istiyorum o günün şartları düşünüldüğünde Atamızın etrafında iktidar meraklıları elbette olmuştur ki düşmanları da, yani bir metin hazırlanmış olamaz mı yada Atamı din düşmanı göstermeye çalışanlar..
      O dönemden günümüze kadar elimize geçen kitapların % kaçı saf kaldı? Kim bilir çoğunu kendi emellerine göre değiştirdiler veyahut eklemeler, çıkarmalar yaptılar.. Ama bir gerçek var ki oda M.K.ATATÜRK' ÜN bizlere emanet ettiği bu VATAN.

      Sil
  15. ...
    Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu,Birinciliği beyaza verdiler.
    Kimin sözü bilmiyorum ama güzel söz.
    Sanırım çok kötü şeyler yapmış bu adam yorumları okuyunca anladım...
    Ama bir söz daha duymuştum oda şöyle;
    Okşayan Elin Kıymetini Bilmeyenler, Tekmeleyen Ayağı Öperler.(Douglas Noel)
    ALLAH YARDIMCINIZ OLSUN SAYIN ELİAÇIK, İŞİNİZ ZOR, ÇOK RÜZGAR ARLISINIZ BU DURUŞLA... FIRTINA OLSA YANINIZDA OLMAK İSTERİM,, BAŞARILAR.

    YanıtlaSil
  16. burada Atatürk eleştirisi yapanlar, o kadar acımasız olmayın, eleştirdiğiniz o sistem sayesinde burada özgürce fikir beyan ediyorsunuz; bu bile Atatürkün büyüklüğünü gösterir. Tamam tartışalım ama, tarihsel gerçeklerle tartışalım. Atatürk sanki Peygamber efendimizin devletini yıkmış gibi bahsediyorsunuz. Bir an zamanı geri alalım ve bakalım. 18 mayıs 1919 da bu coğrafya ne haldeydi, biraz insaf. Tarihe sadece inanç penceresinden değil tarihsel gerçeklikler açısından da bakmak gerekmez mi? Atatürkün inanç dünyası onunla Allah (c.c.) arasındadır, zaten verilecek hesabı varsa da verecektir. Peki bizler tarihsel gerçekler karşısında kendimizi hesaba çekiyormuyuz. 1919 yılında Devletimizin hangi durumda olduğunu niye unutturmak istiyorsunuz. Taa 1784 lerden itibaren Batının hegemonyasına girmiş, Fransa-İngiltere-Rusyanın ayak oyunları sayesinde hasta yatağında hayatını devam ettirmiş, 1910 dan itibaren de bitkisel hayata girmiş bir devletin yıkılması Atatürkün suçumudur? Ya da taa II. Selimden beri nizmaı cedid anlayışı ile dini alet eden tutuculuğun yenilmesi için yapılan devletli çalışmalar mı Atatürkün suçudur? Bırakın bu "zaten, Yunan tarihinde Ege Savaşı diye bir savaş okutulmuyor" tadındaki düşmanca yaklaşımları. Sezarın hakkını sezara verin, gerçek iman da bunu gerekli kılar zira.

    YanıtlaSil
  17. Ben Cihan Dura... atatürkçü ideolojiyi benimsemiş bir insanım. Sayın İhsan Eliaçık'ın makalesini büyük istifade ile okudum.

    Edindiğim izlenimleri iki paragrafta özetlemek isterim:

    -Sayın İhsan Eliaçık diyor ki:
    “Benim gözümde Mustafa Kemal bir Osmanlı paşasıydı. Askerdi; bir fikir adamı veya filozof değildi. Tarihin geldiği o noktada devletin derinliklerinden “realist” ve “pragmatist” özellikleriyle bir kişiliğin çıkması, yeniden doğuşu ateşlemesi ve örgütlemesi gerekiyordu. Bu özellikler Mustafa Kemal Paşa’da vardı ve tarih onu öne çıkardı.”
    Öyle sanıyorum ki -tahminimdir yanılmış olabilirim- Atatürk’ü, tam okumadan, bilmeden, yetersiz bilgiyle değerlendirmiş Eliaçık. Bir istiklal harbini en olumsuz koşullarda zafere götüren, ardından yepyeni bir devlet kuran, milyonları arkasından sürükleyen bir insan nasıl olur da aynı zamanda bir fikir adamı, bir düşünür olamaz?
    -İki yorumcunun şu görüşlerini takdire değer buldum, not ettim, buraya da alıyorum:

    *Tarihe sadece inanç penceresinden değil, tarihsel gerçeklikler açısından da bakmak gerekir.

    *Söyleneni anlamaya çalışın, sürekli kendi bilginizle kıyaslamayın.

    Yazılarını büyük istifade ile okuduğum, daha nice yıllar Türk düşünce hayatına değerli katkılarda bulunmasını dilediğim Sayın İhsan Eliaçık'a, bizi gerçek İslam konusunda aydınlatma hizmetinden dolayı tekrar teşekkürlerimi bildiririm.

    YanıtlaSil
  18. Çok zorlama bir yazı ve zorlama yorumlar... Birilerini eleştirirken gösterilen "yüreğin" başka konularda da olması gerekmez mi? Böyle devam ederseniz DR'den daha çok kitabınız çıkar, tebrikler,
    iyi yolculuklar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim gözümde Mustafa Kemal bir Osmanlı paşasıydı. Askerdi; bir fikir adamı veya filozof değildi. Tarihin geldiği o noktada devletin derinliklerinden “realist” ve “""PRAGMATIST""” özellikleriyle bir kişiliğin çıkması, yeniden doğuşu ateşlemesi ve örgütlemesi gerekiyordu. Bu özellikler Mustafa Kemal Paşa’da vardı ve tarih onu öne çıkardı.

      http://tr.wikipedia.org/wiki/Faydac%C4%B1l%C4%B1k

      Dana ne yazmasını bekliyorsun?

      Sil
  19. Tarihdeki bozulmanın evresi:
    Tarihi şike habelerinden bir örnek kırılma noktaları ve elbiseyi tersinden bize giyidirenler dogru bildigimiz yanlışlar!

    Değişikliklerin kaydedildi.
    Muhammed’in hastalığı ve yazılamayan vasiyetname

    Muhammed hastalığında bir gün “ Bana bir kağıt, bir kalem getirin de size bir yazı yazdırayım ki benden sonra ebediyen sapıklığa düşmeyesiniz” buyurdu. Huzurunda bulunanlar, bu yazının yazılıp yazılmaması husunda tartışmaya giriştiler. Perdenin ardında bulunan zevceleri, Muhammedin ne dediğini duymuyor musunuz dediler. Ömer, onlar dedi, Yusufun arkadaşları olan kadıncağızlara benzerler; Muhammed hastalandımı gözlerini ovuştururlar, iyileştimi boynuna binerler. Muhammed-i birakın onları buyurdu, onlar sizden hayırlıdır. Gene Ömer, bu tartışma sırasında, Rasullullah’a Rahatsızlık galebe etti; Allah’ın kitabı yanımızda oyeter bize demiş; Muhammed sayıklıyor denmiş hatta başka bir sözde söylenmişti; Muhammed gidin yanımdan bu sözlerden sonra yazdırsamda ne çıkar; içinde bulunduğum hal beni çağırdığınız halden daha iyi bence buyurmuşlardı. İbn Abbas, Perşenbe gününün musibeti ne büyük musibettir demiş, gözyaşları yanaklarına inci taneleri gibi inmişti de bu olayı anlatmıştı. Sonra Muhammed in vefatından önce üç vasiyette bulunduğunu, müşriklerin Arap yarım adasından çıkarılmasını söylediğini bildirmiş, üçüncü vasiyeti unuttum demiştir ki her halde bu unutulan üçüncü vasiyet zamanın icabatından ve siyaseten unutulmuş olsa gerektir.
    (El- Muracaat, s.281-191; En Nassu ve’l-ictihad, S.167-177; Şebha-yı Pişaver, s.658-672)

    YanıtlaSil
  20. ''Gökten indiği'' şeklinde yüzyıllardır toplumların beynine mıhlanan bu söz, yüzyıllar öncesinin konsüllerince söylenmiş, sömürgecilerin ve işbirlikçilerinin İslam dinine yaftaladığı bir sözdür. ''Kur'an gökten inmiştir..'' cümlesi İslam ile bağdaşmaz.

    YanıtlaSil
  21. Diyelim ki; Kur'an'ı kastederk söyledi bu sözü, bu söz onun yaptıklarını inkar etme hakkını mı verir, bazılarına?
    Tarihde nice İslam düşünürleri, alimleri var ki, hayatları boyunca tek bir hata yapmışlardır ve bu hataları onların ''peygamberleşmesini'' önalmiştir.
    Bilmem anlatabildim mi?
    Eleştirlmeli, her insan/lider gibi...
    Ancak, hakkı varsa hakkı da teslim edilmeli.

    YanıtlaSil
  22. güzel bir yazı olmuş
    eleştiren arkadaşlar ihsan hocanın dine yaklaşım tarzını tam kavrayamamış kişiler sanırım

    YanıtlaSil
  23. Sayın Eliaçık yazılarınızı ve kitaplarınızı okuyor tv programlarınızı elimden geldiğince dinlemeye çalışıyorum.Diğer ilahiyatçı yazarlar gibi değil; yazılarınızda görüldüğü üzere felsefe ,tarih ,sosyoloji gibi ilimleride harmanlayarak dine bir bütün olarak baktığınızdan dolayı farklılığınız bulunmakta.
    Ancak Mustafa Kemal Atatürk'ünde Bir deha olduğunu kabul etmenizi beklerdim.Çünkü yaklaşık bu zamandan 100 yıl öncesini düşündüğümüzde O kişinin bizler için Yüce Allah tarafından bize bahşedilmiş bir lütuf olduğunu unutmamamız gerekir.Oda bir insan onunda yanlışları,eksikleri olabilir.Bence Atatürk'ün insani özelliklerini değil ,bu ülke için neler yaptığını Türkiye'nin tarihinde meydana getirdiği değişiklikler ile ilgili açılardan bakarsak Atatürk çok daha iyi anlaşılmış olur.
    İslamiyet açısından sizin çok ezberleri bozacağınızı,sizide çok zorlu görevlerin beklediğini zannediyorum.Allah yardımcınız olsun.Bizlerde bilin ki bulunduğumuz yerlerde size yardımcı olmak için elimizden geleni yapmaya çalışan neferler olacağız.
    Sevgi TÜRK
    BURSA

    YanıtlaSil
  24. Yazı oldukça dağınık bir halde yazılmış ve konulara bakış açısı darmadağınık...Yazı da yazılış amacına ulaşmamış,yarı yolda kalmış.Hocanın ''devrim'', ''egemenlik'' vb. kavramlara bakış açısı da sosyolojik okumaları ters yüz eden bir tarzda,şaşırdım doğrusu. Tartışmanın Mustafa Kemal eksenli olması ciddi bir siyaset bilimi,sosyoloji ve tarih alt yapısı gerektiriyor.Yazı bu disiplinlerden uzak çok uzak kalmış. Bir konuya açıklık kazandırmak veya hakkında yazı yazmak için birkaç cümle ve ayetle kıyas yetmiyor sanırım. Bir fiyasko..Herkese selamlar..

    YanıtlaSil
  25. Mustafa Mehmet'ten sonra sevdiğimiz Mustafa Kemal'dir.Anadoludaki o kutlu savaşçıya...

    “İstilacılar ve onların saldırgan ordularının baskıları hiç bir zaman durmadı. Fakat bu baskılar ne kadar güçlü olursa olsun, bu büyük fikir hareketine karşı duramayacaktır. İnsanlığa yönelmiş fikir hareketi er geç başarılı olacaktır. Bütün mazlum milletler, zalimleri bir gün mahvedecektir. Bugün aralarında uyum bulunduğunu gördüğümüz devletler, mazlumları daha sık esaret zincirinde bulundurmak ve

    bu suretle onların emeklerinden ettikleri faydalarla zevklerini tatmin etmek için aralarında birçok antlaşmalar yapmışlardır. Fakat bu antlaşmalar, kıymeti olmayan birer kağıt parçalarından başka birşey değildir. Hakka tecavüzü içeren kağıtların, azimli milletler üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır.”

    Mustafa Kemal ATATÜRK, 3 Ocak 1922- Söylev ve Demeçler

    YanıtlaSil
  26. Olmamış. Yine olmamış.
    Ama bunda şaşacak bişey yok.
    Ölçünüz "kemalist" çünkü.
    Kemalist cetvelle kemali ölçerseniz sonuç hep 'doğru' çıkar.
    Ama kemalizmin dışına çıkmadan da kemalizmin ne olduğunu fark etmeniz beklenemez.
    Tabi ki kemalist filan değilsiniz size göre.
    İçindesiniz çünkü.

    YanıtlaSil
  27. Yüzyılların kabuklaştırdığı emevi dininin oluşturduğu tortular, kapitalist - emperyalist dünya hegemonyasının insanlar üzerinde (bizler dahil) oluşturduğu değer yargıları.. kolay değil ! tabii ki İhsan Hoca'nın işi. Böyle bir evrimden geçen insanlara ''Doğruyu Gerçeği'' izah edebilmek. Hazmı zor / Anlaması idrakı zor. En zoruda; kendini ''Hakiki Müslüman'' zannedenlere .. ''Hakikat''ı anlatabilmek.Allah kolaylık versin İhsan Hocam'a.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel bir yorum. Tamamen katılıyorum.

      Sil
  28. İhsan Eliaçık yetiştiği çevrenin etkisi gene yazısına yansımış. Kuran konusunda söylediklerine katılmamak olanaksız. Ancak söz Kuran dışına çıkınca görüşlerine katılmıyorum. Atatürk devlet Tanrı'sı değildir. (bazıları o biçimde yüceltse de). Yobazlarda Muhammed'i dinin Tanrı'sı yapıyorlar.
    Emevi kafasıyla yetişmiş beyni yıkanmış yobaza ne Muhammed'i nede Atatürk'ü anlatamazsınız. (Kör olana gerçeği göstermezsiniz)
    Atatürk yüzyılın değil bin yılın devrimcisidir. İhsan Eliaçık bunu görmese de. Atatürk Osmanlı'nın okullarında okumuş olabilir, ancak Osmanlı Paşası değil, Türk Askeridir.
    Yobazın Atatürk'ü sevmemesinin nedeni Muhammed’i düzeni kurmaya başlamış olmasıydı. "Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır". Atatürk'ün bu sözü eskiden bana da dine karşı söylenmiş söz gibi algılamıştım, ancak Eren Erden'in "Sokrates nasıl felsefeyi gökten yere indirdiyse, Hz. Muhammed’de dini gökten yere indirmiştir." (Onlar Nasıl Başardı, yazısından)sözünden sonra Atatürk'ün bu sözünü anladım. Muhammed'in ölümünden sonra İslam’ın istediği düzeni kurmaya başlayan ancak sonucuna getiremeyen Atatürk devrimi ölümünden sonra durmuş, gerilemiştir. Atatürk’e saldıranların ortak özelliği muhafazakar olmalarıdır.(Muhafazakar şirk dinine, devrimci tevhit dinine inanır. Ali Şeriati) Bir muhafazakarın devrimciye saldırması doğaldır. Atatürk yanlışlarını tartışalım diyenlerin hepsinin ortak özelliği nedense Atatürk düşmanı olmasıdır.
    Sonuçta Atatürk’te eleştirilebilir yaptıkları sorgulanabilir. Ancak bunu sorgulayacak kişi önce kendine bakmalı, İsa'nın dediği gibi ilk taşı içinizde günahsız olan atsın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürler.... söylediğiniz gibi bağnaz ve yobaza Gazi Mustafa Kemal'i anlatmak doğuştan görme engelli birine yeşil rengi anlatmaya çalışmak gibi olsa gerek, sevgili İhsan Eliaçık hocamızda günümüz aydın müslüman profilinde Gazi Mustafa Kemal'i hakettiği yere koyacaktır..

      Sil
    2. Gazi Mustafa Kemal'in bu coğrafyadaki bu millete yaptığı en büyük devrim mukaddes kitabımız Kur'an-ı Kerim'i anlayabileceğimiz bir lisanla işgüzar bağnaz hoca efendi taifesinden kurtarıp herkesin okuyup anlayabileceği bir vahiy kitabı haline getirilmesi çabasıdır, düşmanlık, kin, öfke ve hınç bu yüzdendir, o işgüzar halkın safane duygularından nemalanan hocaefendi taifesinin bitmek tükenmek bilmeyen garez sebebi budur, onların halkı kandırarak inanç meselesini gökleri adres göstermesine karşılık Gazi; inancı göklerden alıp hayatın kendisi haline getirmeye çalışmıştır, bu yaptığıylada zikrettiğimiz taifenin ekmeğinede kan doğramıştır... Saygıdeğer İhsan Eliaçık üstadımız günü geldiğinde bu konularada değinirse duacı oluruz saygılarımızla....

      Sil
  29. Ataturk ve Muhammed arasindaki tek fark, birinin yasadigindan emin olmamizdir. Ataturk'u uygulamalariyla elestirmeden once; yasadigi varsayilan Muhammed'in Kabe'ye girip diger putlari yiktigini unutmayalim lutfen. Hangisi dine daha cok saygiliydi diye dusunenler burada cevabu bulabilir. Ataturk, en fazla 1(bir) put yikmistir; Muhammed Mekkelilerin inandigi yuzlerce putu yikti.

    YanıtlaSil
  30. Matav :İhsan kardeşim, İslam düşüncesi bağlamında gündeme getirdiklerine şimdiye kadar, tarihte temeli vardır, Kur'an metni bu tür yorumlara açıktır, nevzuhur şeyler değildir diyerek doğrudan bir itirazım olmadı ama kusura bakma, bu M.Kemal güzellemesi -ki bunu M. Menteş de yaptı, kaldırabileceğim bir şey değil...Bırak kardeşim, mezkur şahıs hakkında kim nasıl düşünüyorsa düşünsün ama çoktandır mevcut iktidara, iktidarlara sözü olan biri olarak sen bu güzellemelerde bulunma. İyi biliyorum ki bu tarz eleştiriler senin umurunda değil ama açık söyleyeyim mazlumlardan, mustazaflardan, sömürülenlerden, zulüm görenlerden... ilaahir yana geliştirdiğin tepkiselliğe, daha güzel bir ifadeyle mücadeleye zarar veriyor, bindiğin dalı kesiyorsun. Sen ki egemenlere, sen ki iktidarlara, sen ki zalimlere, sen ki sömürücülere vs.karşı bir dil kullanan adamsın, nasıl olur da egemenliğe, zorbalığa, tahakküme endeksli bir iktidarın sembolü olan kişiye güzellemede bulunursun? O demlerde faili meçhule uğrayanlar, işkence görenler, darağaçlarında asılanlar, yerlerinden yurtlarında edilip sürgüne maruz kalanlar ve daha neler hiç mi umurunda değil mi? Bugünkü egemenlere kafa tutuyorsun, iyi hoş ama bu egemenleri başımızda hüküm ferma kılan esas kurucu iradeye niye eleştiri getirmiyorsun? Bahsettiğin dönemde halk işin neresindeydi ve onlar hangi saikle cephelerde savaştılar? En kötüsü de o halka verilen sözlerin hangi birisi tutuldu? Aksine kandırılmadılar mı? İnkılâp diye bize öğretilenlerin ruhu seni hiç mi rahatsız etmiyor dostum? O demlerde oluşturulan anayasa sebebiyle değil midir, bunca yıldır insanların zulüm görmesi, dini ve inançları sebebiyle “öteki “ muamelesine maruz kalmaları? Sükut-u hayal denilen şey bu mu oluyor diye sordurma bize!

    YanıtlaSil
  31. malcom arkadaşın atatürkün kurduğu o cümleden kuran ve peygambere atıfta bulunduğunu düşünmesi çok ama çok acı. atatürk bariz şekilde hurafelerden,yanlış inanışlardanve kendini hacı hoca gibi gösterip dini kurandan ayırmaya çalışanlardan uzak durulması gerektiğini ifade etmeye çalışmıştır. ayrıca kuranla ilgili dinle ilgili en önemli çalışmalara da atatürk imza atmıştır. m.akife, elmalılıya meal çalışması yapma ricasında bulunan bizzat atatürktür bilgilerinize.ayrıca SİNAN MEYDAN'IN ATATÜRK İLE ALLAH ARASINDA adlı eserini okumanızı tavsiye ederim. önemli ve güzel bir çalışma. saygı ve sevgi ile...

    YanıtlaSil
  32. İhsan hoca eline kalemine sağlık çok güzel bir yazı Atatürk ne ilahlaştıracak birisi ne de kötülenecek birisi oda bizden biri yani insan ama yaptıkları yapabildikleriyle Hataları olsada çok güzel bir insan Allah ondan razı olsun

    YanıtlaSil
  33. aspirin iç aspirin başağrısına iyi gelir
    Macit Şayin

    YanıtlaSil
  34. 'Atatürk'ü öve öve bitiremeyen yorumculara:

    Siz neyi ne ile yargıladığınızın farkında mısınız? Ölçünüz emevi islamı değil, gerçek islam öyle mi? Emeviler de aynen böyle diyorlardı, "gerçek islam". M. Kemal ve yandaşları da öyle dedi, "gerçek islam". Piyasada "gerçek islam" adlı daha bir sürü islam var. "Don türbandan kutsal" diyen Zekeriya Beyaz da "gerçek islam"cı.

    Bunun ne kadar seviyesiz bir geyik olduğunu görmüyor musunuz? Adam gibi "bu benim hoşuma giden islam" deseniz daha iyi değil mi? Hoşunuza gitmeyen sözlere "yobazlık" deyivermeniz, yobazların "dinsizlik" lafına ne kadar benziyor, fark etmiyor musunuz?

    Bu sokak kavgasından çıkmak için lütfen bir parça "felsefe tarihi" okuyunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Gazi Mustafa Kemal'in bu coğrafyadaki bu millete yaptığı en büyük devrim mukaddes kitabımız Kur'an-ı Kerim'i anlayabileceğimiz bir lisanla işgüzar bağnaz hoca efendi taifesinden kurtarıp herkesin okuyup anlayabileceği bir vahiy kitabı haline getirilmesi çabasıdır, düşmanlık, kin, öfke ve hınç bu yüzdendir, o işgüzar halkın safane duygularından nemalanan hocaefendi taifesinin bitmek tükenmek bilmeyen garez sebebi budur, onların halkı kandırarak inanç meselesini gökleri adres göstermesine karşılık Gazi; inancı göklerden alıp hayatın kendisi haline getirmeye çalışmıştır, bu yaptığıylada zikrettiğimiz taifenin ekmeğinede kan doğramıştır... Saygıdeğer İhsan Eliaçık üstadımız günü geldiğinde bu konularada değinirse duacı oluruz saygılarımızla...."

      Sil
    2. Oguzhan tekiner, guzel kelimeleri ardi ardina siralamak dogru yazdigin kanisina seni getirmesin, Kamal o yazisinda ne hocalara nede yobazlara bir atifta bulunuyor, isine geldigi gibi, inanmak istedigin gibi yorumlama, yazi apacik, yazi Kuran dan bahsediyor,islamdan bahsediyor. bunu anlamamak icin niye bu kadar caba sarfediyorsunuz? Pes edin artik be kardesim bak o yaziya hicbir satirinda -Biz gercek islami, kuran islamini getirecegiz, bizim yolumuz hakk yoludur, musluman bir nesil getirecegiz falan demis mi? dememis, birakin artik kivirmayi,inandiginizi gercekmis gibi satmayi,
      adam ataistti vesselam, kendi agzi ile itiraf etmis, daha neyin kavgasini veriyorsunuz?
      Kamal'in demedigi sozleri geveleyip durmayin artik.Ata nizi oldugu gibi kabul edin,

      Sil
  35. http://sinanmeydan.com.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=419:atatuerk-dogmalar&catid=62:yazlar&Itemid=228

    ATATÜRK'ÜN "GÖKTEN İNDİĞİ SANILAN KİTAPLAR" SÖZÜNÜN SIRRI.

    YanıtlaSil
  36. Din hususuna gelince kandil geceleri vb. islamda yoktur diye her telden calarlar, Atatürk'ü anmaya gelince türlü türlü yollardan sebepler bulurlar.

    Hep hayret etmisimdir, adamlar analarinin babalarinin bacilarinin vb. isimlerini anmaktan acizler (bayramdan baaaaaaaaayrama misali) evlerinde besledikleri kediciklerini köpeklerini kuslarini günde 100 kere cagirirlar isimleriyle.

    Acaba bu millet elektrigi, lambayi, telefonu, ucagi, tv'yi ve her ne kadar hayatimizi kolaylastiran teknikle olsun günlük yasamizla ilgili unsurlar olsun buluslar yapan insanlari neden devamli hayirla anmazlar da, tüm sevgilerini bir kiside toplamaya gayret ederler.

    Tüm bu buluslarun bir cogu bir tek insanin mahsulü degildir.

    Türkiye cumhuriyetinin tek kurucusuda Atatürk degildir. Bir elin nesi var iki elin sesi var!

    Atatürk'ten evvel saygi ve sevgi duymaniz gereken kisileri/noktalari bir düsünün önce, kim icin ne icin yasiyorsunuz bir düsünün hele.

    Dilinizden düsmeyenin kim olabilecegini bir düsünün hele.

    Hele de ölümden sonra hayatta iken yaptiklarinizdan sorguya cekileceginizi uzun uzun bir düsünün.

    Atatürk yaptiklarindan kendisi sorumludur. Kimsenin yükü kimseye yüklenmez. Herkes kendi yükünden sorumludur.

    Yeri geldiginde alimlerden hic biri kendisi kurmamistir mezhepleri derler, kimlermis acaba kuranlar?

    Peygamberimiz, beni Isa'nin övüldügü gibi övüp ayni hataya düsmeyin demekle acaba ne anlatmak istemistir?

    YanıtlaSil
  37. Atatürk şöyle der: “...Bizde ruhbanlık yoktur. Hepimiz eşitiz ve dinimizin ahkamını eşit olarak öğrenmeye mecburuz. Her fert dinini, diyanetini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır: orası da mektepdir. Fakat nasıl ki, her hususta yüksek meslek ve ihtisas sahipleri yetiştirmek lâzımsa, dinimizin felsefi gerçeğini tetkik, tetebbu bakımından ilmî ve fenni kudrete sahip olacak güzide ve hakikî ulemâ yetiştirecek yüksek müesseselere sahip olmalıyız.” (Söylev, C II, s 89). Bu amaçla Atatürk, kurduğu devletin bünyesinde Diyanet işleri Baflkanlığı’na yer vermiştir.
    Atatürk, Fransız gazeteci Maurice Perno’nun, din hakkında sorduğu sorulara şu cevabı verir: “Siyasetimiz dine aykırı olmak şöyle dursun, din bakımından eksik bile hissediyoruz. Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır, demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. fiuûra aykırı, ilerlemeye engel hiçbir şey içermiyor...” (Enver Ziya KARAL, Atatürk’ten Düşünceler, s 73).
    Cumhuriyet'in ilk Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi, Atatürk'ün kendisine duyduğu saygı ve hürmeti şöyle anlatmıştır:
    "Ata'nın huzuruna girdiğimde beni ayakta karşılardı. Utanır, ezilir, büzülür, "Paşam beni mahcup ediyorsunuz" dediğim zaman "Din adamlarına saygı göstermek Müslümanlığın icaplarındandır." buyururlardı. Atatürk, şahsi çıkarları için kutsal dinimizi siyasete alet eden cahil din adamlarını sevmezdi." (Atatürk ve Din Eğitimi - Ahmet Gürtaş - Diyanet İşleri Bakanları Yayınları s.12)

    Atatürk için bilim ve akıl her zaman önde gelirdi; nitekim;
    "Ben size manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır. Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur." - Kaynak: ATATÜRK, 1933, Milli Eğitim Bakanı Dr.Reşit Galip'e hitaben,
    Sözlerinde de dinin zamana ve çağa uyarlanması gerektiğini belirtmiştir ki bunu da bugün en güzel şekliyle yapan insanlardan biri İhsan Eliaçık'tır.
    O bu ülkede bütün farklı dinlere sahip olan insanların dinini ve inancını yaşaması gerektiğini, Tanrı'nın bir olduğunu defalarca belirtmiş bir insan olmakla birlikte islamiyeti ve müslümanlığı hor gören ve kabul etmeyen bir yapıya bürünmemiştir. En çok karşı çıktığı kesim dini kullanan, kirleten, çıkarlarına uyarlayan ve ona göre davranan kesim olmuştur.
    Medreseleri lağvettirdiği zaman, yakınında bulunanlardan rahmetli Gâlib’e:
    Yahya Galib Bey, Müslümanlıkta rahiplik yoktur. Medreseler, eski Türklerin kurdukları modern zihniyette üniversitelerin, taassubun elinde ıslah olmayacak kadar tereddiye uğramış harabeleridir. Bunları ne ıslah, ne de idame ettirmek kabildir. Yıkmaktan kastımız budur. Müslümanlıkta imam, cemiyetin en üstün adamıdır. Dört beş yüzyıl birbirini tutmayan içtihatlarla, esen rüzgarlara göre verilmiş fetvalarla inançlarıyla oynanan Türk milletinin din duygularını, bir süre skolastik cahilin eline bırakamayız. İlerde bu işi bizzat elime alacağım.” diyecek kadar taassub düşmanıdır. Kur'an- ı türkçeye çevirmesi de Türk milletinin dinini daha iyi anlaması içindir.

    Atatürk'ün putlaştırılmasına kesinlikle karşıyım ancak onu iyi anlamayan ve analiz edemeyen insanların diline dolamasına da karşıyım. O dini önemsemiş ve çağa uygun olarak yorumlanmasını istemiştir. Ben sizin de bunu yaptığınızı zannediyordum. Yanıldım mı? Daha çok okuyun derim. Taha Akyol bu konuda referans alınacak bir insan değildir.

    YanıtlaSil
  38. Tevhid edilen tedrisatımızın, zorunlu din derslerinde sıklıkla; Kitabımızın ilk emrinin "IKRA" olmasından yola çıkarak, yüce dinimizin ilime irfana yaptığı vurgu anlatılırdı.

    Çoğumuz bundan gurur da duyduk, çok şükür.

    Ancak, yapılan yorumları görünce anladım.

    Maalesef; bizler için OKU kelimesi; sadece şu gibi deyimlerdeki gibi kullanılınca anlamlı gelmiş;""Bildiğini OKU, Canına OKU, Ciğerini OKU, Çarkına OKU, Gazel OKU, Kurt masalı OKU, Masal OKU, Maval OKU, Meydan OKU veya Yüzünden OKU vs."

    Keşke, okuduğumuz herhangi bir metni veya duyduğumuz herhangi bir lafzı, yalnız yalın bir ruhla dinleyip, idrak edebilsek.

    Tarih bilincimiz de; sadece temiz bir vicdana dayansa ve tamamen önyargısız bir temelde şekillense.

    Belki o zaman Sayın İhsan Eliaçık'ın bu yazısında da yaptığımız gibi, kimsenin ifadelerini YÜZÜNDEN OKU'mayız, yazarın NİYETİNİ OKU'mayız, sonrasında savunulan fikirlere fevri bir şekilde MEYDAN OKU'mayız.

    Yazıyı okurken, bir düşünürün daha fikrini öğrendim bugün. Çok şükür. İDRAKİ MEALİ adına, bu küçük aklım için Düşünce Terazim biraz daha hassaslaştı diyorum ben kendi adıma.

    Vesselam..

    YanıtlaSil
  39. Farzedelimki Atatürk ateist olsun. Bu ülke için yaptıkları kendini müslüman sanan nüfus cüzdanı müslümanları tarafından ne kadarda küçümseniyor. Edison bile değer bulurken Atatürk'e bu kin niye? Öldükten sonra putlaştırılmıştır doğru. O bir ülke kurdu.Kaç zaman geçti eleştirmekten bıkmadık. Peki bu ülkedeki muaviye müslümanları bu ülke için ne yaptı acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adsiz, iste senin Muaviye muslumani dedigin insan kamal in tam kendisidir, hatta Muaviye kadar bile olamamis, Yezid olmustur,
      Yezidde bir devlet kurdu, devletini yikmaya gelen gerici ! gucleri yoketti.
      Kamal devlet kurmadi bunu kafana sok, devletin kurulusunda onu bas secmislerdi hepsi bu, bir hataydi, oyle buyuk bir hataydiki sonradan anlayanlar bir kismi canini verdi bir kismi ne kadar ugrasti ise artik bastan indiremediler,Mevzu bu,

      Sil
    2. Önce doğru kaynaklardan oku ve öğren. Saçmalayıp durmuşsun. Cahilliğin sözlerinden belli. Kafanı ne ile doldurdun bilmiyorum. Ben iki Mustafa'nın (biri Muhammet Mustafa, diğeri Mustafa Kemal) kaderlerini birbirine benzetiyorum. Her ikisi de kendini toplumuna adadı, büyük değişimlere imza attı, zamanının zalimlerine baş kaldırdı ve onları dize getirdi. Ne yaptılarsa ölene kadar yaptılar. Ölümleriyle her şey bitti. Ne yazık ki onların ölümününden sonra onların toplumu onları doğru anlayamadıklarından yaptıklarına nankörlük ettiler, iftira ettiler, dışladılar. Pek azı müstesna. Ne bu günkü İslam Muhammet Mustafa'nın getirdiği İslam, ne bu günkü cumhuriyet, ilkeler ve devrimler de Mustafa Kemal'in ortaya koyduklarıdır. Her ikisi de tamamen değişmiştir. Günümüzün Sünni İslam'ı Emevi dinidir. Emeviler zaten İslam dini mensubu değillerdi. Kendi dinlerini yarattılar. Günümüzün cumhuriyeti de sağcı hükümetlerin cumhuriyetidir. Sağcı hükümetler hiç bir zaman Atatürkçü, Kemalist değillerdi. Kendi cumhuriyetlerini yarattılar. Senin Muaviye dediğin deyyusun babası Ebu Süfyan şerefsizi Muhammet Mustafa'nın, kendisi İmam Ali'nin ve İmam Hasan'ın, Muaviye deyyusunun oğlu Şam Şeytanı Yezit lanetullah da İmam Hüseyin'in baş düşmanlarıydılar. Muhammet Mustafa, amcası Hamza pehlivanın Ebu Süfyan'ın karısı Hind tarafından şehit ettirilmesinden sonra Muaviyeyi ve ailesini Şam'a sürgün etti. Ebu Süfyan ile oğlu Yezit, Mekke'nin fethinde (Muhammet Mustafa ölmeden iki yıl önce) kerhen müslüman oldular. (Müslüman kime denir, mümin kime denir, Hucurat Suresi 14. ve 15. ayetlere bak ta öğren.) Be hey kâfir dölü, şerefsiz orospu çocuğu, piç; "Yezidde bir devlet kurdu, devletini yikmaya gelen gerici ! gucleri yoketti." diyorsun. Senin "gerici güçler" diye nitelendirdiğin hicri 10 Muharrem 61 yılında Kerbela'da şehit olan Muhammet Mustafa'nın torunu İmam Hüseyin, İmam Hüsyin'in eşi, çocukları, kardeşleri, Kardeşi İmam Hasan'ın çocukları ve onlarca yandaşı idi. Sen İslam dini mensubu değilsin, olamazsın da. Senin yerin Emevilerin yanıdır, müminlerin değil.

      Sil
    3. İnsanları inanlarına, felsefi düşünlelerine, siyasal görüşlerine, cinsiyetlerine, konumlarına, mesleklerine, kültürlerine vb şeylere göre değerlendirmek çok yanlıştır.

      İnsanları; İNSANLIĞA NE KAZANDIRDIĞINA, İNSANLIKTAN NE KAYBETTİRDİĞİNE bakarak değerlendirmek yerinde ve erdemli bir davranış olacaktır.

      Sil
    4. Adsiz (birinci adsiz) ya kardesim bir isim alin cok mu zor, kamalistlerin en bariz özelligi, müslümanlari cehaletle suclamalaridir, bakin tüm yazilari inceleyin hemen ilk ortak cümleleri -cahilsin- neden? bak iste onu yazamiyorlar cünkü bilgi yok! safi karalama- Ben onun gibi degilim demekki cahilim :)
      Kardesim Mustafa diye bir ismi ATA'nizin YOKTUR. Onun ismi KAMAL atatürktür. Mustafa ismini begenmemis iyide etmis ONA MUSTAFA ISMI YAKISMAZDI ZATEN. Kemal de arapcadir diye KAMAL ile degismis ne anlami var derseniz Türkce bir anlami yok ibranice TAGUT-PUT demektir
      ben demiyorum kardesim durum bu Sorry !

      Sil
  40. Ihsan hoca acaba neye minnet duyuyorsunuz dersim e mi kürtlere yapılanlara mi yanlış olsa da müslümanlara mi diktatörluge mi adalet bunu gerektirir doğrusu

    YanıtlaSil
  41. "Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır." denilince sizin aklınıza Kuran geldi öyle mi? Boşuna dememişler "Dervişin fikri neyse zikri de odur." diye. Bakın benim aklıma neler geldi: Bir şairin yazdığı bir şiir kitabını gökte inmiş gibi ölülere sevap getirir diyerek bu millete yüzyıllarca kakalayan, parayı cebe indiren ve bugün hala şeyh, efendi hazretleri diye yutturulmaya çalışan arsızlar ve ellerindeki kitap geldi. Kendi yazdıkları fetvaları "Bunlar Allah'ın emirleridir, Allah Kuran'da böyle emrediyor" diye yutturan padişah ve sultan dalkavuğu, dinini makam ve para karşılığı satan şeyhler, efendiler, şeyhülislamlar ve ellerindeki kitaplar geldi. "Kuran öyle mealden okuyarak anlaşılmaz, ver onu al bunu oku" diyen yani Allah'ın sana anlatmayı beceremediğini ben daha iyi anlatırım diye elindeki eserini(!) tutuşturan müşrikler geldi aklıma. Padişahlar iktidar için kardeşleri dahil bir çok insanı boğazlatırken "Bir masumu öldüren bütün insanları öldürmüş gibi olur " diyemeyen, ellerindeki kitaplarla bunların nasıl Allah'ın izniyle(!) yapıldığını millete yutturan insan müsveddesi alimlerin(!) yazdıkları kitaplar geldi. Kıçlarından uydurdukları sözleri "Bir hadisinde Peygamberimiz buyurmuştur ki..." diye yazdıkları kitapları "Bunlara inanmalısınız" diye ellerinde kitapla dolaşan haysiyetsizler geldi. Sonra "Efendi hazretlerine uykusunda Allah'tan ilham gelmiş ..." diye orasını burasını yaladıkları şeyhlerin "Allah'ın ilhamı ile yazdım" dedikleri utanç abideleri kitaplar geldi aklıma. Her fermanına "Kullarıma emrimdir..." diye başlayan padişahlara "Kula kulluk edilmez" diyemeyen tarikat şeyhleri, dervişler ve bil cümle din tüccarının kitap diye yazdıkları "Allah'ın emirleri bunlardır, okuyun ders edin" diye müritlerine dayadıkları kitaplar geldi. Sırf bizim dinimiz de yok ki "gökten indiği sanılan kitaplar": Matta'nın yazdıkları, Luka'nın yazdıkları vb. bil cümle İncil'ler, Talmud vs.vs. Sözü uzatmayayım, en acı olanı tüm bunları bildikleri halde bunları yapanları alim diye yutturmaya çalışanların kalkıp sanki bunlar kastedilmemiş de Kuran söylenmiş diye fitne peşinde olmaları. Metni yazan şahıs bir de yetmiyormuş gibi tutanakta bu cümlenin arkasında olan "alkışlar" kısmını da çıkarmış. Ne kadar dürüst bir Müslüman(!). Niye mi çıkarmış tutanaktaki alkışlar kısmını bilin bakalım: Belli ki meclisteki onca insan buraya bu fitneyi taşıyan insan evladı gibi anlamamış ki bir kişi dahi çıkıp "sen ne diyorsun paşa dememiş", tam tersine alkışlamışlar. Bakalım bu insanlardan bazıları kimmiş: Adnan Menderes, Falih Rıfkı Atay, Kazım Fikri Özalp, İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Refet Bele, Kazım Karabekir, Celal Bayar, Mehmet Fuad Köprülü, Ali Fuat Cebesoy, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Yahya Kemal Beyatlı... Bu müthiş zeka ve deha sahibi şahıs öldükten sonra gider Kazım Karabekir'den başlayarak hesap sorar artık! Herkesi mal, aptal ve cahil sanmayın! Bu metin yayınlandıktan sonra kendisine saygı duyduğun İhsan Eliaçık'a eleştirilerimi de ayrıca yazacağım.

    YanıtlaSil
  42. Sayın Eliaçık, sizi 1,5 yıldır okuyor takip ediyorum. kitaplarınızı okudum.
    Bu kitapları yazan bir dimağın Atatürk hakkında söyleyecekleri yukarıdakilerden daha başka olmalıydı diye düşünüyorum. İçinde yaşadığı ülkenin kurucusunun düşünce aleminden ve yaptıklarından bihaber olmayı size yakıştıramam. Siz kitaplarınızda Kuran'dan ilham alarak ideale yönelik eleştiriler yapıyorsunuz. Sizin Kuran'dan ilham alarak görmeye çalıştığınız rüyayı, Atatürk 20.YY'ın sonunda diriltmeyi denedi. Ama ahali, rüyanın ne olduğunu anlamayacak kadar gafildi. Onun bıraktığı ışığı 80 yıldır söndürmeğe çalışıyorlar. Siz, bir taraftan bu ahaliye ürkütmemek için, diğer taraftan da ülkede iktidar sahiplerini yanında görünmemek adına, Atatürk'ten layıkı ile bahsetmiyorsunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adsiz Kamal hangi ilhami Kurandan almis ! merak ettim. Kurandan ilham alan insan gencligini Allahi bilen kitabi bilen dürüst ahlakli, zinaya yaklasmayan, ickiye elini sürmeyen, calmayan, malina mal katmayan, fakirleri koruyan bir nesil yetistirmek icin ugrasirdi. Irkciliktan insanlari uzaklastirir ortak dil olarak insanlarin Kurani daha iyi anlayacagi Arapcayi secer, Ne mutlu Müslümanim diyene derdi.... Ya adamin alni secde görmüyordu daha hangi ilhami almis bu ! Adami Cumada gören yok, Bayramda gören yok, abdest alip bir sayfa kuran okudugunu goren yok, hangi ilham ! Birakin ya Alllah lillah askina uyduruk bir insani sevmeyin, sevecekseniz gene sevin ama oldugu gibi kabul edin sevin zorla müslümanlastirmayin, Kamal in islamla isi yoktu

      Sil
  43. Hep bir saldiri, hep bir savunma...Sadece sunu dusunun Ataturk gibi bir lider olmasaydi bugun bu topraklar Fransiz, ingiliz veya Yunanlilarin elinde bolunmus olacakti. Bizler musluman olabilecekmiydik, ezan seslerini bu semada duyabilecekmiydik...Ataturk, silah arkadaslari, Kurtulus mucadelesini vermis atalarimiz, dedelerimiz, ninelerimiz olmasa bu rahatlik, bu ozgurluk olabilirmiydi...Nice okumus yazarlarin bile su milletin bu milletin himayesini kabul edelim dedigi, din adamlarina ismarlama fetvalarin cikarildigi bir donem...Ataturk gibi bir liderin bu topraklara gelmesi yuce Allah'in bir lutfudur, Kurtulus mucadelesine katkida bulunmus herkim var ise bize onlardan duaci olmak duser...Kimsenin dini inancini sorgulamak bize dusmez, hepinize saygi, sevgi, hurmetler...Bos cekismelere, sacma tartismalara, ondan bundan tarafa olmayi birakin, onyargilarinizi birakin, arkaniza yaslanin once bir dusunun, bizlerin ozgurlugu icin bile bile olume giden Atalarinizi, ninelerinizi, dedelerinizi dusunun, bir lider olmasa Ataturk olmasa ne olurduk, sosyal, ekonomik, dini her acidan dusunun...FATIH KASKA

    YanıtlaSil
  44. Ihsan bey, yazinizi zevkle, istahla okudum.
    Ancak sonrasinda yorumlara bakma gafletinde bulundum.
    Insanoglu ne kadar nankor, sasirmamak elde degil gercekten.
    Ataturk'un meclis acilis konusmasini ornek surup, Kuran'i kucumsediginden bahseden yorumcu bile, yazinin tamamini (Ataturk'un 11 sayfalik konusmasini) okuma tenezzulunde bulunmamis besbelli.
    Nankorluk, cehaletle besleniyor.
    Ve en korkunc sey de, cehalettir.
    Ilk emri "oku" olan guzel dinimize inananlarin, elestirdigi kisinin sozlerini bile elestirmeden once okumamasi, gercekten ironik!
    Neyse ki baska bir arkadas, sonrasini yayinlamis ve Atamizin soylemeye calistigi seylerin Kuran'la nasil da uyustugunu son derece guzel ozetlemis.
    Ataturk'e camus atmak isteyen, klavye basindaki delikanlilar: Siz hic savasa gittiniz mi? Cihat ettiniz mi? Omrunuzun en guzel yillarini savas meydanlarinda gecirdiniz mi? sizin icin hic olum fermani cikarildi mi? haydi cok cok daha basitini sorayim: Hic karlar uzerinde uyumak zorunda kaldiniz mi, yatacak yeriniz yokken?
    Karalamaktan cekinmeyeceginiz Mustafa Kemal Ataturk tum suallerin cevabina evet derdi.
    Cihat etmek, yurdu kurtarmak, sehit veya gazi mertebesine erismek... iste bunlar dinimizde ovulen, saygiyla yaklasilmasi gereken alanlar.
    Ama bakiyorum da, siyaseti o kadar icsellestirmissiniz ve "oku" emrinden o kderece sapmissiniz, saygiyla bile yaklasmak bir cok arkadasa dokunuyor. Ustelik kendini "dindar" addeden kisiler bunlar!
    Yazik diyorum.
    Durun ve dusunun.
    Allah rizasi icin okuyun.
    Ve su yasadiginiz gunler icin sukredin!

    YanıtlaSil
  45. Abi bu memlekette jet ski ye binerek zevk ü sefa eyleyen, afrikadan zor durumdaki kadınları getirip kendine ikinci üçüncü beşinci eş yapan, sonra da Muhammedin haaşa işediği sidiğini içen sahabe ve eşlerinden bahsedip bizi dinden iğrendiren, dinden çıkmaya zorlayan, islama en büyük kötülüğü yapan şeyh ve şıhlar, cübbeli ya da cübbesizler yok mu kardeşim...Hanginiz dini suistimal edenlere karşı ne yaptınız da Atatürk ün yaptığı konuşma nerenize dokunuyor... O zaman peygamber soyundan gelenlerin şıhların sidiğini içmeye devam mı diyelim yani... Valla helal olsun... Allah izan sahibi yapsın artık Atatürk düşmanlığını bırakın...

    YanıtlaSil
  46. Abi bu memlekette jet ski ye binerek zevk ü sefa eyleyen, afrikadan zor durumdaki kadınları getirip kendine ikinci üçüncü beşinci eş yapan, sonra da Muhammedin haaşa işediği sidiğini içen sahabe ve eşlerinden bahsedip bizi dinden iğrendiren, dinden çıkmaya zorlayan, islama en büyük kötülüğü yapan şeyh ve şıhlar, cübbeli ya da cübbesizler yok mu kardeşim...Hanginiz dini suistimal edenlere karşı ne yaptınız da Atatürk ün yaptığı konuşma nerenize dokunuyor... O zaman peygamber soyundan gelenlerin şıhların sidiğini içmeye devam mı diyelim yani... Valla helal olsun... Allah izan sahibi yapsın artık Atatürk düşmanlığını bırakın...

    YanıtlaSil
  47. Abi ne bu ayrılık gayrılık ya birbirimizin değerlerine ne zaman sahip çıkıp saygı duyup birlikte yaşamayı öğreneceğiz... Ya zaten diğer dinlere mahsup insan ve devletlerin çoğu müslümanlara düşman, Müslümanların çoğu da Türkiye ye düşman...Ne yani biz de birbirimize düşman mı olacağız... Bir insan hem müslüman olup hem de Atatürk ü sevemez mi Amerikan başkanlarından çoğu da Ateist ti onlar ateist olmasıyla mı anıyorlar (kaldı ki Atatürk anlaşıldığı üzere ateist falan değilmiş...) yoksa Amerikaya olan hizmetleriyle mi... Ki bunların çoğu George Washington da sonra gelen Tomas Jefferson, James Madison, james Monroe gibi çok önemli şeyler başarmış yenilikler getirmiş insanlardır... Lütfen izan...

    YanıtlaSil
  48. Merhaba,

    Atatürk, kelimenin tam anlamıyla bir evliyadır. Ben demiyorum; Bkz: http://www.youtube.com/watch?v=oA7rOeK4P4c. (Namık Kemal Zeybek'in Hacı Ahmet Kayhan Efendi Hazretleri hakkındaki televizyon konuşması)

    İslam dinine daha büyük hizmeti olan bir devlet adamı varsa da, ben tanımıyorum, duymadım. "Şunu dedi, bunu düşündü" diye dedikodu etmekten vaz geçin. Miletine gerçek anlamda hizmet eden insanları minnetle anın; bir zahmet. Sayın Eliaçık, sözüm size değil tabi ki, siz okuyup araştıran, tefekkür eden, hepimiz için emek harcayan nadide insanlardansınız. Vargılarınız "okuyanın bakış açısından yanlış" da olsa, hepimiz için, insanlık için büyük bir değer ifade eder. Halbuki burada yorum yapan bazılarının kendi "sığ" düşünüşlerinden ötesi ile ilgilenmedikleri pek belli.

    Saygılarımla,

    Şerif Yıldırım Tatay

    YanıtlaSil
  49. Atatürk ün müslümanlığından hiç şüphem yok, onun fikirlerini anlamalı ve uygulamaya çalışılmalıdır. Kendisinin manevi mirası akıl ve bilimdir. Antiemperyalizm , akıl ve bilimin ışığında çağdaşlaşma hedefi vardır. Doğmatik ve değişime kapalı bir anlayış değildir. Dini konulardaki nasihatlarını dikkate almalı ve uygulanmalıdır. Kimse atayı gerektiğinden fazla yüceltecek, bir ilah yerine koyacak da değildir. Çünkü %99 u müslüman olan bir ülkede herkes kime tapacağını bilir.

    YanıtlaSil
  50. 'Mustafa Kemal dinsizdir, dini sabote etmiştir, Arapça alfabeyi kaldırmış, yok içki içmiş' bilmem ne. Doyamadınız bunları söylemeye. Laf ola beri gele, delinin biri kuyuya bir taş atmış kırk akıllı uğraşmış çıkaramamış işte. Anlayın ki o ayetlerden yola çıkarak yaptığınız o din tüccarlığı yakıştırmalarınız asılsızdır. Hiç bir din tüccarı gibi Allah Din Peygamber Kitap diyerek kendini ve yaptıklarını övgüye layık göstermeye çalışmamıştır. O koskoca konuşma metninden cımbızla çekmişsiniz ya o bir kaç cümleyi orada da İslam Kur’an din Allah peygamber bulamamışsınız. Ama aradığınız çok belli. Üstelik yok diyenlere çok zorluyorsunuz demişsiniz. Oysa ki olmayanı var göstermeye çalışırken nasıl bir zorlamanın içine girdiğinizin şuurunda değilsiniz.
    Size göre iftira atmak, haksızlık etmek gayet normal ve yerinde bir eleştiri iken hakkını korumak, yaptıklarını hatırlatıp vicdanlara teslim etmek, hakkını vermek, adını yaşatıp, yaptıklarına minnet duyduğumuzu belli etmek ise onu övmek, yüceltmek yere göğe sığdıramamak, devlet tanrısı ilan etmek oluyor. Sizin ölçünüzü yerim ben o zaman. Adına dahi saygısı olmayan maymun iştahlılar yersiz haksız hakaretleriniz ve hiçe sayışlarınız meşru bir kılıf giymiş olmuyor demokratik eleştiri adı altında yapılınca. Haklıya hakkını verecek, haksızlık edene dur diyecek zihniyet Allah'ın emridir. Eminim bunu çok iyi bilirsiniz ‘Allah’ın emri şüphe yok ki gerçekleşecektir.’ Biz de biliyoruz. Ve Atatürk bizim ne ilahımız, ne peygamberimiz, ne dinimiz, ne imanımız, ne nurumuz ne de babamızın oğlu değildir arkadaş. Sizin yakıştırdığınız o din tüccarlığı tipi var ya, işte o din tüccarlarının taraftarları için onlar peygamber, tanrı, kitap gibidir. Çok karıştırıyorsunuz hem de nasıl karıştırıyorsunuz deme gitsin. Buu tarikatçi, şeyhçi, şıhçı, mollacı din taciri Allah kitap peygamber hadis sünnet diye dinle kara para aklayan üfürük uçurup tükürük sıçıran düzene karşı olan kişiye o sıfatı layık görüyorsunuz. Nereden yemleniyorsunuz? Bu suçlamaların kaynağı neresidir, kimdir bilir misiniz? Tam da o düzenden geçinenlerin ta kendisidir.
    O kimseler kendilerine ait olanı Mustafa Kemal Atatürk’e iftira atmışlardır ve iftiraya devam etmektedirler. Neden biliyor musunuz? Çünkü o din tacirleri, yalanla, sahtekarlıkla, insanların maneviyatıyla alay ederek, bilgisiz insanlar üzerinden dünyada saltanat ve hüküm sürüyorlardı. Ve bildikleri tek şey din yalanı ve istedikleri tek şey dünya menfaatleri iken, hakikatten, doğruluk ve dürüstlükten, vicdandan, vatan millet insan sevgisinden, özgürlük, bağımsızlık gibi değerler ve erdemlerden anlamadılar. Bunlar da ne ola ki, mal mülk şan şöhret getiriyor mu bunlar dediler. Öyle olmasa neden yapılsın ki vardır mutlaka içinde bit yeniği dediler ve iftira attılar. Çünkü yalancıydılar yalandan başka olanı anlayamazlardı, sahtekar, çıkarcı, bencil idiler, sonunda kolay yoldan elde edilecek menfaat yok ise bunun ne anlama geldiğini anlayamazlardı. Çünkü ancak hakikate sığan onurlu erdemli değerlere karşı kör sağır ve dilsizlerdi. İşte bu yüzden kendilerine düşman gördükleri kişiyi kendileri gibi aynı emeller peşinden koşan biri sandılar ve onlara göre Atatürk onları bu yolda kendisine rakip olarak görüyor, bu nedenle de onları sahadan sürmek istiyordu. Zira aksini düşünemeyecek kadar cahil idiler.
    Zannımca bu bahis Allah’ın kör, sağır, dilsiz dediklerine karşılık geliyor.

    YanıtlaSil
  51. Diğer konuya gelirsek, ‘Atatürk olmasaydı başkası olacaktı.’ Hangi mantığın ürünü bu cidden bilmek istemiyorum. Şu şekilde devam ettireyim, sen olmasaydın başkası olacaktı arkadaşım. Şu an var olduğun için yer mi kaplıyorsun, yok olduğunda hiç var olmamış gibi anılmayı da doğal mı karşılıyorsun. Mesele öldü gitti adam hala neyi konuşuyorsunuz meselesi ise biz zaten ölü etine kemiğine değil, mirasına sahip çıkmayı benimsedik, yoksa anıt kabir milyonlarca bez parçasıyla doluverirdi. Sen bile şaşırırdın.
    Mustafa Kemal Atatürk sadece ve sadece Kurtuluş Savaşının komutanı, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, istiklal mücadelesinin lideri, millet iradesinin öncüsü, demokrasi, hukuk devleti ilkelerini bu millete kazandıran bir devlet adamıdır. Medeni kanunun kabul edilişine, kadınlara verilen haklara, seçme seçilme haklarına bakın, bir miktar daha evrensel yenilikler göreceksiniz.
    İftiracıların iftira sebepleri bunlardır, çünkü özgür bir millet özgürce düşünür ve ona dini safsata satılamaz hale gelmişse o milletin hiç manası yoktur.
    Dünden bugüne sürdürdüğünüz yalanlarla iktidar kürsülerini meclis koltuklarını bile işgal etseniz bu millet hürdür hür. Aklı hür vicdanı hür bir millettir. Ve o milletin tek bir meselesi vardır hakka riayet adalete teslimiyet. O yüzden din satanlarınızın iftira atanlarınızın nerelerde konuşlandıkları, hak yiyip adalet tükürenlerinizin hangi kitaba göre konuştuğu o hür akıllarda ve o hür vicdanlarda yargılanmaktadır.
    Teslim aldığını sandıkları millet iradesi, inandırdıklarını sandıkları akıllar, ikna ettiklerini zannettikleri vicdanlar onlara hala egemendir ve her zaman egemen olacaktır. Bunun aksini zannedenler işte onlardır boş heveslere kapılanlar.

    YanıtlaSil
  52. din nedir?.. islam nedir?.. genel anlamiyla insanligin iyiligine olan herseydir.. telden yaziveriyorum.. Kuranin mantigiyla uyusan her soylem her eylem kutsaldir.. kisi kim ya da ne olursa olsun.. alemde bir hak vardir ve hak kuvvetin ustundedir diyen bir insanin dinsel bir kimligi yoktur.. esasinda tanriya ve elcilerinin hepsininde ayni seyleri soyledugine inanan birinin dunsel bir kimligi yoktur... asil kimlik, asil meziyet insana, insanliga ne kadar faydali olmakla esdegerdir.. BELLI BIR KIMLIK ALTINDA KIMLIGINI INSAN BOYUTUNA CIKARABILMIS INSANLARA YAPILACAK ELESTIRILERIN BIR DEGERI YOKTUR.. CUNKU TANRININ ISTEDIGI NITELIKTE BIR INSAN OLMAK ZOR ISTIR.. ATATURK BUNU KENDISINI ELESTIREN HAFIF KAVRAYISLARIN COK USTUNDE BASARMIS BIR INSANDIR.. elestirilebilir ama birakin bunu nitelikli insanlar yapsin..akli ve vicdani sagliksiz olanlar degil.. ataturk yasasaydi ihsan hocamizin bu yazisina saygi duyardi. takdir ederdi... haricten gazel okuyan kavrayissizlarikini degil..yok gokten indigi demiste yok musluman degilmiste zart zurt.. bi susun artik be.. beyisiz kavrayissiz yuzsuzler!...

    YanıtlaSil
  53. Yav bu ataturk ne buyuk bir adammis en cok yorum onunla ilgili. Ister ataturk ister mustafa deyin. Allah ondan razi olsun

    YanıtlaSil
  54. İhsan hocam
    Sizin görüşlerinizi sürekli görsel medyadan sürekli takip ediyorum. Çok şüpheci şekilde vede irdeleyerek görüşlerinizi takip ediyorum. Bu konudaki düşüncenizi de hep merak etmişimdir.

    Gerçek alim değerli olanı görür ve gereken değeri verir.

    Ne yukarıda,ne aşşağıda, ne sağda, nede solda bakmadığınız için;
    Olabilecek en gerçekçi ve yaşayan en güncel hali ile geçmişi ve bugünü anlattığınız için;
    Anlaşılabilir şekilde anlattığınız için;
    Afyonlamadığınız için;
    teşekkür ediyorum.

    Lütfen devam ettiğiniz çizgiyi hiç bozmayın ve hep böyle özgür ama karakterli kalın.



    Ayrıca bir sorum var size.
    Yazınızdan şu sonucu çıkarttım.

    Geçmişte yaşamış yada yaşamakta önemli kişilerin bize isimlerinden ziyade, hayatımıza, günlük yaşamımıza katkı sağlayacak şekilde yaşattıkları evrensel değerleri önemlidir.

    Doğru anlamışmıyım?

    Teşekkür ederim......

    YanıtlaSil
  55. Sevgili hocam, ağzına sağlık. çok güzel şekilde olayı yorumladınız.

    YanıtlaSil
  56. En baş düşmanları bile anladı saygı duydu , bizim kiler düşmandan düşman...çok konuşursunuz daha ....

    YanıtlaSil
  57. Nefsinize hoş gelen bir paragrafı bir insana Put perest veya dinsiz demek için kullanlar, bu metni okuyup anlayacaklar mı ?

    Atatürk, İngilizlerin 1937 yılında Filistin'de Yahudi Devleti kurulmasını amaçlayan Peel Komisyon Raporu'nu duyduğunda şöyle isyan etmişti: "Arapların sözde istiklal kelimesine inandıkları ve bu uğurda Arap memleketlerini Avrupa emperyalizmine esir kıldıkları çok şayanı teessüftür. Arapların arasında mevcut olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez. Biz vakıa birkaç sene Araplar'dan uzak kaldık. Fakat şimdi kendimize kafi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslamiyet'in mukaddes yerlerinin Museviler'in ve Hristiyanlar'ın nüfuzunun altına girmesine mani olacağız.

    Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz. Biz şimdiye kadar İslamiyet'e lakayt olmakla itham edildik. Fakat bu ithamlara rağmen Peygamberin son arzusunu, yani mukaddes toprakların daima İslam hakimiyetinde kalmasını temin için kanımızı dökmeye hazırız. Cedlerimizin, Selahattin'in idaresi altında, uğrunda Hıristiyanlar'la mücadele ettikleri topraklarda yabancı hakimiyetine asla müsaade etmeyeceğiz. Bugün, Allahın inayeti ile kuvvetliyiz.

    Avrupa bu mukaddes yerlerin sahibi olmak için atacağı ilk adımda, bütün İslam aleminin ayaklanıp icraata geçeceğine şüphem yoktur."

    Atatürk bu sözleri "Bombay Chronicle" gazetesine 27-7-1937 tarihinde söylemişti...

    "Kim bir adamı ey kâfir diye çağırır veya ona ey Allah'ın düşmanı derse, o adam da böyle değilse, bu söz, söyleyenin kendisine döner."

    Buhârî, Edeb 44; Müslim, Îmân 112

    YanıtlaSil